PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde somut adımlar atılması çağrısında bulunarak çerçeve yasanın çıkarılmasını ve Meclis’te İzleme Kurulu kurulmasını istedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında iktidara somut adımlar atma çağrısı yapan Hatimoğulları, çerçeve yasanın çıkarılmasını ve Meclis’te İzleme Kurulu kurulmasını istedi.
Grup toplantısına, süreç kapsamında somut adımlar atılması talebiyle Ankara’ya gelen Barış Anneleri de katıldı.
“BUNDAN TAM 10 SENE ÖNCE BİR SİYASİ DARBE GERÇEKLEŞTİ”
4 Kasım operasyonlarının 10’uncu yıl dönümünde tutuklu Kürt siyasetçilere selam gönderen Hatimoğulları, Kobanê davasının siyasi bir intikama dönüştüğünü belirterek şöyle konuştu:
“Bundan tam 10 sene önce bir siyasi darbe gerçekleşti. Bu dava siyasi bir intikama dönüşmüş durumda. 4 Kasım’da başlayan siyasi darbe sadece tutuklamalarla sınırlı kalmadı, belediyelere kayyumlar atandı ve bu dönemde de devam etti. Van’dan İstanbul’a kadar her yere yayıldı kayyum anlayışı. 20 milyonluk kentin seçilmiş başkanı Ekrem İmamoğlu cezaevinde. Siyasetçilerin yeri seçildiği makamlardır, cezaevi değil. Halkın iradesine kayyum atamak demokrasiyi mezara gömmek demektir.”
Hatimoğulları, 4 Kasım dolayısıyla Kobanê davasından tutuklu siyasetçilerin bulunduğu cezaevleri önünde eylemler yapacaklarını belirterek, “Cezaevinde tek bir siyasi mahpus kalmayana kadar mücadelemizi devam ettireceğiz” dedi.
“FON VURGUNU BU ÜLKENİN EKONOMİK SUSURLUK’UDUR”
Susurluk’un üzerinden 30 yıl geçtiğini hatırlatan Hatimoğulları, fon vurgununa ilişkin sorumluların tamamından hesap sorulması gerektiğini vurguladı. Hatimoğulları, şunları söyledi:
“Aradan 30 yıl geçti, Susurluk hala gün gibi aklımızda. 30 yıl içinde araba değişti ama zihniyet değişmedi. Bu araba borsada, fonlarda cirit atıyor. Fon vurgunu bu ülkenin ekonomik Susurluk’udur. İktidar, fon vurgunuyla ilgili bir şey yapıyor gibi görünüyor ama gerçekte bir şey yapmadılar. Atılmış somut bir adım yok. Göz yuman, denetleyen bütün bürokratlardan, fon vurgununun içinde yer alan tüm isimlerden tek tek hesap sorulmalı. Bu vurgunda hiç kimseye iltimas gösterilmemeli.”
“ÇALDINIZ, TÖVBE ETTİNİZ, İADE ETTİNİZ, SUÇUNUZ BAĞIŞLANMALI MI?”
Fonlardan yüksek kazanç elde edenlerin paraları iade ettiği yönündeki açıklamalara da değinen Hatimoğulları, iadelerin yapılıp yapılmadığından emin olmadıklarını söyledi. Paranın iade edilmesinin cezai sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını vurgulayan Hatimoğulları, şöyle devam etti:
“Ama velev ki iade ettiniz, çaldınız, tövbe ettiniz, iade ettiniz, suçunuz bağışlanmalı mı? O zaman hırsızlıktan cezaevinde bulunanlar tövbe etsin, hepsini salın. O zaman hukuka ne gerek var?”
“KAYNAKLAR SİLAHA, RANTA, FAİZE DEĞİL, HALKA”
Mesleki Eğitim Merkezlerinde (MESEM) hayatını kaybeden çocuk işçilere dikkat çeken Hatimoğulları, “MESEM kapatılmalı, staj ve çıraklık süreleri sigorta başlangıcı olarak sayılmalı” dedi.
Bütçe görüşmeleri ve iktidarın “emekliye müjde” açıklamalarını da değerlendiren Hatimoğulları, emekli aylığının yoksulluk sınırının yarısı düzeyinde olması gerektiğini savundu. Bu konuda verdikleri yasa teklifinin AKP ve MHP oylarıyla reddedildiğini belirten Hatimoğulları, şöyle konuştu:
“Dört yıl seçimsiz geçti, şimdi ‘Emekliye müjdemiz var’ diyorlar. Biz DEM Parti olarak emekli aylığının yoksulluk sınırının yarısı olması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için yasa teklifi de verdik ancak AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Faizlere kaynak var, işçiye, emekçiye geldiğinde ‘Kaynak yok’ diyorlar. Kaynak var. Kaynaklar silaha, ranta, faize değil, halka eşit bir şekilde bölüştürüldüğünde kaynak yeter.”
“SUUD’UN PARASINA KARŞILIK TÜRKİYE’NİN GENÇLERİNİ SAVAŞA SOKMAK İSTİYORLAR”
Mekke Anlaşması’na TBMM Genel Kurulu’nda “hayır” oyu vereceklerini açıklayan Hatimoğulları, anlaşmanın Türkiye’yi savaşa sürükleme riski taşıdığını belirtti.
Anlaşmanın komisyondan AKP, MHP ve CHP oylarıyla geçtiğini ifade eden Hatimoğulları, şunları söyledi:
“Biz barış diyoruz, iktidar hala savaşa bütçe ayırıyor. Mekke Anlaşması AKP, MHP ve CHP oylarıyla komisyondan geçti. Biz Genel Kurul’da hayır diyeceğiz. Türkiye her an kendi seçmediği bir savaşın ortasında kalabilir. Yemen ve Suudi Arabistan birbirine saldırıyor. Suud’un parasına karşılık Türkiye’nin gençlerini savaşa sokmak istiyorlar. Biz Türkiye’nin barışı için ne kadar çabalıyorsak bölge için de o kadar istiyoruz.”
“ŞİMDİ SÖZÜNÜ TUTMA SIRASI DEVLETTE, İKTİDARDA”
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde yaşanan durgunluğu eleştiren Hatimoğulları, Barış Annelerinin taleplerine kulak verilmesini istedi. Hatimoğulları, şöyle konuştu:
“Anaların sözü barışın rehberidir. Bu sese kulak verelim. Onların taleplerinin hayata geçmesi için yavaşlatan değil, bu süreci hızlandıran olalım. Anaların sözünü duyun, gerekeni hep birlikte yapalım. PKK, boşalması gereken kampları boşalttı. Bir taraf sözünü tuttu ve adım attı, şimdi sözünü tutma sırası devlette, iktidarda. Çerçeve yasa zaman kaybetmeden hayata geçmeli. MGK raporu hızla alınmalı, örgütün boşaltması gereken alanlar boşaltıldı ve bu bilgi devlette mevcut.”
Çerçeve yasanın ardından barış ve demokratikleşme çalışmalarına başlanması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, “Meclis’te İzleme Kurulu artık kurulmalı. Meclis edilgen değil, aktif olmalı” dedi.
“YENİ YERİN SİYASAL ANLAMININ GÜÇLENDİRİLMESİ GEREKİYOR”
Abdullah Öcalan’ın İmralı’da yapılan yeni yere geçtiğine ilişkin açıklamaları hatırlatan Hatimoğulları, Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü çalışmalarının bir an önce başlaması çağrısında bulundu.
Hatimoğulları, şunları ifade etti:
“Öcalan’ın yeni yerine geçtiği zaten paylaşıldı. Olması gereken zaten buydu. Yeni yer, Öcalan’ın eski hapishaneden yeni hapishaneye geçtiği yer olmamalı. Yeni yerin siyasal anlamının güçlendirilmesi gerekiyor. Abdullah Öcalan, burayı Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğünü yürüteceği bir çalışma mekanı olarak görüyor. Ve uzun zamandır akademisyenlerle, siyasetçilerle, kadınlarla, insan hakları savunucularıyla görüşmek istiyor. Bunun artık sağlanması gerekiyor.”
“BARIŞ BİZE ALTIN TEPSİDE SUNULMAYACAK”
Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yollarla çözülmesi gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“50 yıllık çatışma sürecinin tamamında biz barışı savunduk. 100 yıllık Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yollarla çözülmesi gerektiğini savunduk ve hala bu noktadayız. Barış bize altın tepside sunulmayacak. Mücadelemizi demokratik zeminde en güçlü biçimde yapmamız gerekiyor. Türkiye’de herkesin hedefi barış olursa bunu gerçekleştiririz zaten. Ama pratikte barışı istemeyenler var. Herkes sorumluluk hissederse, elini taşın altına koyarsa başarırız. Hiçbir güç barışın önünde duramaz.”
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.