Alevi Haber Ajansi

‘Daha fazla yoksulluk, işsizlik, dayatanlara ‘artık yeter’ demenin vakti gelmiştir’

PİRHA- Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Samsun Şubeler Platformu, “Soframızdaki ekmek, boğazımızdan geçen lokma her gün biraz daha küçülüyor” diyerek basın açıklaması yaptı.

KESK Samsun Şubeler Platformu, “İnsanca yaşamaya yetecek gelir ve güvenceli çalışma için halktan, emekten yana bir bütçe istiyoruz” diyerek sokağa çıktı. Yapılan basın açıklamasında, iktidarın ekonomi politikaları eleştirilerek “Faizden, ranttan, bizim cebimizden verilen hazine garantilerinden beslenen, kazancını vergi cennetlerine transfer eden mutlu azınlığın serveti büyüyor. Bizim payımıza ise vergi cehennemi düşüyor” denildi.

“PEMBE TABLOLAR ÇİZMEYE DEVAM EDİYORLAR”

BES Samsun Şube Başkanı ve KESK Dönem Sözcüsü Yılmaz Tuluk’un okuduğu basın açıklamasında, hayatın her geçen gün daha zorlaştığına dikkat çekilerek şu hususlara dikkat çekildi:

“En önemli toplumsal sorunumuz haline gelen işsizlik ve yoksulluk pandemi koşullarında daha da derinleşiyor. Buna rağmen ülkeyi yönetenler pembe tablolar çizmeye devam ediyor. Oysa ister mavi yakalı olalım ister beyaz yakalı. İster asgari ücretli olalım ister emekli. İster küçük esnaf olalım ister çiftçi… Hiç fark etmiyor. Her gün biraz daha fazla yoksullaşıyoruz. Her gün biraz daha güvencesiz hale geliyoruz. Açlık sınırının 3 bin, yoksulluk sınırının 10 bin TL’yi aştığı koşullarda geçinemiyoruz.

Ülkeyi yönetenler büyüme rakamları ile övünüyor. Oysa bizim payımıza hep küçülme düşüyor. Kendine ‘yetkili sendika’, ‘yetkili konfederasyon’ diyenlerin her seferinde altına imza attığı ‘satış sözleşmeleri’ ile maaşlarımız-ücretlerimiz eriyor. Her alışverişte cebimizden çıkan para artsa da poşetlerimiz gittikçe küçülüyor. Milli gelirden, yani emeğimizle, alın terimiz ile ürettiğimiz gelirden aldığımız pay küçülüyor.”

“MUTLU AZINLIĞIN SERVETİ BÜYÜYOR”

Tam 12 yıl öncesinin rakamlarının altına inen kişi başına gelirimiz küçülüyor. Soframızdaki ekmek, boğazımızdan geçen lokma her gün biraz daha küçülüyor. Çalıştığımız kamu hizmetleri alanı piyasalaştırma ve tasfiye politikalarıyla, özelleştirme soygunu ile gittikçe daraltıyor, küçültülüyor. Kamuda güvenceli, kadrolu istihdam eriyor, küçülüyor. Yaşadığımız Bu Topraklarda Büyüyen, Artan Şeyler De Var Elbette…

İşsizler ordusu her gün biraz daha büyüyor. Temel tüketim maddeleri başta olmak üzere iğneden ipliğe her şeyde devam eden zam kasırgası hız kesmeden büyüyor. Ali Cengiz oyunları ile takla attırılan TÜİK rakamları ile perdelenmeye çalışılsa da yaşadığımız gerçek enflasyon, hayat pahalılığı büyüyor. Güvencesiz, sözleşmeli, esnek istihdam, angarya çalışma katlanarak büyüyor. Faizden, ranttan, bizim cebimizden verilen hazine garantilerinden beslenen, kazancını vergi cennetlerine transfer eden mutlu azınlığın serveti büyüyor.

Bizim payımıza ise vergi cehennemi düşüyor. Hem çalışıp üretirken hem de tüketirken bizden kesilen vergiler artmaya devam ediyor. Elimize geçen gelirle ayın sonunu getiremediğimiz için borçlarımız artıyor.”

“BÜTÇE HAKKIMIZ GASP EDİLİYOR”

İşte bu ağır koşullarda hepimizin geleceğini yakından ilgilendiren bir süreç, bütçe süreci başlıyor. Bütçeler kaynakların kimlerden toplandığını ve söz konusu kaynakların kimlerin ihtiyaçları için kullanıldığını gösteren belgelerdir. Dolayısıyla bir ülkede mevcut sitemin, iktidarın kimden hangi sosyal sınıf ve tabakadan yana olduğunu anlamanın en kolay yolu bütçe harcamalarına bakmaktır. Ne yazık ki Türkiye’de yıllardır bütçeler ülke kaynaklarının, emekçilerden, halktan alınan vergilerin sermayeye-patronlara, yandaşlara, güvenlikçi politikalara aktarılmasının bir aracı haline dönüşmüştür.

Sermayeye, patronlara, yandaş müteahhitlere ‘teşvik’, ‘yeniden yapılandırma’ ‘vergi barışı’, ‘vergi affı’, ‘prim desteği’, ‘hazine garantisi’ adları altında muslukları sonuna kadar açanlar sıra alın terinin karşılığını isteyen işçilere, emekçilere gelince ‘bütçe imkanlarımız kısıtlı’, ‘size istediğinizi verirsek gemi batar’ bahanelerinin arkasına saklanmaktadır.

Eylül ayı başında açıklanan Orta Vadeli Program ülkeyi yönetenlerin yine yüzünü sermayeye sırtını emeğe dönen bir bütçe hazırlığında olduğunu gösteriyor. Bu ülkenin emeği ile geçinen ezici çoğunluğu olarak yan yana gelmezsek yeni açı reçeteler yeni ‘kuru ekmek bütçeleri’ kapımıza dayanacak. Orta vade de, uzun vade de tek planları, programları bizlere daha fazla yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik dayatmak olanlara ‘artık yeter’ demenin vakti çoktan gelmiştir.

KESK olarak içinde bulunduğumuz olağanüstü koşullarda dar gelirlilerin, ücretli kesimlerin salgından korunarak nefes almasını ve insanca bir yaşam sürmesini sağlayacak, emekten, halktan, barıştan ve ekolojiden yana bir bütçe istiyoruz!

Kısacası yarattığımız değerlerin, oluşturduğumuz kaynakların insanca bir yaşam, çalışma koşulları ve iş güvencesi, parasız kamusal hizmet olarak geri dönmesini istiyoruz. Bu talepler sadece bizim değil milyonların talepleridir. Bu nedenle başta kamu emekçileri olmak üzere; yıllardır yok sayılan pandemi koşullarında korumasız bırakılarak işsizliğe, yoksulluğa terk edilen milyonları taleplerine sahip çıkmaya, halktan emekten yana bir bütçe, insanca yaşam mücadelesinde omuz omuza vermeye çağırıyoruz!”

PİRHA/SAMSUN

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak