PİRHA- İklim Adaleti Forumu Sözcüsü Duygu Kozanoğlu, Milli Parklar Kanunu’nda yapılan değişikliklerin doğayı korumak yerine korunan alanları sermayeye açtığını belirterek, “Bu bir reform değil, koruma rejiminin tasfiyesidir” dedi.
Milli parklara yönelik düzenlemeleri içeren “Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 19 Mart‘ta Resmi Gazete’de yayımlandı.
Ekoloji örgütlerinin milli parklarda turizm ve ticari faaliyetlerin önünün açacağı gerekçesiyle geri çekilmesini istediği teklifin yasalaşmasıyla birlikte milli parklara yapılacak tesisler için verilecek kullanım hakkı süresi 49 yıl olacak. İşletmenin başarılı bulunması halinde bu sürenin 99 yıla kadar uzatılacak.
İklim Adaleti Forumu Termessos Milli Parkı önünde Milli Parklar Kanunu’nda yapılan değişikliklere ilişkin açıklama yaptı.
Açıklama İklim Adaleti Forumu Sözcüsü Duygu Kozanoğlu tarafından okundu.
Kozanoğlu, söz konusu düzenlemenin doğayı korumaya değil, korunan alanların fiilen tasfiyesine hizmet ettiğini vurguladı.
Kozanoğlu, yaptığı açıklamada, milli parklar, tabiat parkları ve diğer korunan alanların kağıt üzerinde varlığını sürdürüyormuş gibi gösterildiğini ancak yapılan değişikliklerle içeriklerinin sistematik biçimde boşaltıldığını belirtti. “Bu bir reform değil, koruma rejiminin kökünden sökülüp atılmasıdır” diyen Kozanoğlu, doğanın “korunamaz” hale getirildiğini ifade etti.
“KORUNAN ALANLAR ŞİRKETLERE DEVREDİLİYOR”
Kozanoğlu, yasa ile birlikte “kamu yararı ve zaruriyet” gibi muğlak ifadeler üzerinden Uzun Devreli Gelişme Planı şartının devre dışı bırakıldığını söyledi. Bu durumun yatırım kararlarını koruma kararlarının önüne geçirdiğini belirten Kozanoğlu, proje bazlı istisnalarla doğanın parça parça kullanıma açıldığını vurguladı.
Kozanoğlu, korunan alanların altyapı ve turizm projelerine açıldığını, tahsis yetkilerinin tek elde toplandığını ve işletmelerin özel şirketlere devredildiğini ifade etti. 99 yıla kadar uzatılabilen intifa haklarıyla bu alanların kiralanabilir hale getirildiğini belirten Kozanoğlu, bunun kamusal müştereklerin açık bir tasfiyesi anlamına geldiğini kaydetti.
Akdeniz havzası gibi ekolojik açıdan kırılgan bölgelerde bu uygulamaların taşıma kapasitesini aşarak ekosistem çöküşüne yol açacağı uyarısında bulundu.
“EKOLOJİK YIKIMIN YOLU AÇILIYOR”
Kozanoğlu, düzenlemenin planlı bir kalkınma modeli sunmadığını, aksine kontrolsüz ve geri dönüşü olmayan bir tahribat sürecini başlattığını belirtti. Bu yaklaşımın ormanların parçalanmasına, su havzalarının zayıflamasına, ekosistemlerin çökmesine ve afet risklerinin artmasına neden olacağını söyledi.
“Bu alanlar gerçekten korunacak mı?” sorusunun artık net bir yanıtı olduğunu ifade eden Kozanoğlu, “Korunan alanlar korunmayacaktır” dedi.
Kozanoğlu, kısa süre önce Cumhurbaşkanı kararıyla yüz binlerce metrekarelik orman alanının orman sınırı dışına çıkarıldığını hatırlattı. Antalya’da 6 ayrı bölgede yaklaşık 290 hektarlık alanın bu kapsamda kaybedildiğini belirterek, bu durumun kabul edilmediğini ifade etti.
Ormanların, su havzalarının ve yaban hayatının satılacak ya da kiralanacak varlıklar olmadığını vurgulayan Kozanoğlu, bu politikaların yalnızca doğaya değil, toplumun ortak geleceğine yönelik bir tasfiye anlamı taşıdığını söyledi.
“MÜCADELEYİ BÜYÜTECEĞİZ”
Kozanoğlu, meselenin teknik bir itirazın ötesinde, topyekun bir yaşam savunusu olduğunu belirterek, yöre halkı, meslek odaları, ekoloji örgütleri ve yurttaşlarla birlikte mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.Ardından söz alan Av. Salim Berkay Aksu ve CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı’nın konuşasının ardından çevreci aktivistler Termessos Milli Parkı önünden açılan pankartla mücadele büyüyor çevreciler yürüyor, şirketlere değil sincaplara özgürlük doların değil ormanın yeşili, havama suyuma ormanıma dokunma sloanlarıyla Antalya Muğla çevre yolunana kadar yürüyüş gerçekleştirdiler.
Cebrail ARSLAN PİRHA/ANTALYA
Yoruma kapalı.