PİRHA- Savaşların, kadın katliamlarının, çocuk istismarlarının ve doğa talanının arttığı bir dönemde Hızır’ı yeniden anlamanın yakıcı bir ihtiyaç haline geldiğini belirten Ali Sizer, “Hızır darda kalana yetişendir ama önce insanın kendi vicdanında dirilmesidir” dedi.
Ocak ayının sonları ile şubat ayının ortalarına denk gelen Hızır Ayı’nda Aleviler üç gün oruç tutuyor, cem erkanları yürütüyor ve lokmalarını pay ediyor. Anadolu ve Mezopotamya’nın farklı bölgelerinde tarihleri değişse de bu ay boyunca “Ya Hızır” niyazı darda olana, yolda kalana, dara düşene yetişme çağrısı olarak yankılanıyor.
Hızır Ayı’nın içinden geçtiğimiz bu günlerde Sanatçı Ali Sizer, PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede Hızır’ın bir isim ya da mitolojik figür olmadığını; hakikat, vicdan ve varlık birliğiyle anlam kazanan bir inanç hali olduğunu vurguladı.
“HIZIR DARDA KALANIN İMDADIDIR”
Hızır’ın anlam ve değerine ilişkin konuşan Ali Sizer, “Hızır darda kalana yetişir deriz. Anadolu’da, Mezopotamya’da böyle biliriz. Ama bizde Hızır bir isim değildir. Gönüldedir, itikatta gizlidir, toprağın kendisidir. Yetişendir, yetiştirendir. Biz tabiatı Tanrı diye görürüz; Hızır da oradadır. Bizim nazarımızda Hızır kainatın kendisidir. Darda kalanın imdadıdır, muradıdır. Bilgelik, kemalat, ustadan geçer. İrşat olmadan irşat olmuş gibi yapılamaz. Hızır iki sözle anlatılamaz; yaşanarak anlaşılır. Yürürken, bakarken, yazarken, paylaşırken Hızır gibi olmak gerekir. Gösterişte, zenginlikte, makamda değildir. Kişinin kendisiyle barışmasının adıdır Hızır. Kendi içindeki hakikati kabul etmesidir” dedi.
“DOĞAYI TAHRİP EDEN ANLAYIŞ HIZIR OLAMAZ”
Günümüzde savaş, yıkım, kadın cinayetleri ve çocuk istismarlarının arttığı bir dönemde Hızır’ın anlamının daha da hayati hale geldiğini ifade eden Sizer, modern sistemin doğayla kurduğu ilişkiyi eleştirdi:
“Doğanın kendini yenilemesi Hızır’ın tecellisidir. Ama biz ne yaptık? Suyumuzu borulara hapsettik, dağlarımızı maden ocaklarıyla deldik, ormanlarımızı yaktık. Hızır’ın sakalını yaktık, kolunu kestik. Vicdanı ortadan kaldırdık. Hak insanın vicdanıdır; vicdanı yok edersen Hakkı da öldürmüş olursun. Kadın öldürmenin, çocuk istismarının, savaşın olduğu yerde Hızır yoktur. Bizde kadın kutsaldır; doğa kadın, kadın doğurgandır, üretendir. Tanrısallık erildir diye düşünmeyiz. Hızır da üretendir, doğurgandır, barıştır. Hızır bir inançtır ama kör bir itikat değildir; bilgeliktir, ilimdir. Ustanın ocağında pişmeden anlaşılmaz. Yaşamla kavranır. Herkesin gönlüne mihman olduğunda sınırlar kalkar, insanlar kendi toprağında onuruyla yaşar, kimse kimseye muhtaç olmaz.”
“HIZIR GÖNLE MİHMAN OLMADIKÇA BU YOL YÜRÜMEZ”
Hızır Ayı’nın yalnızca takvimsel bir zaman dilimi olmadığını, insanın kendi iç yolculuğuna çağrı olduğunu belirten Ali Sizer, son sözlerinde Hızır’ın özde yaşanması gerektiğini vurgulayarak, “Biz Hızır değiliz ama Hızır’a inanırız. Hızır gönülde olmadıkça, lokma pay edilmedikçe, vicdan diri tutulmadıkça bu Yol yürümez. Oruç sadece aç kalmak değildir; kötülüğe, zulme, haksızlığa karşı da durmaktır. Hızır Ayı kendimizle yüzleşme ayıdır. Eğer Hızır gönlümüze mihman olursa sınırlar kalkar, insanlar kendi toprağında onuruyla yaşar. Hızır yeniden varlığın birliğine ermektir; barışa, iyiliğe ve hakikate niyazdır” diye konuştu.
Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/ MERSİN

Yoruma kapalı.