PİRHA – Pir Hüseyin Doğan, Xizir inancının, Alevi kurumlarında iyi anlatılması gerektiğini söyledi. Xizir’ın, bir tür dayanışma geleneği olduğunu anlatan Doğan, Suriye’de yaşanan zulme de dikkat çekti. “Böyle bir günde sessiz kalmamamız lazım” diyen Pir Doğan, “Xizir geleneğini yaşatamazsak, inancımızın asimilasyon çabasına da ortak oluruz” diye ekledi.
İmam Rıza Ocağı pirlerinden Hüseyin Doğan, Xizir Ayı’nın aynı zamanda dayanışmanın adı olduğunu söyleyerek Xizir inancının detaylarını anlattı. Umutsuzluk ya da çıkmaza düşüldüğünde ilk akla gelenin Xizir olduğunu belirten Doğan, “Xizir’ı gökte, sağda, solda aramayız” diye de ekledi.
Xizir günlerinin yılın zorlu yaşam şartlarına denk gelen dönemde karşılandığını anlatan Pir Hüseyin Doğan, bu ayda daha fazla dayanışmanın oluştuğunu söyledi. Xizir’ın, insanların “Umut kapısı” olduğunun altını çizen Doğan, Xizir Ayı’na dair şunları anlattı:
“Xizir, insanların yarına daha güzel bir şekilde bakmasını sağlar. Xizir, her zaman mazlumların yanında olandır. Paylaşmayı sever. Köylerde Xizir günleri geldiğinde üçüncü günü oruçlarımızı açardık. Böreğimizi, çöreğimizi ne varsa yapardık. Annem bir sofra dizer, yanına da minder koyardı. Ardından kapıları açardı ki o akşam Xizir da gelip bizlere mihman olsun isterdi. Xizir, lokmamızdan tatsın ve bereketi evimize yansısın isterdi. İnancımızda ilk gelen, ağzımızdan ilk çıkan ‘Ya Xizir’ olmuştur. Çünkü Xizir, zorda kaldığımızda bize umut veren, ayağa kaldırandır. Dilimizden, aklımızdan, kalbimizden çıkarmayız.”
“ZULME KARŞI DİK DURMAMIZ LAZIM”
Pir Hüseyin Doğan, Alevilerin de yaşadığı coğrafyadaki soykırım ve baskılara işaret ederek, kritik bir dönemden geçildiğini anlattı. “Suriye’de tam da birliğin, beraberliğin en çok olması gerektiği bir dönemdeyiz” diyen Doğan, inanç önderlerine düşen görevlere işaret etti:
“Suriye’de çok büyük bir Alevi katliamı, çevre ülkelerde savaş, gözyaşı, zulüm var. Tabii bu zamanda her birimiz birbirimize Xizir olmalıyız. Sessiz kalmamamız lazım. ‘Eğer bir yerde haksızlık varsa, susarsanız dilsiz şeytansınız’ denilmiştir. Burada en büyük iş dedelere, örgütlerimize kalıyor. Böyle bir günde sessiz kalmamamız lazım. Yani birbirimize Xizir olalım, yaşanan o acıya sessiz kalmayalım. Sessiz kaldığımız takdirde biz de o zulme ortak sayılırız. O yüzden ayağa kalkmamız, haykırmamız lazım.
İmam Hüseyin’e, zalimler zamanında saraylar, paralar, valilikler verip biat etmesini istiyorlar. İmam Hüseyin öyle bir duruş sergiliyor ki, ‘Senin önünde biat edersem bütün insanlık da eder’ diyor. O yüzden de eğer biz dedeler, pirler, mürşitler, rehberler, ‘İmam Hüseyin’in soyundan geliyoruz’ diyorsak onun gibi dik durmamız, sessiz kalmamamız lazım. O yüzden de bugünlerde ‘Xizir aşkına Dünyada barış, huzur, adalet olsun’ diyoruz. Herkes kendi inancını, kültürünü özgür bir şekilde yaşasın. Birbirimize sevgiyi, barışı, birliği aşılayalım.”
“ALEVİ KURUMLARINDA XİZİR’I İYİ ANLATMAMIZ LAZIM”
Pir Hüseyin Doğan, Xizir geleneğinin yaşatılması için Alevi kurumlarının daha duyarlı olması gerektiğini söyledi. Dayanışmanın en güzel örneğinin Xizir inancı olduğunu söyleyen Doğan, şunları aktardı:
“Bütün cemevlerimizde ‘Allah, Muhammed ya Ali’ diyerek gülbenglerimize başlıyor, sonunda da ‘Ali, Baş Xizir, yoldaşınız olsun’ diyoruz. Cemevlerimizin, dergahlarımızın hepsi ilim, irfan kapısıdır, buralarda Xizir’ı iyi anlatmamız lazım. Xizir’ı sadece ak sakallı, atlı görmememiz lazım. Anne ve babalarımız, sabah kalktığında ilk güneşin alnına çıktığında ‘Ya Xizir’ derlerdi. Öğlen eğer bir lokma yiyeceklerse, gece uyumadan önce de ‘Ya Xizir’ diyorlardı. Xizir, her anlarındaydı. Büyüklerimiz, Xizir Ayı’nda dertlinin derdine derman oluyordu. Bizim de bu güzel emaneti yaşatmamız lazım. Eğer bu geleneği yaşatamazsak inancımızın asimilasyon çabasına ortak oluruz.”
Eren GÜVEN/İSTANBUL
Yoruma kapalı.