Alevi Haber Ajansi

16 Mart 1978: Beyazıt’ta patlayan bomba ve Türkiye’nin hafızasına kazınan öğrenci katliamı!

PİRHA-İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü önünde 16 Mart 1978’de düzenlenen bombalı ve silahlı saldırıda 7 öğrenci yaşamını yitirdi, onlarca kişi yaralandı. Türkiye siyasi tarihine “16 Mart Öğrenci Katliamı” olarak geçen saldırının failleri ve arka planı ise aradan geçen yıllara rağmen tam olarak aydınlatılamadı.

Beyazıt Katliamı olarak bilinen 16 Mart Öğrenci Katliamı’nın üzerinden yıllar geçmesine rağmen olayın tüm yönleriyle aydınlatılamaması, Türkiye’nin yakın tarihindeki karanlık sayfalardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü önünde 16 Mart 1978’de düzenlenen bombalı ve silahlı saldırıda 7 öğrenci yaşamını yitirdi, onlarca kişi yaralandı. Türkiye siyasi tarihine “16 Mart Öğrenci Katliamı” olarak geçen saldırı, 1970’li yılların en kanlı olaylarından biri olarak kayıtlara geçti.

Türkiye’nin yakın tarihindeki en sarsıcı öğrenci saldırılarından biri olan Beyazıt Katliamı, İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nün ana kapısı önünde gerçekleşti. Derslerden çıkan öğrencilere yönelik düzenlenen bombalı ve silahlı saldırıda 7 öğrenci hayatını kaybetti, 40’tan fazla öğrenci yaralandı. Olay, Türkiye’de 1970’li yıllarda giderek tırmanan siyasi şiddetin en çarpıcı örneklerinden biri olarak tarihe geçti.

KATLİAM GÜNÜ NELER YAŞANDI?

16 Mart 1978 günü öğle saatlerinde İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt yerleşkesinde dersler sona ermiş, öğrenciler kampüs kapısından çıkmaya başlamıştı. Tam bu sırada üniversitenin ana kapısı önünde öğrencilerin yoğun olduğu noktaya doğru bir bomba atıldı. Patlamanın hemen ardından saldırganlar tarafından otomatik silahlarla ateş açıldı.

Patlama ve silahlı saldırı sonucu çok sayıda öğrenci yere yığılırken, çevrede büyük panik yaşandı. Yaralılara ilk müdahale çevredeki öğrenciler ve yurttaşlar tarafından yapıldı. Olay yerine kısa sürede ambulanslar sevk edilirken yaralılar çevredeki hastanelere kaldırıldı.

Saldırıda yaşamını yitiren öğrenciler şunlardı:

Cemil Sönmez

Hatice Özen

Murat Kurt

Turhan Öztürk

Baki Erdoğmuş

Abdullah Doğan

Hamdi Korkmaz

Olayın ardından çok sayıda öğrenci hastanelere kaldırıldı. Yaralıların bir kısmının durumunun ağır olduğu bildirildi.

TÜRKİYE’DE BÜYÜK PROTESTOLAR BAŞLADI

Saldırının ardından üniversitelerde ve birçok şehirde protestolar düzenlendi. Özellikle İstanbul ve Ankara’da öğrenciler katliamı protesto etmek için yürüyüşler yaptı. Üniversitelerde boykotlar ve ders bırakma eylemleri gerçekleştirildi.

Dönemin siyasi atmosferinde sağ ve sol gruplar arasındaki çatışmaların yoğun olduğu bir dönemde yaşanan katliam, Türkiye’deki siyasi gerilimi daha da artırdı. Üniversiteler uzun süre protestoların ve güvenlik önlemlerinin merkezlerinden biri haline geldi.

FAİLLERİNE DAİR İDDİALAR

Katliamın ardından yürütülen soruşturmalarda saldırının ülkücü hareket içinde yer alan bazı kişiler tarafından gerçekleştirildiği ortaya çıktı.  Olayla ilgili açılan dava dosyalarında şu isimler sık sık gündeme geldi:

Abdullah Çatlı

Haluk Kırcı

Oral Çelik

Bu isimlerin 1970’li yıllarda ülkücü hareket içerisinde faaliyet gösteren militan gruplarla bağlantılı olmasına rağmen açılan davalar yıllarca sonuçlandırılmadı.

DEVLET İÇİ BAĞLANTI TARTIŞMALARI

Katliamla ilgili yıllar sonra ortaya çıkan tanıklıklar ve araştırmalar, saldırının yalnızca bir grup tarafından değil, devlet içindeki bazı karanlık yapılanmalarla bağlantılı olabileceği yönünde tartışmaları da beraberinde getirdi.

1990’yıllarda ortaya çıkan Susurluk Skandalı sonrasında yapılan tartışmalarda, 1970’li yıllarda yaşanan birçok siyasi cinayet ve saldırı gibi Beyazıt Katliamı’nın da derin devlet yapılanmalarıyla ilişkili olmasına rağmen yargı sürecinde ortaya konulmadı.

SORUŞTURMA VE DAVA SÜRECİ

 Saldırının ardından çok sayıda kişi gözaltına alındı ve yıllar süren davalar açıldı. Ancak dava süreci boyunca soruşturmanın etkin yürütülmediği yönünde eleştiriler yapıldı. Olayla bağlantılı olduğu iddia edilen bazı isimler hakkında açılan davalar uzun yıllar sürdü.

Yargı sürecinde bazı sanıkların yurtdışına kaçtığı, bazı delillerin kaybolduğu ve davaların sık sık kesintiye uğradığı ifade edildi. Uzun yargı süreçlerinin ardından dava dosyalarının önemli bir kısmı zaman aşımına uğradı ve katliamın tüm yönleriyle aydınlatılamadığı eleştirileri kamuoyunda sık sık dile getirildi.

TÜRKİYE SİYASİ TARİHİNDE SEMBOL OLAYLARDAN BİRİ

16 Mart katliamı, 1970’li yıllarda Türkiye’de artan siyasi şiddetin sembol olaylarından biri olarak kabul ediliyor. Üniversite kampüslerinde yaşanan saldırılar, öğrenci hareketleri ve sokak çatışmaları dönemin siyasi atmosferini derinden etkiledi.

Siyasi şiddetin giderek tırmandığı bu süreç, Türkiye’yi iki yıl sonra gerçekleşecek olan 1980 askeri darbe sürecine götüren dönemin en kritik kırılma noktalarından biri olarak değerlendiriliyor.

HER YIL BEYAZIT’TA ANILIYOR

16 Mart’ta yaşamını yitiren öğrenciler, her yıl olayın gerçekleştiği İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü önünde düzenlenen anmalarla hatırlanıyor. Öğrenciler, akademisyenler ve çeşitli demokratik kitle örgütleri tarafından yapılan anmalarda katliamın aydınlatılması ve sorumluların ortaya çıkarılması talebi dile getiriliyor.

Aradan geçen yıllara rağmen Beyazıt Katliamı, Türkiye’nin yakın tarihinde hâlâ tam olarak aydınlatılamayan siyasi saldırılardan biri olarak anılmaya devam ediyor.

HABER MERKEZİ

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.