Alevi Haber Ajansi

200 yıldır barışa çağıran taşlar: Quncik!-VİDEO

PİRHA- Quncik’in 200 yıllık barış hikayesi. Alevi pirinin barış aklı, Quncik’ın oluşmasına ve Barış Anıtı’na dönüşmesine yol açıyor.

Barış’a ulaşmak binyılların hikayesi. Savaşların başladığı, kanın, gözyaşının, ölümün hakim olduğu topraklarda barışı sağlamak, birlikte yaşamı kurmak çokta kolay olmuyor. Atılan bir imza savaşları bitirse de gerçek barışı sağlamak için çoğu zaman yetmiyor.

Alevi toplumunda ise söz yazından önce hüküm kurar. İkrar, Alevi toplumsallığında önemli bir yere sahiptir. Pir’e, topluma, Musahip’e, suya, toprağa, aya, güneşe karşı verilen ikrar, sorunların çözümünde, barışı sağlamasında, toplumsallığın güçlenmesinde önemli bir yer tutar.

İkrar aynı zamanda barışın ilk adımıdır. Bireyin toplumla kurduğu bağ barışla başlar, o da Alevilikte verilen ikrara karşılık gelir.  Bunun örneklerini Alevi toplumunun yaşadığı her coğrafyada görmek mümkün.

Barış Süreci’nin konuşulduğu, taslakların kabul edildiği, yasaların hazırlandığı bir zamanda, Alevi pirlerinin barışı nasıl sağladığının örneklerinden birini Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Kurmeş Köyü’nün akil insanlarından bir olan Haydar Ber ajansımıza anlattı.

QUNCÎK’İN HİKAYESİ!

Köyün girişinde yüzyıllar öncesinde konulan bir taşın, nasıl ‘Barış Anıtı’na dönüştüğünün hikayesini Haydar Ber’den dinliyoruz.

Geçmişten günümüze bireysel veya toplumsal sorunların çözümünün nasıl olması gerektiğini de gösteren bir simgesi haline gelen ‘Barış Anıtı’na halk arasında Quncîk denildiğini ifade eden Ber, Ağuçan pirlerinin barışı nasıl kolay kıldığını şöyle anlattı:

“Kurmeş Alevi bir köy. Yüzyıllardır burada yaşıyoruz. Alevi bir köy olduğu için pirleri, dedeleri var. Ağuçan’a dayanan, Ağuçan soyundan olan pirlerimiz var. Geçmişten günümüze köye gelir, giderler. Bazı yıllarda bazı aksamalar olsa da bu geliş-gidiş devam etmiştir.”

Quncık’ın yaklaşık 200 yıllık bir tarihçesi olduğunu vurgulayan Ber, “Neden bu taş yığını yapılmış?” sorusuna şu cevabı verdi:

“Ağuçan evlatlarından Aziz Dede Kurmeş’e gelecek. Yılda bir defa mutlaka köye gelirlerdi. Köylünün sorunlarını dinlerdi, cem, cıvat yapardı, semah dönerlerdi. Haklıyı, haksızı birbirinden ayıracak toplantılar yaparlardı. Kim haksız ise haksızdan alır, haklıya verirdi. İnsanların mahkemeye gitmeden barışık bir şekilde yaşamalarını sağlamak için toplantılar yapardı.

Günün birinde köylüler haber alır ki Aziz Dede köye geliyor. Köylüler koşarak Aziz Dede’yi karşılamaya geliyor. Aziz Dede’yi taşıyan at köylülerin gelişini görünce ürküyor. Aziz Dede yere düşüyor. Böyle olunca köylüler Aziz Dede’nin düştüğü yere basmayalım derken, diyerek o taşları dizmişler.”

BARIŞIN AKLINI ÖRMEK!

Aziz Dede yaşananlara karşı toplumsal aklı öne çıkararak, düştüğü yeri Barış Anıtı’na dönüştürmenin fikrini üretiyor. Aziz Dede’nin barışın anahtarını düştüğü yere bir taş koymak olarak formüle ettiğini aktararak, “Aziz Dede, ‘Kurmeşliler bundan sonra kim kiminle kavga ederse, kim kimden razı olmaz, sıkıntılar yaşar, mahkemeye gitmek için yola çıkarsa herkes gelecek, burayı öpecek, bir taş da o koyacak. Davasını Ağuçan’a havale edip siniri geçecek, geri dönüp evine gidecek’ der. Aziz Dede’yi dinlerler. Köylüler bir sorun yaşadıkları zaman gelir, öper, bir taş koyar ve geri döner.”

Zamanla taşlar çoğalır ve Quncîk barışın sembolü haline gelir.

SORUNLARIN ÇÖZÜM YERİ: CEM ERKANI!

Haydar Ber, çocukken yaşadığı bir olay anlatarak, Alevi toplumunun mahkeme kapılarına gitmeden sorunlarını nasıl çözdüğünü de şöyle anlattı:

“5-6 yaşlarındaydım. Eskide köyde yol yoktu. Babalarımız Elazığ’a gittiği zaman Hozat arabalarına, otobüslerine veya kamyonlarına biner gelirdi. Biz giderdik Hozat yolunda atla, eşekle, katırla gider, eşyaları yükler, alır gelirdik. Bir defasında babamla gelirken köprünün orada başka bir köylüyle karşılaştık. Babamla hal hatır sormuşlardı. Sonra babam ‘Nereye gidiyorsun?’ diye sormuştu. Köylü Pertek’te mahkemesi olduğunu söylemişti. Adam bizden ayrıldıktan sonra babama mahkeme nedir diye sormuştum. Babamda bana mahkemenin ne olduğunu anlattı. O zamanlar Aziz Dede’nin oğlu Muhtat Dede yaşıyordu ve bizim köye sürekli gelip gidiyordu. Babama ‘Niye bunların Muhtat dedesi yok mu?’ diyerek, yaşananı çocuk aklımla yadırgamıştım.

Sonbaharda pir gelirdi ve kimin kiminle ne davası varsa onları mutlaka barıştırır, sorunları çözerdi. Yani kültürünü, inancını herkes birbirine saygı duyarak devam ettirirler.”

12 EYLÜL KARANLIĞINDA DİM DİK DURAN ANIT!

12 Eylül’ün karanlığında yaşanan bir olaya da dikkat çeken Haydar Ber, annesiyle askerlerin arasında Quncîk diyaloğunu şu sözlerle paylaştı:

“12 Eylül döneminde benim annem işte o yıllarda sanırım 75-80 yaşlarında. Quncîk’ın aşağısında bizim bir bahçemiz var. Bahçede gelirken operasyon olduğunu fark eder. Bir bakıyor askerler Quncîk’ın etrafında dönüyorlar. Sağına bakıyorlar, soluna bakıyorlar. Komutan annemin yanına giderek Türkçe Quncîk’ı soruyor. Annem ‘Ben Türkçe bilmiyorum’ diyor. O zaman Kürtçe bilen bir asker çağrılıyor. Annem Quncîk’ın hikayesini, amacını, nasıl barışın sembolüne dönüştüğünü anlatıyor.”

Barışı yakalamak zor ama imkansız değil. Alevi pirleri barışı üst üste konan taşlarla bulmuş, peki günümüz dünyası barışın anahtarını Kurmeş’in girişinde dim dik duran Quncîk’ın hikayesine bakarak bulacak mı?

Diren KESER-Nuray ATMACA/DERSİM

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.