Alevi Haber Ajansi

Dede Mustafa Özgün: Yunus Emre’nin kabri sevenlerinin kalbinde-VİDEO

PİRHA-Isparta Gönen’de bulunan Yunus Emre Türbesi’ne ilişkin konuşan Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün, Yunus Emre’nin kabrinin nerede olduğunun bir öneminin olmadığını, Yunus’un kabrinin sevenlerin kalbinde olduğunu ifade etti. 

Isparta Gönen’de bulunan Yunus Emre Türbesini her yıl binlerce insan ziyaret ederek kimi sağlık, kimi iş, kimi çocuk, kimi barış dileğinde bulunuyor, dua ediyor ve adak adıyor.

Yunus Emre Türbesi’ne ilişkin Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün, Pir Haber Ajansı’na konuştu.

Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün Yunus Emre’nin Isparta Gönen’e geliş hikayesini ve Yunus Emre Türbesinin var oluş rivayetini şöyle anlattı:

“Yunus Emre Eskişehir’deki bir Yunus köyünde yaşıyormuş. Köyde kıtlık yaşandığı bir dönemde Hacı Bektaş Veli’nin yoksullara yardım ettiğini duyan Yunus, Hacı Bektaş’ın yolunu tutar. Giderken boş gitmeyeyim diye de bir alıç ağacından alıç toplayıp gitmiş.

“Yunus, Selamün aleyküm deyip konuşmaya başlamış, “Ben yardım istemeye geldim köyümüzde kıtlık var” demiş. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli zahire mi himmet mi, zahire mi himmet mi? üç kere tekrarlamış bunu. Üçünde de Yunus, himmet bizim karnımızı doyurmaz deyip, zahire isterim demiş. Hacı Bektaş Veli müritlerine,  “Götürün bunu ambara taşıyabileceği kadar zahire verin” demiş. Zahiresini alıp yola koyulan Yunus kara kara düşünmeye başlamış. “Himmet mi nasip mi?  götürdüğüm zahire biter belki de, nasip belki de bitmez” deyip gerisin geri Hacı Bektaş’a gidip, ‘pirim ben himmet istiyorum zahire istemiyorum’ demiş. Hacı Bektaş da ‘O himmetin anahtarını Tapık Emre’ye verdim, git ondan al’ der.

Tapık Emre, hizmet et, himmetini al demesinin üzerine Yunus, dergahta çalışmaya başlamış. Taptuk Emre Yunus’a, koruda odun taşıma işi vermiş. Yunus her gün sırtında Hacı Bektaş’a odun taşırmış. Getirdiği odunların hepsi düz olunca, bir gün sormuşlar “ya Yunus dağda hiç mi eğri odun yok hep düz odun getiriyorsun” buna karşı Yunus, bu dergaha insanın eğrisi bile giremez, demiş.

Bir rivayete göre Yunus kırk yıl Hacı Bektaş Veli’de kalmıştır kaldığı süre boyumca da üç cilt kitap yazmıştır. Üçüncü cildinin son sayfasında Yunus kendine der, “Ey Yunus sen bu kadar lakırtı yazdın çizdin söyledin seni sıgaya çeken bir molla kasım hoca gelirdi.”

İki yüz sene sonra Molla Kasım hoca gelir Yunus’un kitaplarını inceler, birinci cildini şeriata uygun değil der yaktırır, ikincisini okur onu da uygun değil der denize attırır, üçüncüyü okur en son sayfasında sana rakip olan seni sigaya çekecek bir Molla Kasım hoca gelir sözünü okuyunca, kendisi o zaman bir irkilir bu zat der, bu Yunus ermiş birisidir. Yaktığı, attığı kitaplara üzülür, o son kitabı bırakır.

Yunus Emre’nin üçüncü cildi olan gerçek kitabın kendisinde olduğunu fakat kaybettiğini belirten Dede Mustafa Özgün sözlerine şöyle devam etti:

“Şu anda Yunus’a ait o kadar çok kitap var ki bir sürü üretmişler o bizim Yunus değil de ikinci bir Yunus gibi bir sürü üretmişler.”

Yunus Emre’nin kabrinin nerede olduğunun bir öneminin olmadığını, Yunus Emre’nin kabrinin sevenlerin kalbinde olduğunu belirten Dede Mustafa Özgün “Aşk olsun Yunus’a” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

PİRHA/ISPARTA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak