PİRHA- Alevi Ansiklopedisi’nin üçüncü sempozyumu Dortmund’da başladı. Sempozyumun ilk gününde ansiklopedinin bir yıllık çalışmaları değerlendirilirken, Alevilik bilgisinin üretilmesi, sözlü hafızanın korunması, farklı Aleviliklerin görünür kılınması ve bu birikimin gelecek kuşaklara aktarılması tartışıldı.
Alevi Ansiklopedisi’nin üçüncü sempozyumu Almanya’nın Dortmund kentinde Dortmund ve Çevresi Alevi Dergahı’ında (DAKME) başladı. Program, Pir Cemal Cenan ve Didar Cenan Ana’nın okuduğu gülbeng ile başladı.
Ardından DAKME Eşbaşkanı Alişan Tekin kısa bir selamlama konuşması yaptı. Sempozyuma Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) Eyaleti Kültür ve Bilim Bakanı Ina Brandes de görüntülü mesaj gönderdi. Dortmund Belediye Başkan Yardımcısı da katılımcılara hitap etti.
“BİLİMSEL VE AKADEMİK ÇALIŞMALAR GELENEĞİN AKTARIMINA KATKI SUNUYOR”
Rıza Şehri Akademisi yöneticisi Demir Çelik, Alevi inanç ve kültürünün kuşaklar boyunca taşınmasında sözlü geleneğin yanı sıra bilimsel ve akademik çalışmaların önemine dikkat çekti.
Çelik, Alevilik üzerine yürütülen akademik çalışmaların tarihsel ve inançsal birikimin kayıt altına alınmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunduğunu belirtti.
“ALEVİLERLE BİRLİKTE BİLGİ ÜRETMEK İSTEDİK”
Dr. Hayal Hanoğlu ise ansiklopedinin kuruluş sürecini, temel hedeflerini ve bugüne kadar geçirdiği dönüşümü anlattı. Hanoğlu, projenin temel yaklaşımını, “Derdimiz Aleviler hakkında üretilen bilgiden, Alevilerle birlikte bilgi üretmeye geçmekti” sözleriyle ifade etti.
Ansiklopedinin Alevi toplumunun inançlarını, tarihini, ritüellerini ve farklı coğrafyalardaki varlığını kapsayan bir çalışma olarak tasarlandığını belirten Hanoğlu, Aleviliğin zengin çeşitliliğini belgelemeyi, korumayı ve gelecek kuşaklara aktarmayı amaçladıklarını söyledi.
Ansiklopediyi başından itibaren katılımcı bir dijital platform olarak düşündüklerini ifade eden Hanoğlu, “Çoklu aktörün bir arada olduğu, kolektif aklın kolektif emekle buluştuğu bir alan olarak düşündük” dedi.
Alevi Ansiklopedisi’nin açık erişimli ve çok dilli bir yayın politikası izlediğini belirten Hanoğlu, platformun Türkçe, İngilizce ve Almanca olmak üzere üç dilde yayın yaptığını aktardı. Kürtçenin Kurmancî ve Kırmanckî lehçelerinde de yayın yapmayı hedeflediklerini ancak bunu henüz hayata geçiremediklerini söyledi.
Hanoğlu, Alevi mirasını çok dilli, katılımcı ve açık erişimli bir ortamda gelecek kuşaklara taşımayı ve kolektif hafızayı kuşaklar arası aktarıma uygun biçimde koruyan bir kültürel miras alanı yaratmayı amaçladıklarını vurguladı.
“125 MADDE YAYIMLANDI, 700 BİNİ AŞKIN TEKİL ZİYARETÇİYE ULAŞILDI”
Dr. Ahmet Kerim Gültekin de ansiklopedinin ilk yılında ulaştığı akademik, kurumsal ve dijital kapasiteye ilişkin verileri paylaştı. Gültekin, ansiklopedinin dijital müze, sözlü kültürel miras arşivi, bilimsel araştırma kaynağı ve herkesin erişimine açık dijital yayın olmak üzere dört temel işlevi bir arada yürüttüğünü söyledi.
Gültekin’in verdiği bilgilere göre, bugüne kadar yaklaşık 80 yazarın katkısıyla 125 ansiklopedi maddesi yayımlandı ve 150’yi aşkın hakem değerlendirme süreçlerine katkı sundu. Temmuz 2025 ile Temmuz 2026 arasındaki dönemde internet sitesi 3,3 milyondan fazla sayfa görüntülenmesine ve 700 bini aşkın tekil ziyaretçiye ulaştı.
Video arşivinin Batı Avrupa’daki Alevi toplumunun geçirdiği dönüşümü de belgelediğini belirten Gültekin, Avrupa’daki üç kuşaklık Alevi yaşamının ardından bazı inanç önderlerinin artık Aleviliğe ilişkin inanç bilgisini Avrupa dillerinde ifade ettiğine ve ritüelleri bu dillerde yürüttüğüne dikkat çekti.
“SÖZLÜ TARİH ÇALIŞMALARI KOLEKTİF BELLEK AÇISINDAN ÖNEMLİ”
Dr. İhsan Koluaçık, ansiklopedide yer alan “Pirler ve Analar” bölümüne ilişkin bilgi verdi. Koluaçık, pirler ve analarla gerçekleştirilen sözlü tarih çalışmalarının Alevi kolektif belleğinin korunması ve genç kuşaklara aktarılması açısından önem taşıdığını vurguladı.
Alevi Ansiklopedisi’nde “Pirler ve Analar” başlığı altında inanç önderlerinin yaşam öykülerinin bulunduğunu belirten Koluaçık, video indeksinde de pir ve analarla gerçekleştirilen görüşmelerin yer aldığını söyledi.
Pirler ve anaların taşıdığı inançsal ve kültürel bilginin kayıt altına alınmasının yalnızca bugüne yönelik olmadığını ifade eden Koluaçık, sözlü tarih kayıtlarının Alevi geleneğinin geleceğe aktarılmasına da hizmet ettiğini kaydetti.
“ALEVİLİK YEKPARE BİR ALAN DEĞİL”
Dr. Sönmez Alvanoğlu Yolcu ise ansiklopedinin kapsayıcı ve çoğulcu yapısına dikkat çekti. Aleviliğin tek ve homojen bir inanç alanı olarak ele alınamayacağını belirten Yolcu, farklı coğrafyalarda, dillerde ve inanç pratiklerinde varlığını sürdüren Aleviliklerin ansiklopedide bir araya getirildiğini söyledi.
Tahtacı Alevilerinden Çepni Alevilerine, Roman Alevilerinden Arap Alevilerine kadar farklı toplulukların ansiklopedide yer bulabilmesinin çoğulcu yaklaşımın göstergesi olduğunu belirten Yolcu, “Alevilik yekpare bir alan değil. Alevilik dediğimizde yekpare bir şeyden bahsetmiyoruz” dedi.
Yolcu, “Farklı coğrafyalarda farklı dilleri konuşan, farklı ritüelleri olan ve farklı inanç pratiklerine sahip Aleviliklerden söz ediyoruz. Bu çeşitliliği tek bir yorumun içerisine yerleştirmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.
“BİLGİ KİMİN İÇİN, NE İÇİN VE NASIL ÜRETİLECEK?”
Doktora öğrencisi Ece Esmer Kırma, Alevilik bilgisinin üretilmesi, arşivlenmesi ve dijitalleştirilmesinin epistemolojik ve etik boyutlarını ele aldı.
“Aleviler kendi bilgi rejimlerini, kendi anlam, duygu ve sembol dünyalarından hareketle kurabilecek mi?” sorusunu gündeme getiren Kırma, bilgi üretiminde “Hangi bilgi, kim tarafından, hangi dil ve kavramlarla aktarılacak?” sorularının tartışılması gerektiğini söyledi.
Aleviliğe ilişkin tarihsel kaynaklar, akademik literatür ve yaşayan toplumsal ve inançsal hafızadan oluşan geniş ancak dağınık bir bilgi alanı bulunduğunu belirten Kırma, farklı bilgi biçimlerinin tek bir hiyerarşik akademik dil içerisinde nesneleştirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Kırma, “Bu meseleyi sadece teknik bir veri toplama ve dijitalleştirme faaliyeti olarak değil, dikkatli bir araştırma ve arşivleme etiği meselesi olarak da düşünmek zorundayız. Çünkü sadece ne aktardığınız değil, onu nasıl aktardığınız da politik ve etik bir tercihtir” dedi.
” GENÇLERİN ALEVİLİĞİ ÖĞRENEBİLECEĞİ KAYNAKLAR OLUŞTURMAK İSTEDİM”
CanoCan Films yapımcısı Ekin Can Erol da Alevilik üzerine gerçekleştirdiği belgesel çalışmalarını ve Alevi Ansiklopedisi’ne dahil olma sürecini anlattı.
Almanya’da doğup büyüyen gençlerin Aleviliğe ilişkin Almanca kaynaklara ulaşmakta güçlük yaşadığına dikkat çeken Erol, “Burada doğan bir genç olarak bana ‘Alevilik nedir?’ diye sorulduğunda Almanca kaynakların çok az olduğunu gördüm. Özellikle tezimi yazdığım dönemde neredeyse hiç Almanca kaynak yoktu. O zaman böyle bir ansiklopedi olsaydı işim çok daha kolay olurdu diye düşündüm” dedi.
2017 yılından bu yana belgesel filmler çektiğini belirten Erol, çalışmalarında Alevilik tarihi ve Almanya’daki Alevi diasporası gibi konulara odaklandığını söyledi.
Çalışmalarının özellikle genç kuşaklar için erişilebilir bir kaynak olmasını amaçladığını belirten Erol, Alevi Ansiklopedisi’ne katkı sunmasına ilişkin ise “Böyle tarihî bir çalışmada yer almak ve yardımcı olabilmek benim için çok büyük bir onur. Çok severek yaptığım bir işti” ifadelerini kullandı.
Ardından sempozyuma davet edilen misafirler kısa birer konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından sempozyumun ilk gün programı resepsiyonla devam etti.
PİRHA/DORTMUND
Yoruma kapalı.