Alevi Haber Ajansi

Roza Kahya: ‘Ailem güvende’ diyorlar, peki öldürülen işçilerin aileleri yok muydu?-VİDEO

PİRHA- Bağımsız feminist Roza Kahya, LGBTİ+ dernek ve vakıflarını hedef alan “Ailem Güvende” operasyonlarını değerlendirdi. Operasyonların yolsuzluk ve yurt dışı fon iddialarının üstünü örtmek için bir kılıf olduğunu belirten Kahya, “Bu ülkede LGBTİ+ olmak bir varoluş mücadelesi. Sıra bir gün herkese gelecek, geliyor da zaten” dedi.

Son dönemde LGBTİ+ dernek ve vakıflarına yönelik yürütülen “Ailem Güvende” operasyonlarını değerlendiren bağımsız feminist Roza Kahya, operasyonların hukuki zeminden yoksun olduğunu, asıl amacın toplumun farklı kesimlerini sindirmek olduğunu söyledi.

“YOLSUZLUK İDDİASI MÜMKÜN DEĞİL, ZATEN DEVLET HER ŞEYİ DENETLİYOR”

Operasyonların hukuki dayanağı olmadığını belirten Kahya, “Aslında hiçbir hukuki dayanağı yok. Bir yolsuzluk ve fon meselesi üzerinden götürüyorlar bunu. Daha çok LGBTİ+ derneklerini, vakıflarını ve aktivist arkadaşlarımızı doğrudan hedef aldılar” dedi.

STK’lerin aldığı fonların zaten sistematik biçimde denetlendiğini vurgulayan Kahya, “Türkiye’de DARBİS dediğimiz bir sistem var, dernekler masası var ve bunların hepsi zaten devlete bağlı yapılar. Dernek ve vakıflar düzenli olarak denetimden geçiyor. Zaten devletin bilmediği bir durum söz konusu değil, yolsuzluk denilen bir şeyin olması mümkün değil” diye konuştu.

“AKP’NİN KLASİK POLİTİKASI: YASA GEÇİREMEZSE FİİLİYATTA UYGULUYOR”

AKP’nin iktidara geldiğinden beri kadın karşıtı politikalar izlediğini belirten Kahya, örnek olarak kürtaj tartışmasını gösterdi: “AKP iktidara ilk geldiği zaman kürtajı yasaklayacağını söylemişti ve binlerce kadın sokaklara çıktı, mücadele etti. Bu yasağı getiremedi. Ama ne yaptı? Bir şekilde uygulayabildi bu kararı. Bugün baktığımızda devlet hastanelerinde, birçok özel hastanede kürtaj yapılamıyor.”

AKP’nin toplumsal baskı nedeniyle yasalaştıramadığı politikaları fiilen hayata geçirdiğini vurgulayan Kahya, “O baskı aygıtlarıyla birlikte o yasak bir şekilde gelmiş oluyor hayatlarımıza” şeklinde ifade etti.

“FAŞİST REJİM İNŞASI SÜRECİNE GİRDİK”

LGBTİ+ hareketinin görünürlüğünün 2013 Gezi süreciyle arttığını belirten Kahya, İstanbul Pride’ın önce dini gerekçelerle, ardından sistematik biçimde yasaklandığını söyledi: “Çeşitli bahanelerle yasakladığı her şeyin sonunun aslında bizi buraya çıkaracağını hepimiz tahmin ediyorduk. Çünkü bir faşist rejimin inşası dediğimiz sürece girdi AKP ve bu rejimle birlikte kadınların haklarını, LGBTİ+’ların görünürlüğünü tamamıyla yok edeceği bir sistematik saldırı sürecini başlatmış oldu.”

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin de aynı sürecin parçası olduğunun altını çizen Kahya, “En büyük bahanesi zaten bu sözleşmenin ailenin kendisini hedef alması meselesiydi ve burada da LGBTİ+’ları gündem ediyordu” ifadelerine yer verdi.

Devletin “aile yılı” politikasına da değinen Kahya, şunları ifade etti:

“İktidar bir sene önce bir aile yılı ilan etti, o aile yılını da uzattı. On yıl boyunca bir aile yılı yapacağız dedi. Yaptıkları çalışamlarda kadın hareketinin güçlendiği yerlerde kadınların doğurma oranının düştüğü gibi sonuçlara ulaşıp bu sonuçlar üzerinden de feminist harekete karşı politikalar geliştirmeliyiz diyorlar.

Adalet Bakanı Gürlek’in ‘Cumhurbaşkanımızın ilan ettiği aile yılımızda aileyi güvence altına almak için tam olarak böyle oluşumların tümüne dair bir operasyona giriştik’ demesi aslında çok açık şunu söylüyor: Bu ülkede LGBTİ+ olmak bir varoluş mücadelesi.”

“MUHALEFETTEN YETERLİ DESTEK GÖRMÜYORUZ”

LGBTİ+ hareketinin diğer muhalif kesimlerden yeterince destek görmediğine de dikkat çeken Kahya, “Kadınlara dair sorunlar bir tık daha toplumda meşru zeminleri bulabiliyor. Ama LGBTİ+ meselesi maalesef bizim muhalif kesimimizde dahi bir kırmızı çizgi meselesi oluyor” dedi.

Ana muhalefetin bile meseleyi adıyla anmadığını vurgulayan Kahya, “Ana muhalefetin bile çıkıp bugün ‘bu meselede sağlıkçılar da alınmış, o sağlıkçılar serbest bırakılmalı’ diyor. Mesele ne mesela? O sağlıkçılar niye alındı? Buna dair hiçbir şey söylenmiyor” şeklinde konuştu.

Ezilen kesimlerin birlikte mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan Kahya, “Bize her seferinde bu iktidar bir olmayı, bir arada olmadığımızda da çok daha sert saldırılarıyla çok daha rahat bir şekilde istediği yasaları geçirebileceğini gösteriyor. Ama sıranın kimde olacağının bir önemi yok, sıra bir gün herkese gelecek, geliyor da zaten” diye belirtti.

“AİLEM GÜVENDE DİYORLAR, PEKİ ÖLEN İŞÇİLERİN AİLESİ YOK MUYDU?”

Operasyonun isim tercihini sorgulayan Kahya, Dilovası’ndaki iş cinayetini örnek göstererek, şunları dile getirdi:

“Bundan bir sene önce Dilovası’nda işçi kadınlar bir patlama sonucu öldü, çocuk işçiler de dahildi. Bu insanlar için niye iş güvenliği alınmamıştı? Ailem güvende diyorlar ya, o insanların ailesi yok muydu? Bu ülkede günde neredeyse beş kadın öldürülüyor. Bu kadınların aileleri yok mu? Kadınlar en çok en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyor, babaları, kocaları, abileri tarafından.”

İktidar ilk önce o ailelerin içindeki erkek şiddetini önleyecek politikalar üretsinler, cezasızlık politikalarına son versinler. Ama bunun yerine ne yapıyorlar? Suça sürüklenen çocuklara daha fazla ceza vermek, bir yetişkin gibi yargılamakla ilgileniyorlar. Bunlar, ‘LGBTİ+ olmanın kendisinin varlığını yasaklayayım, kadınların yaşadığı şiddete dair cezasızlık politikalarımı sürdüreyim, işçilere dair sermayenin hiçbir şekilde zarar görmeyeceği bir dünya kurayım, ailem de iktidarım da güvende olsun’ operasyonları. LGBTİ+ hareketiyle bugünden itibaren dayanışmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.”

Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.