PİRHA – Millî Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayına ilişkin okullara gönderdiği etkinlik genelgesine yönelik tepkiler sürüyor. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, genelgenin laiklik ve insan hakları açısından ciddi sorunlar barındırdığını belirterek, “Çocuklara zorla dini içerik enjekte edilmesi insan haklarına aykırıdır” dedi.
12 Şubat’ta 81 il valiliğine gönderilen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” başlıklı talimatta okul öncesinden ortaöğretime kadar öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde okul dışında düzenlenecek iftar ve sahur programlarına katılımının öngörüldüğü belirtilmişti. Söz konusu düzenleme kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.
“GENELGE TOPLUMDA GENİŞ YANKI UYANDIRDI”
Genelgeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zeynel Can, uygulamanın kamuoyunda hem destek hem de eleştiri topladığını ifade etti. Can, “Bu genelge çok gündem işgal etti. Lehte ve aleyhte çok tepkiler aldı” diyerek, özellikle laik ve seküler kesimlerden ciddi itirazların yükseldiğini vurguladı.
Dinin eğitim sistemi içinde bu denli görünür hale getirilmesinin, özellikle okul öncesi düzeye kadar indirgenmesinin önemli sonuçlar doğuracağını belirten Can, “Alevi toplumu başta olmak üzere demokrat ve aydın kesimlerden buna karşı güçlü bir tepki oluştu” dedi.
CUMHURBAŞKANI’NIN AÇIKLAMALARINA ELEŞTİRİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genelgeye ilişkin “doğru, hukuki ve yerinde” yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Can, bu yaklaşımın tartışmalı olduğunu ifade etti. Can, “Kendi açısından doğru olabilir ancak hukuka ne kadar uygun olduğu sorgulanmalıdır” dedi.
İktidarın hukuka yaklaşımını eleştiren Can, “İşine geldiğinde hukuki davranan, gelmediğinde anayasal hükümleri uygulamayan bir anlayıştan söz ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“ZORLA DİNİ DAYATMA İNSAN HAKLARINA AYKIRI”
Genelgenin doğrudan valiliklere gönderilmesine dikkat çeken Can, bunun bir yönlendirmeden öte açık bir talimat olduğunu belirtti. “81 ilin valisine doğrudan gönderilen bu yazı, ‘bunu sıkı şekilde uygulayın’ anlamına geliyor. Bu durum, eğitimin merkezi bir anlayışla şekillendirildiğini gösteriyor” diye konuştu.
Türkiye’de farklı inanç gruplarının ve seküler yaşam biçimini benimseyen milyonlarca insanın bulunduğunu hatırlatan Can, ailelerin çocuklarına dini eğitim verip vermeme konusunda tercih hakkına sahip olması gerektiğini vurguladı:
“Bu ülkede Aleviler var, farklı mezhepler var, seküler bir yaşamı tercih eden milyonlar var. Çocuklarına dini eğitim verilmesini istemeyen aileler var. Buna rağmen zorla bir şeyi dayatmak, insan haklarına aykırıdır.”
TOPLUMA TEKÇİ ANLAYIŞ DAYATILIYOR
Eğitimde dini referansların bu şekilde kullanılmasının çocukların bireysel gelişimini olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Can, “Bu şekilde yetiştirilen çocukların eleştirel düşünebilen, kendini ifade edebilen bireyler olması zorlaşır” dedi.
Can ayrıca, okullarda kazandırılmak istenen değerlerin dini referanslarla sınırlandırılamayacağını belirterek, “Vatanseverlik, merhamet, adalet gibi değerler yalnızca dini çerçevede açıklanamaz bunlar toplumun ortak değerleridir” ifadelerini kullandı.
Din üzerinden şekillendirilen bir değerler sisteminin topluma dayatıldığını savunan Can, bu yaklaşımı “tekçi bir anlayış” olarak nitelendirdi. “Bu bir dayatmadır. Topluma zorla bir ‘deli gömleği’ giydirilmek isteniyor” dedi.
“SİYASİ BİR STRATEJİNİN PARÇASI OLABİLİR”
Genelgenin arkasında siyasi hesaplar olabileceğini öne süren Can, iktidarın toplumsal kutuplaşma üzerinden kendi tabanını konsolide etmeye çalıştığını ifade etti:
“İktidarın anketlere ve saha çalışmalarına göre hareket ettiğini biliyoruz. Bu genelgenin hızlı ve güçlü şekilde uygulanması da bir siyasi stratejinin parçası olabilir. Yaklaşan seçimler öncesinde tabandaki erozyonu durdurmaya dönük bir hamle olarak değerlendiriyorum.”
Can, söz konusu uygulamaların uzun vadede toplumun yararına olmayacağını belirterek, çocukların geleceği açısından daha kapsayıcı ve özgürlükçü bir eğitim anlayışının benimsenmesi gerektiğini vurguladı.
Cebrail ARSLAN/ANTALYA
Yoruma kapalı.