Alevi Haber Ajansi

‘Alevilikte ibadet korku üzerine değil sevgi üzerine kuruludur’- VİDEO

PİRHA- HDK Halklar ve İnançlar Komiyonu’nun düzenlediği “Halklar ve İnançlar Kendini Anlatıyor” program dizisinin bugün ikincisi gerçekleştirildi. Arap Alevilerinin kendini anlattığı programda konuşan araştırmacı yazar ve sosyolog Tevfik Usluoğlu, “Alevilerde din yaşamdır; gericilik, katletme kültürü üzerine kurulu değildir. Alevilikte cihat ilimle, nefisle ve malla olur, kılıçla cihat olmaz” dedi. 

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Halklar ve İnançlar Komisyonu’nun düzenlediği “Halklar ve İnançlar Kendini Anlatıyor” program dizisinin ikincisi gerçekleştirildi. Programda Arap Alevileri kendini anlattı. Konuşmacılar Musa Özuğurlu Arap ‘Alevilerinde Hz. Ali ve Ehl-i Beyt’in önemi’ , Ahmet Kara ‘Hatay Alevi toplumunun özgünlüğü’, Tevfik Usluoğlu ise ‘Tarihsel, kimliksel, inançsal boyutlarıyla Arap Alevileri’ konularını işledi.

Moderatörlüğünü HDK Halklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Meryem Fehime Oruç’un yaptığı programa Demokratik Alevi Derneği (DAD) Eşbaşkanı Selda Güneş, DAD yöneticilerinden Bülent Felekoğlu, DAD Eyüp Şube Eşbaşkanı Nergiz Güzel ve HDK bileşenleri katıldı.

Programda ilk sözü alan gazeteci Musa Özuğurlu, ‘Arap Alevilerinde Hz. Ali ve Ehl-i Beyt’in önemi’ konusunu anlattı.
Arap Alevilerinin peygambere uyduklarını belirten Özuğurlu, İslamın içinde sayılması için önce bir Allah inancının olması ve peygambere inanması gerektiğini ve sonradan ayrışmaların çıktığını ifade etti.

“İNSANLARIN ALEVİ OLUP OLMADIĞINI BELİRLEYEN ALİ’YE OLAN YAKINLIĞIDIR”

“Neden Arap Aleviliği diyoruz?” noktasında Anadolu Aleviliği ile Arap Aleviliği arasında anlayışlarda ve ritüellerde farklılıklar olduğunu kaydeden Özuğurlu, Arap Alevilerinin Allah’ın birliğine ve peygamberin son peygamber olduğuna inandıklarını söyledi. Ayrımın Hz. Ali ile başladığını dile getiren Özuğurlu, “Arap Alevilerine göre insanların Alevi olup olmadığını belirleyen Ali’ye olan yakınlığıdır” dedi.

“ARAP ALEVİLERİ İSLAMIN MERKEZİNDE”

Arap Alevilerinin kendilerini İslam’ın merkezinde gördüklerini dile getiren Özuğurlu, Hz. Muhammed’in Hz. Ali’nin çocukluğundan beri onu vasi atadığını aktardı. Sünni kesimin Ali’ye bir görev verilmediğini ifade ettiğini ancak bir başka kesimin de bunun tam tersini söylediğini aslında Muhammed’in ölmeden önce Ali’yi halife atadığını söylediğini belirten Özuğurlu, Muhammed’in ölümünden sonra iki emanet bıraktığını ve bunların Kuran ve ehlibeyti olduğunu ancak Sünni kesimin bunu ‘Kuran ve sünnetim’ olarak çarpıttığını, Şia kesiminse daha çok Kuran ve ehlibeyti sahiplendiğini kaydetti.

Alevilerin Hz. Ali’nin yolundan gittiğini ve Ali’nin Arapçanın gramerini yazdığını dile getiren Özuğurlu, Hz. Ali’nin peygamberin ve Kuran’ın bütün ilmine hakim olduğunu bu yüzden Arap Alevilerinin Ali’nin yolundan gittiğini belirtti.

“BÜTÜN DİNLERİN BATINİ TARAFI VARDIR”

Alevilerin yüzyıllar boyunca katliamlara uğramalarına rağmen yine de inançlarını ve dillerini korumayı başardıklarını dile getiren Özuğurlu, “Bütün dinlerin gizli tarafları vardır. Ancak bir şeyin gizli olmasıyla yanlış olması ayrı şeylerdir. Bütün dinlerin batıni tarafı vardır ve Alevilerin de batıni tarafı vardır. Felsefi bir tutum olarak insanı en üstün tuttukları için Aleviler Ali’yi merkeze koyarlar” dedi.

Arap Alevilerinin Kur’an’ı, peygamberi ve Hz. Ali ile ehlibeyti temel aldıklarını ve kendilerini asıl İslam olarak adlandırdıklarını ifade eden Özuğurlu, Arap Alevilerinde ramazan orucu ve namazın var olduğunu dile getirdi.
Alevilerin kutsal kitaplara ve kişilere eşit derecede kutsiyet atfettiklerini ifade eden Özuğurlu, Arap Aleviliği içinde “Alevilik İslam’ın içi midir, dışı mıdır?” tartışmasının olmadığını kaydetti.

“GENÇLERDE KAYMA VAR”

Antakya Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma Derneği Başkanı Ahmet Kara, Hatay Alevi toplumunun özgünlüğü konusunu anlattı. Asimilasyona vurgu yapan Kara, Arap Alevilerinin inançlarını çocuklarına çocuklukta öğretmeleri gerektiğini belirtti. Arap Alevi toplumunun kültürünün unutulmaması için Antakya Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma Derneği’ni kurduklarını söyleyen Kara, Hatay’da 72 milletin yaşadığı bir Alevi kültürü olduğunu aktardı. Çocukluktan beri Alevi kültürünün iyi verilmediği için gençlerde bir kayma olduğuna işaret eden Kara, resmi kurumların sadece Sünni kesime göre kararlar aldıklarını ve bu yüzden de Alevi inancının yok sayıldığı ve bir adım ileriye gitmediğini ifade etti.

“ALEVİ KÜLTÜRÜ ÜZERİNDE DAHA ÇOK DURULMALI”

Hatay’da işlenen suç oranlarının Türkiye genelindeki istatistiklerde düşük olduğunu söyleyen Kara, Hatay’ın 72 milletin var olduğu, insan merkezli evrensel değerlere sahip laik insanların çok olduğu ve kimsenin kimseye karışmadığı güzide bir kent olduğunu dile getirdi. Kara, git gide asimile olan Alevi kültürü üzerinde daha çok durulması gerektiğini de ekledi.

“ARAP ALEVİLER DİĞER  SÜREKLERDEN KOPUK DEĞİL”

Kara’nın arkasından söz alan araştırmacı yazar ve sosyolog Tevfik Usluoğlu tarihsel, kimliksel ve inançsal boyutlarıyla Arap Alevileri konusunu işledi.

Alevi kelimesinin “Ali’ye bağlı olanlar” anlamına geldiğini söyleyen Usluoğlu, kimliksel olarak Arap Alevilerinin Arap oldukları bilgisini verdi. Alevi kelimesinin tarihteki kullanımlarından örnekler veren Usluoğlu, Alevlerin ilk yazılı kaynaklarından biri olan İmam Muhammed Bakır’ın kitabında da Alevi kelimesinin geçtiğini ve bunun 699 yılına tekabül ettiğini belirtti.

Usluoğlu, Arap Alevilerinin Suriye Humus, Lazkiye, Tartus, Hama, Şam ve Lazkiye, Türkiye’de Adana Mersin, Hatay Filistin Ürdün’de, Lübnan’da, Mısır’da, Irak’ta Arna ve Sincar bölgelerinde, İran, Pakistan, Hindistan, Avustralya Sidney, Melbörn, Şili, Arjantin, ABD Pensilvanya ve Kanada da yaşamakta olduğu dikkat çekti.

Usluoğlu, Arap Alevilerinin diğer Alevi süreklerinden kopuk olmadığını ve yol bir sürek bin bir düsturuyla süreklerin birbirine bağlı olduklarını kaydetti.

“ÖZGÜN BİR UYGARLIĞIN ORTAYA ÇIKIŞI GADİR HUM”

Peygamberin son haccı yani veda haccı olan Gadir Hum’da Ali’nin yolunu tutarak onu vasisi ilan etmesiyle birlikte Aleviliğin ortaya çıktığını ve orada Ali taraftarlarının oluştuğunu belirten Usluoğlu, dinlerin birbirinin devam olduğunu kaydetti. Usluoğlu, Alevilere göre tarihte özgün bir uygarlığın ortaya çıkmasının Gadir Hum’da gerçekleştiğini dile getirdi.

“ALEVİLİKTE İBADET SEVGİ ÜZERİNE KURULUDUR”

“Din insan için vardır, insan din için yoktur. Din insanın hizmeti için indirilmiştir” diyen Usluoğlu, Kuranın ilk ayeti olan ‘oku’ kelimesinin insanların sürekli okuyup araştırması gerektiğini vurguladığını ve Alevilerin bunu esas aldıklarını ifade etti. Usluoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Alevilerde din yaşamdır, gericilik, katletme kültürü üzerine kurulu değildir, bu din değildir. Alevilikte cihat ilimle, nefisle ve malla olur, kılıçla cihat olmaz. Zahir, batın meselesi tüm dinlerde vardır. Aleviliğin ibadet algısı ilaha duyulan sevgi üzerine kuruludur, korku üzerinde değil. Alevilik tüm peygamberlere eşit yaklaşır. Arap Alevilerinde İsa’nın havariler bayramı kutlaır 14 Temmuz’da. Farısi kökenli olan Newruzi bayramlar Alevilerde de kutlanır. Birisi Hz. Ali’nin doğumudur. Tecelli, Mihrican bayramları da kutlanır. Arap Aleviliğinde tüm insanlık hazinesi birleştirilerek bir dini ve kültürel algı oluşturulmuştur.”

Alevilerin merkezi iktidarlara olan tavırlarından dolayı tarih boyunca sürekli katliamlara uğradıklarını hatırlatan Usluoğlu, “Suriye’de kadınlar Fatiha okunarak katledildi. Bunu tarih boyunca yaşanan Alevi katliamlarından da biliyoruz” dedi.

PİRHA/İSTANBUL

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak