Alevi Haber Ajansi

Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu’nda “Yolcu Benem Menzil Benem” kitabı tanıtıldı-VİDEO

PİRHA- Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu’nda “Yolcu Benem Menzil Benem: Tasavvuf ve Alevi-Bektaşi Edebiyatı İncelemeleri” kitabını anlatan Dr. Zeynep Oktay, Alevilik, Bektaşilik ve tasavvuf arasındaki ilişkinin bugünün kavramlarıyla değil, tarihsel bağlamı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

 

3. Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu kapsamında Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden Dr. Zeynep Oktay’ın “Yolcu Benem Menzil Benem: Tasavvuf ve Alevi-Bektaşi Edebiyatı İncelemeleri” başlıklı kitabının tanıtımı ve söyleşisi gerçekleştirildi.

Kitabın ortaya çıkış sürecini, çalışmalarının tarihsel çerçevesini ve Alevi-Bektaşi edebiyatına yaklaşımını anlatan Oktay, kitapta farklı dönemlerde kaleme aldığı akademik çalışmalarını tematik bir bütünlük içerisinde bir araya getirdiğini söyledi.

“YOLCU BENEM MENZİL BENEM”

Kitabın adının Kaygusuz Abdal’ın bir dizesinden geldiğini anlatan Oktay, başlığın belirlenmesi sürecinde tarihçi Cemal Kafadar’ın önerisinin etkili olduğunu belirtti.

Dizenin hem çalışma alanını ve geleneğin kendisini hem de kendi akademik yolculuğunu ifade ettiğini belirten Oktay, “Bu dize de benimle pişti, ben de bu dizeyle piştim” dedi.

Kitapta yaklaşık 10 yıllık bir döneme yayılan çalışmalarının bulunduğunu aktaran Oktay, eski makalelerini yeniden ele almanın kendi akademik değişimini de görmesini sağladığını ifade etti. Oktay, “Bütün bu makaleleri Türkçeleştirirken kendi yolculuğuma tanıklık etmiş oldum aslında” diye konuştu.

Akademik bilgi üretimini tamamlanmış bir süreç olarak görmediğini belirten Oktay, kitabın adındaki “yolcu” ve “menzil” kavramlarının da sürekli devam eden bu arayışa işaret ettiğini söyledi.

AKADEMİK BİLGİ İLE İNANÇ BİLGİSİ ARASINDAKİ İLİŞKİ

Oktay, “Yolcu Benem Menzil Benem” ifadesinin Alevilikteki “yolda olma” anlayışına da gönderme yaptığını belirterek, bunun akademik bilgi ile inanca ilişkin bilgi arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye olanak sunduğunu ifade etti.

Akademik bilgi üretimi ile inanç bilgisinin sınırlarının her zaman kesin biçimde çizilemediğine dikkat çeken Oktay, özellikle Alevi öğretisine ilişkin malzemeye bakıldığında bu sınırların zaman zaman bulanıklaştığını söyledi.

“TASAVVUF İLE ALEVİLİK ARASINDAKİ İLİŞKİ TARİHSEL BAĞLAMINDA ELE ALINMALI”

Kitabın “Tasavvuf ve Alevi-Bektaşi Edebiyatı İncelemeleri” alt başlığına da değinen Oktay, günümüzde “tasavvuf” kavramının Alevi toplumu içerisinde farklı çağrışımlar yaratabildiğini ancak kavramların bugünkü anlamlarının geçmişe doğrudan taşınmaması gerektiğini vurguladı.

Çalışmalarının ağırlıklı olarak 13. yüzyılın sonu, 14. yüzyıl ve 15. yüzyılın ilk yarısına odaklandığını belirten Oktay, araştırmalarının dervişlik ve Rum Abdalları üzerine yaptığı çalışmalarla şekillendiğini söyledi. Kaygusuz Abdal’ın da akademik çalışmalarında önemli bir yer tuttuğunu kaydetti.

Oktay, dönemin dervişlerinin kendilerini “sufi” olarak adlandırmamalarının, tasavvufi düşüncenin dışında oldukları anlamına gelmediğini belirterek, bu çevrelerin tasavvufun dilini, terminolojisini ve felsefi dünyasını kullandıklarına dikkat çekti.

Oktay, “Tasavvufla Alevilik arasındaki tarihsel ilişkiyi bugünün konjonktüründen geriye işleterek değil, tarihsel bağlamı içerisinde değerlendirmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

PİRHA/DORTMUND

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.