Alevi Haber Ajansi

Fatin Kanat: Silahların susması kıymetli ancak atılacak adımlar da en az bunun kadar önemli-VİDEO

PİRHA- Yönetmen ve insan hakları savunucusu Fatin Kanat, barış ve çatışmasızlık sürecinin yalnızca silahların susmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, demokratikleşme, eşit yurttaşlık, özgürlükler ve haklar konusunda somut adımlar atılması gerektiğini söyledi. Kanat, “Çatışmasızlık, silahların bırakılması son derece kıymetli ama devamında atılacak adımlar da en az silahların susması kadar önemli” dedi.

Yönetmen Fatin Kanat, yürütülen barış sürecini, siyasi mahpusların durumunu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanmasını, toplumsal hafızanın barışın inşasındaki rolünü ve Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini PİRHA’ya değerlendirdi.

Kanat, barış ve çatışmasızlık sürecinin çok katmanlı ve karmaşık olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’nin eşit yurttaşlığa, demokrasiye, özgürlüklere, etnik kimliklere ve inançlara saygılı anayasal bir çerçeveye ihtiyacı olduğunu söyledi.

“Bu coğrafyanın gerçek anlamda bir eşit yurttaşlığa, gerçek bir demokrasiye, özgürlüklere, etnik kimliklere, inançlara saygılı bir anayasal çerçeveye, bunların dışında kültürel zenginliği korumaya ve geliştirmeye ihtiyacı var” diyen Kanat, bunun temel koşullarından birinin barış ortamı olduğunu vurguladı.

“SİLAHLARIN SUSMASI KADAR SONRASINDA ATILACAK ADIMLAR DA ÖNEMLİ”

Çatışmasızlığın ve silahların bırakılmasının önemine işaret eden Kanat, barışın kalıcı hale gelebilmesi için sonrasında atılacak adımların belirleyici olduğunu söyledi.

Kanat, “Çatışmasızlık, silahların bırakılması son derece kıymetli ama devamında atılacak adımlar da en az silahların susması kadar önemli” dedi.

Kolombiya barış sürecini anlatan Bir Savaşı Bitirmek adlı belgesele de değinen Kanat, farklı ülkelerdeki çatışma ve barış süreçlerinde benzer sorunların yaşandığını ifade etti. Güney Afrika ve İrlanda örneklerini de hatırlatan Kanat, 2013-2015 yılları arasındaki çözüm sürecinin de kıymetli olduğunu ancak sonlandırıldığını söyledi.

Son yıllarda insan hakları alanında yaşanan sorunlara işaret eden Kanat, KHK’lerden Kobane Davası’na, Gezi tutuklularından farklı kesimlere yönelik gözaltı ve tutuklamalara kadar birçok başlıkta hak ihlallerinin devam ettiğini belirtti.

Buna rağmen çatışmasızlık yönünde başlayan sürecin önemli olduğunu ifade eden Kanat, “Bu son iki yıllık süreçte tabii beklentiler var. Sadece silahların susması değildi bu beklenti” diye konuştu.

“KAYYUMLARIN İADESİ, DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLERİN GENİŞLEMESİ BEKLENİYOR”

Kanat, barış sürecinden beklentiler arasında kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi, demokrasi ve özgürlüklerin genişletilmesi, dağda bulunanların dönüşünün nasıl gerçekleşeceğinin belirlenmesi ve Avrupa’da sürgünde yaşayanların geri dönüşlerinin önündeki siyasi engellerin kaldırılmasının bulunduğunu söyledi.

Bu başlıklarda henüz belirgin adımlar atılmadığını ifade eden Kanat, çerçeve yasanın MGK’nın iradesine ve kararlarına bağlanmasının da sorun oluşturduğunu belirtti.

Kanat, “Barışı samimi olarak isteyenlerin hem talepleri hem mücadeleleri devam ediyor. Ben de bu hak mücadelesinde yer almış bir insan olarak bunun gerçekten bu coğrafyanın yaşayan kimliklerine, haklarına, inançlarına yakışır bir biçimde, onurlu bir barışla sonuçlanmasını diliyorum ve istiyorum” dedi.

Sürecin iktidar tarafından uzatıldığını düşündüğünü belirten Kanat, hak ihlallerinin de devam ettiğini söyledi. Kayyumların iadesi ve siyasi tutuklular konusunda somut bir takvim bulunmadığına dikkat çeken Kanat, “Ne zaman atılacağına dair çok belirgin bir şey yok. Takvim yok” dedi.

“UMUDUMUZU SÜRDÜRMEK SON DERECE KIYMETLİ”

Barış sürecini zora sokabilecek ırkçı ve ayrımcı söylemlerin de devam ettiğini belirten Kanat, Kürtlere ve farklı inanç gruplarına yönelik nefret söylemlerinin siyasi amaçlarla canlı tutulduğunu düşündüğünü söyledi.

Kanat, bütün olumsuzluklara rağmen barış mücadelesinin sürdürülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Buna rağmen umudumuzu sürdürmek son derece kıymetli. Samimi barış taraftarları barış mücadelesini vermeye devam edecekler, etmeliler. Hak taleplerini ileri sürmeye devam edecekler, etmeliler. Bundan vazgeçmeyecekler” diye konuştu.

Kanat, barış için mücadele edenlerin bunu herhangi bir siyasi kesimin hoşuna gitmesi için değil, bu coğrafyada yaşayan halkların ve inançların ihtiyacı olduğu için sürdürmesi gerektiğini ifade etti.

“AİHM VE AYM KARARLARININ UYGULANMASI TOPLUMDA GÜVENİ ARTIRIR”

Siyasi mahpusların durumu ile AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasının barış sürecine etkisini de değerlendiren Kanat, yargı kararlarının uygulanmasının toplumda rahatlama yaratacağını ve sürece yönelik güveni güçlendireceğini söyledi.

Kanat, “AYM kararlarının uygulanması, en azından Kobane tutsaklarının, Gezi tutsaklarının bir bölümünün bu nedenle bırakılmış olması bir rahatlama yaratacaktı toplumda. Dolayısıyla sonraki sürece dair olumlu beklentiyi, güveni biraz daha pekiştirecekti. Bunlar olmadı” dedi.

Atılmayan adımların toplumun sürece, özellikle de iktidar kanadına yönelik güvensizliğini artırdığını belirten Kanat, yasal düzenlemelerin ve yargı kararlarının uygulanmasının yeniden güven ortamı oluşturabileceğini ifade etti.

“BELGESEL SİNEMA YOK SAYILAN TARİHİ GÖRÜNÜR KILABİLİR”

İsmail Beşikçi’nin yaşamını konu alan Bizim İsmail belgeselinin yönetmenlerinden olan Kanat, toplumsal hafıza ve belgesel sinemanın geçmişle yüzleşmedeki rolüne de dikkat çekti.

Resmi tarih anlatıları ile geçmişe ilişkin belgeler arasında önemli farklılıklar bulunduğunu söyleyen Kanat, Cumhuriyet’in kuruluş döneminin de bütün yönleriyle ele alınması gerektiğini ifade etti.

Kanat, “Tarihin aslında nasıl başladığını, Cumhuriyet’in nasıl başladığını bilmek, Cumhuriyet’in o ilk döneminde neler olduğunu bilmeyenlere anlatmak, özellikle bunu belgesel sinema yoluyla anlatmak oldukça kıymetli bir iş” dedi.

Bizim İsmail belgeselinde İsmail Beşikçi’nin yaşamından hareketle yaşananların bir bölümünü anlatmaya çalıştıklarını belirten Kanat, geçmişte yaşanan acıların üzerinin örtülmesinin tutulamayan yasları da beraberinde getirdiğini söyledi.

Kanat, ne mevcut yönetim anlayışının ne de geçmişteki tek parti döneminin demokratik bir model olarak kabul edilebileceğini belirterek, “Doğrusu bütün halkların, bütün inançların, bütün toplulukların gerçekten özgür, gerçekten birbirine saygılı, eşit olduğunu her adımda hissettirecek bir model yaratmak, bir toplum yaratmak, bu toplumu inşa etmek. Bu inşa olmadıkça bu acılar bir biçimde yaşanmaya devam edecek. Tutulamayan yaslar yara olarak içimizde durmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.

“ALEVİLERİN EŞİT YURTTAŞLIK TALEPLERİ DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜN PARÇASI OLMALI”

Barış sürecinde Kürt sorununun çözümü tartışılırken Alevilerin eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü taleplerinin de ele alınması gerektiğini belirten Kanat, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mevcut yapısını eleştirdi.

Kanat, “Bir kere Diyanet’i ortadan kaldırarak, din işlerinde eğer devlet dahil olacaksa bütün inançlara eşit mesafede ve bütün inançların ihtiyaçlarını karşılar düzeyde olmalı” dedi.

Eğitim müfredatında da ayrımcılık bulunduğunu söyleyen Kanat, anadilinde eğitim ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınması gerektiğini ifade etti. Cemevlerinin de camiler gibi ibadethane olarak eşit şekilde desteklenmesi gerektiğini belirten Kanat, bütün inançlara eşit yaklaşan demokratik bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu söyledi.

Maraş, Çorum ve Sivas katliamlarını hatırlatan Kanat, Alevilerin geçmişte yaşadığı acılarla yüzleşilmesi gerektiğini ifade ederek, demokratik dönüşümün yalnızca Alevileri değil farklı inançları ve kimlikleri de kapsaması gerektiğini söyledi. Anadili hakkının da bu dönüşümün bir parçası olması gerektiğini vurguladı.

“YOK SAYILMIŞ İNSANLARIN ÖYKÜLERİNİ GÖRÜNÜR KILMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Türkiye’nin uzun yıllardır zor dönemlerden geçtiğini söyleyen Kanat, buna rağmen hak mücadelesinin sürdürülebilmesinin önemli olduğunu vurguladı.

“Halklarımızın, değişik inançların, değişik etnik kimliklerin hepsinin kendini rahat, özgür ve güvende hissedeceği bir toplumu inşa etmek, bunun mücadelesini vermek son derece kıymetli” diyen Kanat, insan hakları mücadelesi ile siyasi mücadelenin birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Belgesel sinemanın da bu mücadelenin bir parçası olduğunu ifade eden Kanat, “Sinema ve belgesel yoluyla yok edilmiş tarihin, yok sayılmış insanların öykülerini bilinir, görünür hale getirdiğimiz ölçüde bu mücadeleye katkı vereceğimizi düşünüyorum” dedi.

HABER MERKEZİ

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.