PİRHA- Suriye İnsan Hakları Derneği (AHRS), Hama ve Humus’ta Alevilerin evlerine ve tarım arazilerine el konulduğunu, yerinden edilenlerin geri dönüşlerinin engellendiğini bildirdi. Dernek, uluslararası topluma ihlallerin durdurulması, mülkiyet haklarının güvence altına alınması ve Suriye’ye zorla geri göndermelerin durdurulması çağrısında bulundu.
Suriye İnsan Hakları Derneği (Association for Human Rights in Syria–AHRS), Suriye’de Aleviler başta olmak üzere dini azınlıklara yönelik sistematik mülksüzleştirme, zorla yerinden etme ve demografik yapıyı değiştirme uygulamalarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.
HTŞ ve kontrolündeki geçici yönetim döneminde yaşanan ihlallere dikkat çeken dernek, Hama ve Humus’taki yerel kaynaklardan teyit ettiğini belirttiği bilgilere dayanarak, azınlıklara ait mülklerin “savaş ganimeti” olarak değerlendirildiğini, bu mülklere el konulduğunu ve mülk sahiplerinin rızası dışında gelir elde edildiğini kaydetti.
“HUMUS’TA 25’TEN FAZLA EVE EL KONULDU”
AHRS’nin açıklamasına göre, Humus’un Caburin köyünde “Ebu Ahmet” lakaplı yerel bir güvenlik sorumlusunun önderliğindeki grup, köyde kalan Alevilere yönelik fiziki saldırılarda bulunuyor ve haraç talep ediyor. Haraç vermeyi reddedenlerin evlerine zorla el konulduğunu belirten dernek, köyde bugüne kadar 25’ten fazla evin bu şekilde ele geçirildiğini bildirdi.
Açıklamada, köylülerin tarım arazilerine zorla hayvanlar salınarak ürünlerinin ve geçim kaynaklarının tahrip edildiği, halkın bu uygulamalara itiraz etmesinin de engellendiği ifade edildi.
HAMA’DA TARIM ARAZİLERİNE EL KOYMA İDDİASI
Dernek, Hama’nın kuzeydoğu kırsalındaki Maan, Tuleysiye, Zuğbe, Meryud, El Mubattan ve Ebu Mensef köylerinde mülksüzleştirmenin kurumsal bir boyut kazandığını belirtti.
Açıklamaya göre, tamamen boşaltılan bu köylerin Alevi sakinleri kıyı bölgelerinde yerinden edilmiş olarak yaşamını sürdürüyor. “Güvenlik” gerekçesiyle köylerine ve topraklarına dönmelerine izin verilmeyen yurttaşlara ait zeytin ve Antep fıstığı bahçelerinin yönetimi ise Tarım Bakanlığı’na bağlı, devlet destekli “İktifa” Tarımsal Yatırım Şirketi tarafından devralındı.
AHRS, şirketin 24 Eylül’de yayımladığı ilanlarla söz konusu bahçelerdeki mahsulleri açık artırmaya çıkardığını ve mülk sahiplerinin yokluğunda üçüncü kişiler üzerinden ticari gelir elde ettiğini bildirdi.
“SURİYE BİLİNÇLİ BİR DEMOGRAFİK NEŞTERLE YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLİYOR”
Yaşananların geçici uygulamalar olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan AHRS Yönetim Kurulu, “Suriye’nin bilinçli bir demografik neşterle yeniden şekillendirildiğini gözlemliyor ve tehlikenin boyutunu kamuoyunun dikkatine sunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Dernek; Ghab Ovası, Doğu Humus, Tartus ve Ceble kıyı şeritlerinde azınlıkların boşaltılan evlerine Kuzey Suriye’den getirilen nüfusun yerleştirildiğini öne sürdü. Açıklamada, halka mezhepsel aidiyetlerinin sorulduğu anketler ve nüfus sayımları yapıldığı, bu verilerin tapu kayıtlarının değiştirilmesi amacıyla kullanıldığı ifade edildi.
ULUSLARARASI TOPLUMA ACİL ÇAĞRI
AHRS, mülklere el konulmasını ve bunların “savaş ganimeti” olarak dağıtılmasını, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin mülkiyet hakkını düzenleyen 17. maddesinin ve uluslararası insancıl hukukun ihlali olarak değerlendirdi.
Uluslararası topluma, BM Suriye Araştırma Komisyonu’na ve Batılı hükümetlere seslenen dernek, “İktifa” şirketi aracılığıyla yürütüldüğünü belirttiği mülklere el koyma uygulamalarının ve ürün ihalelerinin durdurulması için Şam’daki geçici yönetime baskı yapılmasını istedi.
AHRS ayrıca, geri dönenlerin korunmasını ve dini aidiyet ayrımı yapılmaksızın mülklerin yasal sahiplerine eksiksiz iadesinin uluslararası güvence altına alınmasını talep etti.
Suriye’nin dini azınlıklar açısından güvenli olmadığını vurgulayan AHRS, ülkeye yönelik sınır dışı ve zorla geri gönderme kararlarının durdurulması çağrısında bulundu. Açıklamada, geçici yönetimin çoğulculuk ve azınlık haklarına ilişkin vaatlerinin sahadaki uygulamalarla karşılık bulmadığı belirtildi.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.