PİRHA – İskenderun Kadın Platformu Üyesi Avukat Mehtap Sert, İran’da Mahsa Amini’nin katledilmesinin ardından yükselen kadın mücadelesini ve bu direnişin Türkiye’deki kadın hareketiyle benzerliklerini değerlendirdi. Sert, İranlı kadınların emperyalist müdahalelere dayanmadan, kendi öz güçleriyle bir özgürlük hattı kurduklarını vurguladı.
İskenderun Kadın Platformu Üyesi Avukat Mehtap Sert, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ve İran’da yıllardır süren kadın mücadelesine dair konuştu.
İran’daki kadın hareketinin tarihsel sürecine değinen Mehtap Sert, 1963 yılında seçme ve seçilme hakkının kazanılmasıyla hareketin ivme kazandığını ancak 1979 İslam Devrimi ile bu hakların ellerinden alındığını belirtti. Sert, “Seçme ve seçilme hakkı, evlenme, boşanma ve eğitim gibi kamusal alanda görünürlük sağlayan tüm haklar gasbedildi. Bugün İran’da bir kadının çalışabilmesi için eşinin veya babasının izni gerekiyor. Kadınların şarkı söylemesi bile yasak; ancak bir erkeğin vokalisti olarak ya da grup içinde buna izin veriliyor” dedi.
“MAHSA AMİNİ DİRENİŞİ BİRLEŞTİRİCİ GÜÇ OLDU”
Kadınların 1990’lardan itibaren “İslami Feminizm” adı altında örgütlenmeye çalıştığını hatırlatan Sert, Mahsa Amini’nin katledilmesinin bir dönüm noktası olduğunu ifade etti:
“Amini’nin katledilmesinden sonra kadınların sokaklardan yükselen ‘Jın, Jiyan, Azadî’ sesleri, mücadeleyi daha örgütlü hale getirdi. Savaş politikaları kadını meta haline getirmeye çalışırken, kadınlar hem sosyal medya üzerinden hem de sokaklarda başı açık protestolar ve yasaklanan şarkıları söyleyerek bu baskıya başkaldırdı.”
“KADINLAR KENDİ MÜCADELELERİYLE ÖZGÜRLEŞİYOR”
İran hükümetinin savaşı bahane ederek kadınların kazanımlarını geriletmeye çalıştığını belirten Sert, buna rağmen fiili bir kazanım sürecinin işlediğini kaydetti:
“İranlı kadınların mücadelesi çok anlamlı çünkü kâğıt üzerindeki yasaları fiili hayatta yıkıyorlar. Örneğin, evlenmeden birlikte yaşamanın yasak olduğu ülkede, eğitimli kadınlar ‘beyaz evlilik’ diyerek bu yasakları aşıyor. Kadınlar, dış güçlerin vereceği bir özgürlüğü değil, kendi mücadeleleriyle kazanacakları bir özgürlüğü tercih ediyorlar.”
“TÜRKİYE VE İRAN’DA ORTAK SORUN SİYASAL İSLAM VE MİLİTARİZM”
Türkiye’deki kadın hareketinin de benzer süreçlerden geçtiğine dikkat çeken Sert, coğrafyaların birbirinden etkilenmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ve 6284 sayılı yasanın uygulanmasındaki aksaklıkların şiddet vakalarını artırdığını söyleyen Sert, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İran’da yaşanan militarizm ve siyasal İslam temelli sorunların benzerlerini Türkiye’de de deneyimliyoruz. ‘Aile Yılı’ ilan edilen 2025 yılında şiddet verilerinde düşüş değil, aksine bir yükselme var. Dünyadaki tüm kadın hareketlerinin ortak sorunu patriyarkal sistemdir. Türkiye Kadın Hareketi ve Kürt Kadın Hareketi, İranlı kadınların mücadelesini selamlıyor. Kadınlar dayanışmayla bu mücadeleyi büyütecek ve başarıya ulaşacaktır.”
Cevahir FINDIK/İSKENDERUN
Yoruma kapalı.