Alevi Haber Ajansi

Cevdet Konak: Tuncay Sonel’in yanında, tüm kamu yetkilileri Gülistan Doku cinayetinde sorumludur! -VİDEO

PİRHA- Yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, Gülistan Doku soruşturmasında dönemin kayyımı ve valisi Tuncay Sonel’in yanında, o dönemde yetkili olan tüm kamu görevlilerinin Gülistan Doku cinayetinde sorumlu olduğunu belirtti. 

Türkiye’nin son yıllardaki en karanlık dosyalarından biri olan Gülistan Doku davası sil baştan yürütülüyor. 6 yıldır “Munzur’un karanlık sularında” aranan adaletin aslında devletin arşivlerinde, silinen hastane kayıtlarında ve yönü değiştirilen kameralarda gizlendiği ortaya çıktı.

2026’nın şafak operasyonuyla aralanan perde; bir üniversite öğrencisinin kaybının değil, bir valinin oğlunu ve bir polisin yakınını korumak için seferber edilen devasa bir “suç bürokrasisinin” anatomisini gözler önüne seriyor.

Dosya kapsamında dönemin valisi ve kayyımı Tuncay Sonel’in yanı sıra 12 kişi tutuklanırken, dosya kapsamının kimlere uzanacağı tartışılıyor.

Görevden alınarak yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, Gülistan Doku soruşturmasındaki gelişemelere ve dönemin valisi Tuncay Sonel’in görev yaptığı dönemdeki uygulamalarına dair sorularımızı cevaplandırdı.

“YAŞANANLARIN TARİHSEL ARKA PLANI VAR”

PİRHA: Gülistan Doku soruşturmasındaki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevdet Konak: Gülistan Doku 6 yıl önce burada üniversite öğrencisi dolayısıyla 5 Ocak 2020 tarihinde kayboldu diye işte bir süreç başladı. Ama buraya gelmeden şunu ifade etmek gerekiyor. Yani 2016 yılına kadar belediyelerimiz Dersim’de özel savaşın yaratmak istediği psikolojik stratejilere karşı bir mücadele ağı oluşturmuştu. Belediyelerimiz şunun farkındaydı. Özel savaş taktikleri ve psikolojik savaşın kendisi Dersim’de sürekli hareketlidir, diğer Kürdistan coğrafyasında olduğu gibi. Çünkü bir deneyimleri vardı.

Osmanlı döneminde devlet Dersim coğrafyası üzerinde silahlı saldırıların dışında özel savaş yöntemlerini harekete geçirmiş ve 1915’te Dersim coğrafyasında yaşayan Ermeni canlarımıza yönelik saldırılar düzenlenmiş. Bu coğrafyadan uzaklaştırılmışlar. Onlar Dersimlilerin hem yoldaşlarıydı, kirveleriydi, müsahipleriydi. 1921’de merkezi yetkiler verilen Sakallı Nureddin Koçgiri’de bir Alevi Kürt katliamını yaptı. Taş üstüne taş bırakmadı. Binlercesini katlettikleri gibi binlercesini de köylerinden sürgün ettiler. Şimdi böyle bir devlet geleneğinden bahsediyoruz.

Geliyor tek partili dönem. Yine bu yöntemler devam ediyor. 1935 ‘Tunceli Kanunu’ ile birlikte Abdullah Alpdoğan’ı tüm yetkilerle donatıp Dersim coğrafyasına gönderiyorlar. 37-38 soykırımında tüm yetkilerin verildiği bir vali ve Dersim’de çocuk, bebek, genç, yaşlı, kadın demeden on binlerce insanımızın katledilmesine öncülük yapıyor.

12 Eylül geldi. Tam yetkiler ile Kenan Güven vardı. O da bir valiydi. Asker kökenli bir valiydi. Ve aynı şekilde hem köylerimizi yaktı yıktılar. Ayrıca da özel savaşın psikolojik savaşın bütün yöntemlerini, araçlarını bu coğrafyada kullandılar.

14 yıllık yerel yönetimler sürecinde özel savaşın yöntemlerine ve araçlarına karşı Dersim Belediyesi bir mücadele ağı oluşturmuştu. Yani hem uyuşturucu ve diğer bağımlılıkla ilgili. Dersim’de, ilçelerinde ve köylerinde çok kullanamıyorlardı. Çünkü karşılarında bir irade vardı. Dersim iradesi bu halkın kimliği, kültürü, inançsal değerlerini temsil ediyordu. Ve dolayısıyla buradaki bütün değerlere karşı bir koruma ağı oluşturarak sistemin bu savaş taktiklerine karşı da demokratik yolda mücadele ediyordu.

“DEVLETİ KALKAN OLARAK KULLANMIŞ”

-Soruşturmanın ana merkezinde bir dönem vali  ve kayyım olan Tuncay Sonel’in olduğu belirtiliyor. Kamu gücünü kullanarak cinayeti örtbas ettiği soruşturma dosyasına girmiş durumda. Bu kamu gücünün kullanılma halini nasıl yorumluyorsunuz?

2016 17 Kasım’da eş başkanlarımız Nurhayat Altun ve Mehmet Ali Bul’un tutuklanmasından sonra kayyım atandı. Şimdi kayyımın kendisi yağmadır, talandır. Kayyım senin kimliğine, diline, kültürüne ve inançlarına düşmandır. Kayyım senin kazanımlarını yok etmek için atanmıştır. Çünkü atanan hem vali hem de kayyım olarak belediye başkanlığını yapıyor. Dolayısıyla bir kentte devletin bütün kurumları bunun elinde. Kendi varlığını devam ettirmek için bir baskı oluşturuyor. Tepeden ve yerel ağlarıyla birlikte hem ekonomik, sosyal, siyasal, politik alanda da kendisini güç olarak öne çıkarıyor.

Tam da bu kayyımın döneminde Gülüstan Doku sözüm ona o tarihte kayboldu dediler. Şu viyadükte bulundu dediler. Ama genel anlamda Dersim’de şu tartışılıyordu; Gülüstan’ın başına acı bir olay geldi.

Gülüstan üniversiteli bir öğrencimiz ve dolayısıyla sistemin de saldırılarının farkında olmuştur. Ancak kayyım valinin oluşturduğu ağda Gülüstan gibi kızlarımızı yaşamlarına son verdiler.

Gülüstan Doku’nun soruşturması 6 yıl önce başladı. Arama-tarama çalışmaları 2022’ye kadar devam etti. 2022’de bir sessizlik başladı. Dolayısıyla 6 yıl sonra açığa çıkan bu durumda görüyoruz ki kayyım vali bütün yetkilerini kullanarak bu olayı, bu durumu kapatmaya çalışmış. Çünkü işin içerisinde kendisi var. Ve şu anda tutuklu. Dolayısıyla o dönemde sorumlu olan tüm kamu yetkilileri Gülüstan Doku cinayetinde sorumludur.

İl Emniyet Müdürü sorumludur, jandarması sorumludur, hastane başhekimi sorumludur, rektör sorumludur, o dönemde yargı dosyasını takip eden ama sonuna doğru götürmüyen yargıdaki görev alan kamu çalışanları da sorumludur. Şu açıdan çıkıyor. Burada devleti bir kalkan olarak kullanmışlar.

“SADECE TUNCAY SONEL DEĞİL TÜM KAMU SORUMLULARI YARGILANMALI”

-Aynı zamanda Tuncay Sonel’in görevde olduğu süreye dair çeşitli yolsuzluk iddialar kamuoyuna yansıdı. Bu süreçte sizler sık sık buna dair açıklamalar yaptınız. Bugün açığa çıkan ilişki ağlarına baktığınızda ne görüyorsunuz?

Kayyım bu kentin kimliğine, kültürüne, inançsal değerlerine yönelik bir saldırı içerisindeydi. Belediyenin tüm kazanımlarını kapattılar, feshettiler, belediyenin kapılarını kapattılar. Dolayısıyla o tarihte yoğun gözattılar ve tutuklamalarla bir süreci birlikte yürütmeye çalıştılar. Sürecin kendisinde de bir gerginlikler, sorun ve sıkıntılar yaşanıyordu. Dolayısıyla bu olayın yanlarına kalacağını düşündüler.

Toplum da, Dersim halkı da, kayyımın muhakkak bu olayın üzerini kapatmak için kamunun diğer müdürleri, amirleri üzerinde bir baskı yarattığının da farkındaydılar. Ama geldiğimiz aşamada şu anda 12 tutuklu var. Eski İl Emniyet Müdürü’nü Erzurum’da ifadeye çağırmışlar. Kamunun vicdanı şu şunu diyor. Hak, hukuk, adalet eğer işlenecekse burada sorumlu olan herkesin yargılanması ve kamu vicdanında, halkın vicdanında mahkum edilmesi gerekiyor.

Aynı yıl yapılan arama tarama çalışmalarında Esma Kılıçarslan’ın cenazesi bulundu. Esma Kılıç dosyası da kapatıldı. Ama inanıyoruz ki Gürüstan Dokunu’nun dosyasıyla birlikte kurumlarımızın, STK’lerimizin ve Dersim halkının ve Dersim halkının yanında yer alan dostlarımızın demokratik tepkileri sonucunda Esma Kılıçarslan’ın da dosyasının açılacağına inanıyoruz.

“DEMOKRATİK AĞI BÜYÜTMELİYİZ”

-Bundan sonra nasıl bir yol izlenmeli?

Cevdet Konak: Bölgeye yönelik, coğrafyaya yönelik, kimliğimize, kültürümüze yönelik kısa, orta, uzun vadede yapmış olduğu planlamaların farkındayız. Asıl bizim bu saldırılara karşı demokratik anlamda ne yapmamız gerekiyor. Şu an bize de, Dersimlilere de, Dersim’in dostlarına da büyük bir görev ve sorumluluk düşüyor. Biz demokratik alanda gücümüzü daha da bir araya getirmeliyiz.

Tüm kurumlarımızla, sosyalist hareketlerle birlikte, bu coğrafyada inanç kurumlarımızla birlikte demokratik toplumu, demokratik mücadeleyi güçlendirmenin yöntemleri üzerinde daha ağırlıklı çalışma yürütmemiz gerekiyor. Aksi takdirde bugün bu kayyım da gider, yarın bir başka kayyım gelir. Ama şunun farkındayız biz.

Hep Dersim’in yüzyıllardır sistemin uzun vadeli bu psikolojik ve özel savaş araçlarını burada kullandığını ifade ediyoruz ama dönemsel olarak da mücadele ağı da gelişiyor tabii. Ama bundan sonraki süreçte aslında bizi bekleyen daha büyük sorunlarla karşı karşıya olacağımızı bilmemiz gerekiyor.

O anlamda diasporada bulunan Dersimliler ve yerelde de dahil olmak üzere tüm dostlarımızın hem Dersim hem Kürdistan coğrafyasında kayyım siyasetine, sistemin bu özel ve psikolojik savaş yöntemlerine karşı güçlü bir şekilde demokratik ağını ve mücadelesini büyütmesi gerekiyor.

Nuray ATMACA-Cem EKİNCİ/DERSİM

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.