Alevi Haber Ajansi

Morsümbül: Barış 12 maddeye sığmaz, Aleviler sürecin öznesi olmalı- VİDEO

PİRHA- DAKB Sözcüsü Songül Morsümbül, Resmi Gazete’de yayınlanan çerçeve yasayı değerlendirerek, düzenlemenin önemli bir başlangıç olduğunu ancak toplumsal barış için yeterli olmadığını söyledi. Morsümbül, Alevilerin eşit yurttaşlık talepleri ile kadınların süreçteki rolünün güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.

Kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, 10 Ağustos 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda yapılan oylamayla kabul edilerek yasalaştı. “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürecin hukuki altyapısına ilişkin düzenlemeler içeren 12 maddelik teklifin görüşmeleri yaklaşık 10,5 saat sürdü.

Teklifin tümü üzerinde yapılan açık oylamada 561 milletvekili oy kullandı. Oylamada 467 milletvekili kabul, 87 milletvekili ret, 7 milletvekili ise çekimser oy verdi. Kanun Resmi Gazete’nin 18 Ağustos tarihli sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) Sözcüsü Songül Morsümbül, yasanın toplumsal barış açısından önemli bir başlangıç olduğunu ancak içeriğinin barışın toplumsal boyutunu kapsamakta yetersiz kaldığını söyledi.

Morsümbül, Kürt sorununun demokratik çözümünün yanı sıra Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin, kadınların barış sürecindeki rolünün, inanç ve kimlik özgürlüklerinin de sürecin parçası haline getirilmesi gerektiğini belirtti. Barışın yalnızca silahların susmasıyla kurulamayacağını vurgulayan Morsümbül, “Bu barış süreci toplumun gerçek anlamda muhataplarıyla buluşmadığı sürece bir barış sürecine dönüşmeyecek” dedi.

“DAHA KAPSAYICI BİR DİL OLMALI”

Yasanın adında “milli dayanışma” ve “toplumsal bütünleşme” gibi kavramların bulunmasına karşın 12 maddelik içeriğinin daha dar bir çerçevede kaldığını belirten Morsümbül, düzenlemenin ağırlıklı olarak silahlı çatışma yürüten bir örgütle kurulacak hukuki ilişkiyi tarif ettiğini ifade etti.

Morsümbül, “Bu yasa toplumsal bir barışı hedeflediyse ilgili komisyonun yaklaşık bir yılı aşkın süredir yaptığı çalışmada, toplumsal barışın bütünlüğü açısından bir duruş, bir dil, bir kültür ve bir üslup barındırması gerekiyordu. Ama ne yazık ki bu üsluptan biraz uzak bir yasa” diye konuştu.

Yasada “terör” kavramının kullanılmasına da eleştiri yönelten Morsümbül, toplumsal barışın daha kapsayıcı bir dil üzerinden kurulması gerektiğini dile getirdi.

“ALEVİLER BU BARIŞIN HEM ÖZNESİ HEM NESNESİ”

DAKB ve FEDA’nın yasanın çıkmasının ardından konuya ilişkin açıklama yaptığını hatırlatan Morsümbül, Alevilerin barış tartışmasının dışında düşünülemeyeceğini söyledi.

“Aleviler toplumsal barışın ya da kendi yaşam ve inancımız içinde barışın olmazsa olmaz öğeleridir, hem öznesiyiz hem de nesnesiyiz” diyen Morsümbül, Alevilerin sürecin öznesi olmayı tercih ettiğini ifade etti.

27 Şubat 2025’te Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrıyla başlayan sürece işaret eden Morsümbül, uzun yıllar devam eden çatışmaların Alevi toplumunu da doğrudan etkilediğini belirterek, “Birçok Alevi genci, erkeğiyle kadınıyla bu savaş sürecinde bedel ödedi ve bu bedelin artık sonlanması gerekiyor” dedi.

“SİLAH BU SORUNLARIN ÇÖZÜM YOLU DEĞİL”

Çatışmalı süreç içerisinde yer alan insanların dil, kültür, inanç ve kimliklerini koruma talepleri bulunduğunu dile getiren Morsümbül, Kürt sorunu başta olmak üzere toplumsal sorunların silahla çözülemeyeceğini söyledi.

Morsümbül, “Kürt sorununun, Alevi sorununun, kadın sorununun, ekolojik ve ekonomik sorunların çözümünün yolunun silah olmadığını biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de Kürt sorununun uzun yıllardır çözümsüz bırakıldığını kaydeden Morsümbül, devletin merkeziyetçi ve ulusalcı politikalarının da çatışmanın derinleşmesinde rol oynadığını belirtti.

“ALEVİLERİN EŞİT YURTTAŞLIK TALEPLERİ TANINMALI”

Sürece ilişkin taleplerini başlangıçtan itibaren dile getirdiklerini belirten Morsümbül, demokratik çözüm tartışmasının yalnızca Kürt sorunuyla sınırlı tutulmaması gerektiğini söyledi.

Morsümbül, “Kürt sorununun demokratik çözümü olmazsa olmaz. Ama aynı zamanda Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin tanınması, Anayasa’da buna dair bir tanımın yapılması gerekiyor” dedi.

Kadınların da barışın asli aktörlerinden biri olması gerektiğini vurgulayan Morsümbül, “Barışın ve inançların ortak taşıyıcısı, hafıza merkezi olan kadınların barışın neresinde durduğuna dair çok net bir tanım yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“SİLAHLAR SUSTUĞUNDA TOPLUM GERÇEKTEN BARIŞACAK MI?”

Barışın yalnızca çatışmanın sona ermesi anlamına gelmediğine dikkat çeken Morsümbül, “Silahlar sustuğunda toplum gerçekten barışacak mı?” diye sordu.

Türkiye’de yaşayan farklı halkların ve inanç topluluklarının ortak bir zeminde buluşması gerektiğini belirten Morsümbül, Alevilerin bu sürecin içinde aktif biçimde yer alacağını ifade etti. Morsümbül, “Türkiye toplumu, Kürt toplumu, Arap toplumu, birlikte yaşam sürdüren inançlar ve toplumlar gerçek anlamda barışacaklarsa, dayanışmayı güçlendireceklerse ve toplumsal zeminde ortak bir paydada buluşacaklarsa elbette Aleviler, FEDA ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği bu barışın öncüsü olacaklar” dedi.

“BARIŞ KURULURKEN KADINLARIN ÖDEDİĞİ BEDELLER GÖRÜLMELİ”

Kadınların çatışmalı dönemlerde ağır bedeller ödediğine dikkat çeken Morsümbül, barışın kurulması aşamasında kadınların yeniden toplumsal ve siyasal alanın dışına itilmemesi gerektiğini vurguladı.

“Barış kurulurken ne kadar savaşın içinde zarar gördüysek, barış kurulurken de kadınlar, özellikle Alevi kadınlar, barışın yanında yer alacaklar” diyen Morsümbül, kadınların ödediği bedellerin ve yaşadığı sorunların görünür kılınması gerektiğini söyledi.

Morsümbül, kadınların barış sonrasında evlerine dönmesi beklenen bir toplumsal kesim olarak görülmesine karşı çıkarak, kadınların “inancını, kültürünü, kimliğini ve sözünü” kamusal alanda kurmaya devam etmesi gerektiğini belirtti.

“12 MADDEYE SIĞDIRILMAYACAK TOPLUMSAL DİNAMİKLER VAR”

“Terörsüz Türkiye” kavramına mesafeli olduklarını belirten Morsümbül, barışın yalnızca bu kavram üzerinden tarif edilemeyeceğini söyledi.

Morsümbül, “Biz ‘Terörsüz Türkiye’nin bir barışı örgütleyebilecek Türkiye olmadığını düşünüyoruz. Barış sürecinin ‘terör’ kavramından arındırılarak, 12 maddeye sığdırılamayacak toplumsal dinamiklerle örgütlenebileceğini düşünüyoruz” dedi.

Buna karşın çerçeve yasayı bir başlangıç olarak önemsediklerini belirten Morsümbül, devlet ile Öcalan arasında yürütülen görüşmelerin demokrasi, eşitlik ve adalet açısından yeni bir sürecin kapısını araladığını ifade etti.

“Bu çerçeve yasa bir ilktir. Demokrasiye, eşitliğe ve adalete giden yolun küçük de olsa bir parçasını ve yeni bir başlangıcını oluşturduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

“YASANIN BİR AN ÖNCE İŞLETİLMESİ GEREKİYOR”

Yasanın yalnızca kağıt üzerinde kalmaması gerektiğini vurgulayan Morsümbül, sürecin toplumsallaştırılması gerektiğini belirtti. Sürgünde bulunanların ve silah bırakanların yeniden toplumla buluşabilecekleri hukuki ve toplumsal zeminlerin oluşturulmasını isteyen Morsümbül, şunları söyledi:

“Bu süreç sadece silahların bırakılması, ‘terör’ kavramıyla bir örgütsel ilişkinin tanımlanması ya da ceza yasalarının kısmen yeniden düzenlenmesiyle tek başına çözülemez. Biraz daha cesur, biraz daha yürekli, toplumuna doğruyu anlatabilecek bir mekanizmanın örgütlenmesi gerekiyor.”

Yasanın TBMM’de 467 milletvekilinin kabul oyuyla geçmesine dikkat çeken Morsümbül, yasaya destek veren milletvekillerine de çağrıda bulundu.

Milletvekillerinin yalnızca Meclis’te oy vermekle yetinmemesi gerektiğini söyleyen Morsümbül, geçmişteki Akil İnsanlar Heyeti çalışmalarını hatırlatarak, “Bu 467 milletvekili sine-i millete dönüp milletin bu dayanışmacı yasaya ve dayanışmacı sürece gerçek anlamda omuz vermesini, örgütlenmesini sağlaması gerekiyor” dedi.

Sürece karşı çıkan kesimlerin de olacağını ifade eden Morsümbül, bunlara karşı yeni sürecin “anlatarak, tartışarak ve tartıştırarak” toplumsallaştırılması gerektiğini söyledi.

“ALEVİ TOPLUMU AÇISINDAN BU SÜRECİ ÖNEMSİYORUZ”

Avrupa’da yaşayan Alevilerin de süreçte sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Morsümbül, DAKB olarak bu sorumluluğu taşıdıklarını ifade etti.

Morsümbül, “Hem Avrupa’daki Alevi toplumu açısından hem Türkiye’deki Alevi toplumu açısından bu sürecin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bunun örgütlenmesi konusunda üzerimize düşen sorumluluğu 7’den 70’e herkese anlatmanın, dillendirmenin ve gerekli adımları birlikte atmanın sorumluluğunu taşıyoruz” dedi.

PİRHA/KÖLN

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.