PİRHA- İnsan Hakları Derneği Antalya Şubesi’nin hazırladığı gözlem raporuna göre 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yürüyüşü öncesinde bazı katılımcılara yönelik yoğun kimlik kontrolü, pankart ve dövizlere müdahale ile gözlemcilerin alandan uzaklaştırılması toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı açısından ihlal olarak değerlendirildi.
İnsan Hakları Derneği Antalya Şubesi Kadın Komisyonu, 8 Mart 2026 tarihinde Antalya’da düzenlenen 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yürüyüşüne ilişkin hazırladığı gözlem raporunu yayımladı. Raporda yürüyüş öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılan gözlemler doğrultusunda elde edilen bulgular değerlendirilerek toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı açısından çeşitli ihlaller tespit edildiği belirtildi.
Raporun amacı, etkinlik sırasında yaşanan uygulamaları kayıt altına almak, insan hakları standartları çerçevesinde değerlendirmek ve kamuoyunu bilgilendirmek olarak ifade edildi.
8 MART YÜRÜYÜŞLERİ KADIN HAKLARI MÜCADELESİNİN SEMBOLÜ
Raporda, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün kadın işçilerin çalışma koşulları, eşit ücret ve siyasal hak talepleri etrafında yürüttükleri tarihsel mücadelelere dayandığı hatırlatıldı. Günümüzde birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de 8 Mart kapsamında yürüyüşler, basın açıklamaları, mitingler ve çeşitli kamusal etkinlikler düzenlendiği belirtilerek bu etkinliklerin kadınların eşitlik, özgürlük ve şiddetsiz yaşam taleplerinin ifade edildiği barışçıl toplantılar olduğu vurgulandı.
Raporun arka plan bölümünde, kadın örgütleri, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının bu etkinliklerde yer alarak toplumsal cinsiyet eşitliği, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve siyasal yaşamda eşit temsil gibi talepleri dile getirdiği ifade edildi.
SAÇ ÖRGÜSÜ SEMBOLÜ PROTESTOLARIN PARÇASI HALİNE GELDİ
Raporda ayrıca 2026 yılının başlarında Suriye’nin Rakka kentinde çatışma ortamında yaşamını yitirmiş bir kadının örgülü saçının kesilerek teşhir edilmesi olayının kadın hareketi içinde güçlü bir tepki yarattığı belirtildi. Bu olayın ardından saç örgüsü sembolünün kadın dayanışmasını ve protestoyu temsil eden bir ifade biçimi olarak farklı şehirlerdeki eylemlerde kullanılmaya başlandığı aktarıldı.
Kadınların protesto eylemlerinde birbirlerinin saçını örmesinin öldürülen kadının bedenine yönelik müdahaleye karşı sembolik bir tepki olarak ortaya çıktığı ifade edildi.
DEM PARTİ KADIN MECLİSİ KATILIMCILARINA YOĞUN KONTROL
Gözlem raporunda yürüyüş alanına girişte yapılan kontroller sırasında bazı katılımcılara yönelik uygulamaların farklılaştığı kaydedildi. Rapora göre özellikle Antalya Kadın Platformu bileşeni olan DEM Parti Kadın Meclisi katılımcısı kadınlara yönelik arama ve kontrol işlemleri daha yoğun ve uzun sürdü.
Diğer katılımcıların giriş işlemleri rutin şekilde ilerlerken söz konusu grubun temsilcilerine yönelik kimlik sorgulaması ve Genel Bilgi Toplama (GBT) işlemlerinin uygulandığı, diğer katılımcılar için benzer bir uygulamaya rastlanmadığı belirtildi.
Ayrıca yalnızca bu grubun getirdiği pankart ve dövizlerin kolluk tarafından uygunluk denetimine tabi tutulduğu ve bu durumun dikkat çekici olduğu ifade edildi.
SAÇ ÖRGÜSÜ İMGESİ “PROPAGANDA” GEREKÇESİYLE ENGELLENDİ
Rapora göre kolluk görevlileri bazı pankart ve dövizlerin alana sokulmasına izin vermedi. Müdahalenin gerekçesi olarak pankartlarda yer alan saç örgüsü imgesinin “terör örgütü propagandası” olarak değerlendirildiği ifade edildi.
Kolluk görevlilerinin bu kararın o gün nöbetçi olan terörle mücadele savcısı tarafından sözlü olarak verildiğini belirttiği ancak söz konusu kararın yazılı olarak eylemcilere sunulmadığı raporda yer aldı.
Raporda, eylemcilere söz konusu materyallerin kullanılmasının soruşturma başlatılmasına neden olabileceğinin söylendiği, ayrıca bir kişinin şüpheli sıfatıyla işlem yapılması şartıyla pankartların kullanılabileceğine ilişkin bir teklif sunulduğunun gözlemlendiği ifade edildi.
GÖZLEMCİLER ALANDAN UZAKLAŞTIRILDI
Raporda, müdahale sırasında alanda bulunan insan hakları gözlemcileri ve avukatların kolluk görevlileri tarafından alandan uzaklaştırıldığı da kaydedildi. Gözlemcilerin müdahalenin gerekçesine ilişkin sorularına rağmen kolluk görevlilerinin ikna edici bir açıklama yapmadığı belirtildi.
Bu süreçte gözlemcilerden kimlik ibraz etmelerinin istendiği, kimlik göstermemeleri halinde “siz görürsünüz” şeklinde tehdit içeren ifadeler kullanıldığı da raporda yer aldı.
YÜRÜYÜŞ BİR BUÇUK SAAT GECİKTİ
Yaşanan süreç nedeniyle yürüyüşün planlanan saatten yaklaşık bir buçuk saat sonra başlatıldığı belirtilen raporda, bu gecikmenin alandaki yoğunluğu artırdığı ifade edildi.
Ayrıca kolluk tarafından el konulan bazı pankart ve dövizlerin sahiplerine geri verilmediği ve yürüyüşün bu materyaller kullanılmadan başlatıldığı aktarıldı. Bu nedenle bazı katılımcıların vermek istedikleri mesajı kamuoyuna iletemediği ifade edildi.
“TOPLANTI VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İHLAL EDİLDİ”
Raporun değerlendirme bölümünde yalnızca belirli bir grubun yoğun denetim ve kimlik kontrolüne tabi tutulmasının ayrımcılık yasağı ile bağdaşmadığı vurgulandı.
Saç örgüsü sembolünün kullanılmasının engellenmesinin ise toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile birlikte ifade özgürlüğüne müdahale niteliği taşıdığı belirtildi.
Raporda ayrıca kolluk görevlilerinin sözlü savcılık kararına dayanarak pankartları yasaklamasının hukuki belirlilik ve kanunilik ilkeleri bakımından sorunlu olduğu ifade edildi.
İHD’DEN ÖNERİLER
Raporun sonunda toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin uygulamalarda hak ihlallerinin önlenmesi için çeşitli öneriler sıralandı. Bu kapsamda mevzuatın gözden geçirilmesi, kolluk uygulamalarına ilişkin açık bir yönetmelik hazırlanması, güvenlik güçlerine düzenli insan hakları eğitimi verilmesi ve insan hakları gözlemcilerinin çalışmalarının güvence altına alınması gerektiği ifade edildi.
Raporda ayrıca toplantılar sırasında alınan kısıtlayıcı kararların yazılı ve gerekçeli biçimde bildirilmesi gerektiği vurgulandı.
PİRHA/ANTALYA
Yoruma kapalı.