Alevi Haber Ajansi

Sinan Çiftyürek: Saddam Rejimi Kürt halkına sistematik katliam uyguladı-VİDEO

PİRHA- Halepçe’de kimyasal gaz saldırısı sonucu binlerce kişinin hayatını kaybettiği katliamın üzerinden 38 yıl geçti. DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, “Bir gecede uçaklar Halepçe kentini zehirli gazlarla bombaladı ve 5 bin insan yaşamını yitirdi. Buna rağmen İslam ülkeleri konferansında Halepçe Soykırımı tek kelimeyle kınanmadı” dedi.

Saddam Hüseyin’in 16 Mart 1988’de düzenlediği ve insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen Halepçe Katliamı’nın üzerinden 38 yıl geçti. 22 Eylül 1980’de İran ile Irak arasında baş gösteren savaşın sonlarına doğru Saddam Hüseyin, 1986 ile 1988 yılları arasında Kürtlere karşı Enfal Harekatı operasyonu başlattı. Kimi araştırmalara göre 12 kimyasal maddenin karışımından meydana gelen kokteyl, kimi araştırmalara göre ise hardal ve sarin gazları olarak bilinen bombalar harekatın ikinci aşamasında kente bırakılmaya başlandı.

Bombardımandan dolayı yayılan zehirli gazlar, kısa sürede birçoğu binlerce insan yaşadığı alanları kapladı. 5 bini aşkın insan yaşamını yitirdi, 7 binden fazla insanın ise yaralandığı açıklandı.

Halepçe’de yaşanan katliam, dünyada 20’inci yüzyılda yaşanan en acı katliamlardan biri olarak kabul edilirken, Halepçeliler, katliamın üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen atılan gazların etkisini hala hissediyor.

Halepçe Katliamı’nın 38. yılına dair Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.

Çiftyürek, Kürt halkının yaşadığı katliamları anarak sözlerine başladı. Çiftyürek, Irak’ta Saddam Hüseyin döneminde yaşanan Enfal ve Halepçe katliamlarını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Bir kez de o katliam dolayısıyla da halkımıza başsağlığı diliyoruz. Malum 79 devriminden sonra Şah rejimini yıkan İslam devriminden sonra çok geçmeden Saddam’la yani İran ile Irak arasında savaş başladı. 8 yıl süren bir savaş devam etti. Bu savaş sürecinde Irak rejimi Kürtlere yönelik olarak ciddi baskı uyguladı. Sonrada da saldırıya geçti zaten. Enfal katliamı 86’da başladı. Kur’an’dan adını alıyor zaten Ganimet adı. ”

Çiftyürek, 1986’dan 1988’e kadar süren Enfal saldırılarının sistematik bir katliam olduğunu belirtti.

Çiftyürek, katliamın Saddam Hüseyin’in emriyle gerçekleştirildiğini belirterek, “ “Bu katliamı gerçekleştiren Saddam katilinin akrabası olan ‘Kimyasal Ali’ denilen kişi ve ekibi yaptı. Soruyorlar kendisine: ‘200 bin Kürt’ü soykırımdan geçirdiniz doğru mu?’ diye. O da utanmadan ‘200 bin değil 150 bin civarındadır’ diyor” ifadelerini kullandı.

HALEPÇE SOYKIRIMI VE ULUSLARARASI SESSİZLİK

Çiftyürek, Enfal katliamı sürerken gerçekleşen Halepçe katliamını da hatırlattı:

“88’de Halepçe katliamı gerçekleşti. Bir gecede uçaklar Halepçe kentini zehirli gazlarla bombaladı ve 5 bin insan yaşamını yitirdi.”

Katliam sonrası İslam ülkelerinin sessiz kaldığını belirten Çiftyürek, “Halepçe Soykırımı’ndan bir gün sonra Kuveyt’te İslam Ülkeleri Konferansı vardı. Tek kelimeyle o konferansta Halepçe Soykırımı kınanmadı. Bu tutumu ve bu ırkçı yaklaşımı kınıyoruz” dedi.

“MART AYI HEM SEVİNÇ, HEM YAS AYI”

Çiftyürek, Mart ayının Kürt halkı açısından hem kazanımların hem de acıların yaşandığı bir dönem olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Mart ayı Kürt halkı için hem sevinç ayıdır hem de yas ayıdır. Bir tarafta 11 Mart 1970’te otonomi elde edilmiştir. Ama aynı zamanda Kürt halkının birçok katliamının yaşandığı karanlık günlerin de ayıdır. Diğer taraftan Newroz’dur.“

Kürt halkının ağır bedeller ödeyerek bugüne geldiğini ifade eden Çiftyürek ,“Her şeye rağmen Kürt halkı bu kanlı yıllarda çok ağır bedeller ödemiş olsa da bugüne gelebilmiştir. Bugün Kürdistan Federal Bölgesi’nde artık ciddi bir federal sistem var ” ifadelerini kullandı.

ROJAVA VE ULUSLARARASI GELİŞMELER

Çiftyürek, Rojava’ya yönelik uluslararası planlara da değinerek şu değerlendirmeyi yaptı:

„5 Ocak’ta Paris’te gerçekleştirilen anlaşmayla Kuzey Suriye’de Rojava statüsünü ortadan kaldırma planı yapıldı. Ancak Kürt halkı ayağa kalktı. Kobani’den Rojava’ya, Hewler’den Avrupa’ya kadar büyük bir tepki oluştu.”

Bu süreçte Kürt halkının birlik mesajı verdiğini belirten Çiftyürek , “ Kürt halkının ayağa kalkmasıyla 5 Ocak anlaşması dağıldı ve 29 Ocak’ta yeni bir anlaşma yapıldı. Biz inanıyoruz ki Rojava Kürdistan halkı yeniden yoluna devam edecektir. ” diye belirtti.

İRAN’A DEMOKRASİ TALEBİ

Çiftyürek, İran’daki gelişmelere de değinerek, oradaki Kürtlerin taleplerine yönelik şunları söyledi:

“İran’a demokrasi, Kürdistan’a özerklik talep ediyorlar. Bu sadece Kürdistan’ın özgürlüğü için değil, aynı zamanda İran halklarının demokratik bir rejime kavuşması içindir.”

Çiftyürek, İran’da üçüncü bir demokratik alternatifin hedeflendiğini belirterek, “Kürdistan ittifakı diyor ki biz ne teokratik rejim hedefliyoruz , ne de onun yıkılmasıyla birlikte Şah monarşisine dönmek istiyoruz. Bizim üçüncü alternatifimiz demokratik bir yapıdır. İran’a demokrasi, Kürdistan’a otonomidir” ifadelerini kullandı.

BÖLGESEL SAVAŞLAR VE EMPERYAL GÜÇLER

Çiftyürek, bölgedeki güç dengelerine ilişkin değerlendirmesinde hem ABD-İsrail hattını hem de İran’ı eleştirdi. Çiftyürek konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Dolayısıyla bunun desteklenmesini talep ediyoruz ve diyoruz ki: ‘Evet, Amerika-İsrail hattı enternasyonalist bir hattır.’ Asla ve asla bu desteklenemez. Kendi çıkarları için buradadırlar. Peki İran? İran masum mudur? Yani Lübnan’ı, Suriye’yi, Irak’ı, Gazze’yi Yemen’e varana kadar işgal eden, orada askeri güç bulunduran, orada kendi yanlısı olan askeri paramiliter güçleri örgütleyen İran asla ve asla masum değil. Lübnan’dan Yemen’e kadar Şii hilaliyle bölgeyi kıskaca almıştı. Bu nedenle biz taraflar arasında süren savaşta birini emperyal, birini mazlum görmüyoruz. İkisi de emperyaldır. Kendi çıkarları için savaşıyorlar.”

Çiftyürek, çözümün bölge halklarının demokratik mücadelesi olduğunu belirtti.

“EĞER TÜRKİYE KÜRTLERİ KARDEŞ OLARAK GÖRÜYORSA, KARDEŞİNİ TANIMALI”

Çiftyürek, Türkiye’nin Kürt politikasına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye Cumhuriyeti dün Rojava’da Kürtler kaybetsin, kim kazanırsa kazansın dedi. Şimdi bu kez İran Kürdistanı’na ilişkin yeni politika izliyor. Bu doğru değildir. Eğer Türkiye gerçekten Kürtleri kardeş olarak görüyorsa kardeş kardeşini tanımalı, statüsünü kabul etmelidir. Zor, şiddet, katliam, soykırım, Kürt meselesini çözmedi ”

Çiftyürek, Kürt sorununun çözümü için anayasal değişiklik gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Birincisi 66. madde değişmeli. Kürt halkının, Kürt milletinin varlığı anayasada kabul edilmelidir. İkincisi 42. madde değişmeli. Kürt dili ana dilde eğitim olarak ilkokuldan üniversiteye kadar kabul edilmelidir. Evet, PKK silah bırakıyor. Silah bırakılmalı. Sivil siyasete dönülmeli. Kimse silahı savunmuyor. Ama devlet de silah konusunda haneyi kendisine tutmalıdır. Bu meselenin Kürt meselesi olduğu kabul edilmeli ve çözüm buna göre geliştirilmelidir.”

Diren KESER/MERSİN

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.