PİRHA- Kirmanckî’nin günümüzdeki durumu, tarihsel baskılar ve toplumsal pratik eksikliği ile şekilleniyor. Kirmanckî Whatsapp kanalı kurarak bir insiyatif geliştiren Mehmet Aşkın, dilin geri bırakılmasının nedenlerini ve yeniden canlandırılması için atılması gereken adımları PİRHA’ya değerlendirdi.
Kirmanckî, tarihsel baskılar ve ekonomik sebeplerle gündelik yaşamın dışında kalıyor. Mehmet Aşkın, “Anlıyorum ama konuşamıyorum” ifadesinin hem sorunu hem de çözüm yolunu işaret ettiğini söylüyor. Hata yapma korkusu ve psikolojik baskı, dili pasif hâlde tutuyor. Aşkın’a göre çözüm, demokratik bir öğrenme kültürü oluşturarak insanların çekinmeden, utanmadan pratik yapabileceği alanlar yaratmaktan geçiyor.
“KİRMANCKÎ GÜNDELİK YAŞAMIN DIŞINDA KALDI”
-Kirmanckî’nin bugünkü durumunu nasıl tanımlarsınız? Sizce en kritik sorun nedir?
MEHMET AŞKIN: Kirmanckî bugün gündelik yaşamın dışında kalan bir dildir. Bunun tarihsel nedenleri ve günümüzde daha çok ekonomi üzerinden değerlendirebileceğimiz çeşitli nedenleri var. Tarihsel olarak Kirmanckî sürekli baskılanan, konuşanların cezalandırıldığı bir dil olduğu için gündelik yaşamdan kopmuş günümüze de oldukça zayıf bir şekilde gelmiştir. Bu Kirmanckî’nin doğasının zayıf bir dil olduğunu değil dış baskılardan dolayı gerilediğini göstermektedir. Ve aynı zamanda konuşanların cezalandırılması da bu dilin geri kalmasındaki önemli nedenlerden biridir. Günümüze geldiğimizde ise gündelik yaşamda insanlar hayatı daha çok ekonomi üzerinden değerlendirmektedir. Bir dilin öğrenilip öğrenilmeyeceğinin temel unsuru o dilin getireceği maddi kazançlardır. Hangi dil maddi kazanç sağlıyorsa o dilin öğrenilmesi yönünde ve onun teşvik edilmesi yönünde Bir anlayış söz konusu açıkçası. Bu durumda da Kirmanckî herhangi maddi bir kazanç getirmediği için de gündelik yaşamdan dışlanmakta, öğrenilmesi de teşvik edilmemektedir. Belirli bir kesim tarafından açıkçası.
“ANLIYORUM AMA KONUŞAMIYORUM”
-“Anlıyorum ama konuşamıyorum” ifadesi, dilin bu hâlini nasıl özetliyor?
MEHMET AŞKIN: Anlıyorum ama konuşamıyorum ifadesi bize çok şey anlatmaktadır. Sorunu da çözümü de göstermektedir. Umudu da umutsuzluğu da göstermektedir bu cümle. Anlıyorum demek kişilerin bu dile yeterince maruz kaldığı anlamına gelmektedir. Yani Dersim’de yaşayan insanlar bu dili anladıklarını ifade ederken gündelik yaşamda bu dile yeterince maruz kaldıklarını ifade etmektedirler. Anlamıyorum kısmı ise sorunun kaynağını göstermektedir. Anlamıyorum denilen yerde ise sorun bu dilin aktif bir şekilde kullanılamaması, bir üretime dönüştürülememesidir. Yani dil pasif konumdan aktif konuma bir türlü geçirilemiyor. Sorun buradadır. Dersim’de bu dilin konuşulamamasının en temel nedeni pasif durumdan aktif bir üretim sürecine bir türlü geçilememesidir. Özellikle bu dilin üretime, dilsel üretime dönüştürülememesinin en büyük nedeni insanların bu dili konuşurken, konuşmaya çalışırken yaşadığı tereddütlerdir. İnsanlar psikolojik olarak özellikle yanlış yapmaktan çekindikleri ve utandıkları için bu dili konuşma konuşmama yönünde bir eğilim geliştirmektedirler. Eğer bu dili iyi konuşamıyorsam hiç konuşmamalıyım şeklinde bir yönelime sahip oluyorlar ve bu da dilin konuşanların sayısının gün ve gün azalmasına neden olmaktadır.
AKTİF KULLANIM İÇİN STRATEJİLER
-Pasif dil bilgisini aktif kullanıma dönüştürmek için belirlediğiniz stratejiler nelerdir?
MEHMET AŞKIN: Kirmanckî bugün gündelik yaşamda yeterince yaygın olarak kullanılmamaktadır. Bunun en büyük nedeni de daha önce de bahsettiğimiz gibi bu dili insanların anlayıp ama konuşamamasıdır. Bunun konuşamamasının temel nedeni ise insanların yeterli düzeyde tekrarı ve üretimi dilsel üretimi sağlayamamasıdır. Bunun en büyük nedenlerinden bir tanesi olarak elbette sistemin yarattığı sorunlardan tarihsel olarak yaşanan sorunlardan bahsedebiliriz.
Örneğin bu dilin bilinçli bir şekilde yasaklanması, konuşanın cezalandırılması ya da bu dilin gündelik yaşamda ekonomik anlamda bir yer bulamaması bu sorunlardan bir kaçıdır. Ama ben özellikle Dersim’de yaşanan bu sorunu farklı bir bakış açısıyla değerlendirmek istiyorum. Burada dili konuşanlar ile konuşamayanlar arasındaki bir hiyerarşiden bahsetmek istiyorum.
Dili konuşanlar bu dili iyi konuşamayanlar üzerinde sürekli olarak eğer bu dili iyi konuşamıyorsan hiç konuşmamalısın şeklinde telkinlerde bulunuyor. Dolayısıyla da bu dili konuşmaya çalışan insanların psikolojik bir baskı altında hissetmelerine neden oluyorlar ve bu insanlar hem çekingenlik hem utanmadan kaynaklı olarak bu dile hiçbir şekilde pratik anlamda başlamıyorlar.
Bizim bu kanalı kurmamızdaki temel hedefimiz insanların kendilerini rahat hissedecekleri bu dili yer ve zamandan bağımsız olarak bu kısıtlamalara tabi olmadan devamlı süreklilik arz eden düzenli bir tekrar pratik ortamı sağlamaktır. Hedefimiz budur. Dinleyicilerimiz bu ses kayıtlarını istedikleri yer ve zamanda dinleyerek bunları yüksek sesle tekrar ederek kendi bulundukları ortamda hiç kimsenin baskısı altında kalmadan, hata yapma korkusunu yaşamadan, çekinmeden, utanmadan bunları tekrar edip pratiğini sağlamalarını istiyorduk. Kuruluş amacımız, hedefimiz de buydu.
“TARİHSEL BASKILAR VE DİLİN GERİ BIRAKILMASI ASLINDA KONUŞANIN CEZALANDIRILMASIDIR”
-Kirmanckî’nin tarihsel olarak geri bırakılmış olması, bugünkü kullanımını nasıl etkiliyor?
MEHMET AŞKIN: Kirmanckî tarihsel olarak sürekli bir yasaklamayla karşı karşıya kaldı. Konuşanın cezalandırıldığı bir politika yürütüldü. Dolayısıyla sürekli baskı altında olan bir dilin de gelişmesi açıkçası beklenmez. Dilin geri kalması geri kalmasının temel nedeni ona uygulanan baskı ve şiddettir. Konuşanın cezalandırılmasıdır. Bu Kırmanckî’yi günümüze getirirken zayıf ve güçsüz bir şekilde gelmesine neden olmuştur. Buna benzer en temel iddiamız şudur ki, bir dilin gelişebilmesi için onun güvenli ve bir barış ortamında olması gerekir. Böyle bir ortamda ancak dil büyür ve gelişir. Ama sürekli baskı altında ve tehdit altında olduğu zaman dilin gelişmesi mümkün değildir. Çünkü insanlar öncelikli olarak hayatta kalmaya çalışırlar, güvende olmaya çalışırlar. Daha sonra iletişim kurar, bilimi, sanatı, teknolojiyi geliştirirler. Ama Dersim coğrafyası için bunu söylemek mümkün değil açıkçası.
Sanatın, kültürün, siyasetin gelişebileceği bir alan söz konusu değildir. Çünkü sürekli insanların temel kaygıları güvenlik olmuştur. Böyle bir ortamda da dil kendisini geliştirememiştir.
Buna benzer örnekleri açıkçası Afrika’da da görebiliyoruz. Örneğin orada sürekli bir çatışma, bir savaş ortamı olduğundan insanlar birbirleriyle iletişim kurmuyorlar ve sadece hayatta kalmaya çalışarak, güvende olmaya çalışarak sürekli bir kaçış halinde oluyorlar. Dolayısıyla topluluklardan ve çevreden koparak yaşadıkları için Afrika’da o diller hiçbir şekilde gelişmemiş ve geri bırakılmıştır. Geri kalmış demiyorum, geri bırakılmıştır. Çünkü bu ona dışarıdan uygulanan baskının bir sonucudur. Yoksa dilin kendisinin doğasında bir zayıflık olmasından kaynaklanan bir durum değildir.
-Kirmanckî’nin yeniden gündelik hayatın parçası hâline gelmesi için toplumsal ve kurumsal olarak neler yapılmalı?
MEHMET AŞKIN: Biz insanların hiçbir psikolojik baskı altında kalmadan, utanmadan, çekinmeden bu dili öğrenecekleri ve pratik yapacakları bir alan oluşturmak istedik. Çünkü açıkçası şunun farkındayız: İnsanlar hata yapmaktan korkuyorlar. Hata yaptıklarında başkaları tarafından küçümseneceklerini düşünüyorlar. Bu durum temelsiz de değildir.
Maalesef toplumda bu dili iyi konuşamayanlara yönelik çeşitli Küçümseyici tavırlar yaşandı. Zaten WhatsApp kanalımızın kuruluş gerekçesi de tam olarak budur. Bizim Dersim’de Kirmanckî’yi yeniden canlandırabilmemiz, gündelik yaşamın içerisine tekrar koyabilmemizin en büyük koşulu Dersim’de demokratik bir öğrenme kültürünü oluşturmaktır. Demokratik bir öğrenme kültürüne ihtiyacımız var. Öğrenenlerin hiçbir şekilde hata yapmaktan çekinmeyeceği, bu dili iyi bilenlerin de bu dili öğrenmeye çalışanlara karşı tepeden bakan, küçümseyici, damgalayıcı davranışlardan uzak durması üzerine kurulmuş, karşılıklı anlayış üzerine kurulu bir öğrenme kültürüne ihtiyacımız var. Biz bu demokratik öğrenme kültürünü oluşturduğumuz zaman işte o zaman gerçekten dili gündelik hayatın içerisine yeniden koymaya başlayacağız.
Aşkın, son olarak herkesi kurdukları Whatsapp kanalına davet ederek, Kirmanckî’yi anlayıpta konuşamayanların bu kanala gelerek kendilerini geliştirmesi gerektiğini ifade etti:
https://whatsapp.com/channel/0029VbCJny7BlHpYEwkNkr26
Cem EKİNCİ/DERSİM
Yoruma kapalı.