Alevi Haber Ajansi

Antep demokratik kurum temsilcileri: Rojava’da Alevi, Kürt ve Dürziler varoluş tehdidi altında!- VİDEO

PİRHA – Sınır ötesindeki gelişmeleri yakından takip eden Antep’teki demokratik kurum temsilcileri, yaşananların bir “tek tipleştirme” projesi olduğunu vurgulayarak, katliam tehdidine karşı uluslararası kamuoyunu ve tüm canları duyarlı olmaya çağırdı.

Suriye ve Rojava’da HTŞ öncülüğündeki cihatçı çetelerin ilerleyişiyle derinleşen kriz, bölgedeki Alevi, Kürt ve Dürzi halklarını yeni bir varlık-yokluk savaşıyla karşı karşıya bıraktı.

Alevi Kültür Derneği (AKD) Antep Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Halil Özdemir, Suriye’nin kuzeyinde ve Rojava’da yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi. Yaşananları münferit bir olay değil, Büyük Orta Doğu Projesi’nin (BOP) bir parçası olarak nitelendiren Özdemir, bölgedeki Alevi ve Kürt toplumunun yalnızlaştırılmak istendiğine dikkat çekti.

“DOLAR YERİNE ALTIN DİYENLER HEDEF ALINDI”

Süreci Irak, Libya ve Yemen hattından başlatarak okumak gerektiğini belirten Özdemir, Saddam ve Kaddafi gibi liderlerin devrilmesinin ardındaki temel nedenin “petrolün dolar yerine altın karşılığı satılmak istenmesi” olduğunu belirtti.

Özdemir, Türkiye’nin bu süreçte “BOP Eş Başkanlığı” rolüyle geçmişte Libya ve Mısır’a valizlerle para taşıyarak radikal unsurları örgütlediğini savundu.

“ABD MEYDANI IŞİD VE HTŞ’YE BIRAKTI”

Türkiye’nin Suriye ile geçmişteki “vizelerin kalktığı, kardeşlik mesajlarının verildiği” dönemden “Katil Esad” söylemine geçişini eleştiren Özdemir, şunları kaydetti:

“Suriye ile hiçbir sorunumuz yokken tırlarla silah gönderilen bir sürece girildi. Bu süreç sadece bugünün meselesi değil; geçmişten bu yana gelen o projenin bir uzantısıdır. Bugün de ABD desteğini çekerek meydanı IŞİD ve HTŞ gibi yapılara bırakmıştır.”

“SIRA BİZE GELMEDEN ÖRGÜTLENMELİYİZ”

Bölgedeki Alevi, Kürt ve Dürzi katliamlarına karşı uluslararası toplumun ve Avrupa Birliği’nin sessiz kaldığını vurgulayan Özdemir, Türkiye’deki Alevilere ve demokratik kamuoyuna şu çağrıda bulundu:

“Bana ne Suriye’deki Aleviden, Kürt’ten dersek, gün gelir biz de bu çemberin içinde yalnız kalırız. Türkiye’de uyuyan hücrelerin olduğu konuşuluyor. Can güvenliğimizin olmadığını görmemiz için yılanın illa bizi sokması gerekmiyor; yılan zaten geliyor. Mezhepsel veya ırksal bakmadan, uluslararası düzeyde bu katliamlara ‘dur’ diyecek güçlü bir yapı oluşturmalıyız.”

Tilkiler Köyü Derneği Başkanı Eren Ovayolu, Rojava’da Kürt, Alevi ve Dürzi halklarına yönelik artan saldırılara tepki gösterdi. Bölgede bir katliam yaşandığını belirten Ovayolu, sınırın öte yanındaki halklarla olan tarihsel ve kültürel bağlara dikkat çekerek acil dayanışma çağrısında bulundu.

“SOKAKTA BİLİNÇ VE ALGI YARATMALIYIZ

Saldırılara karşı sessiz kalınmaması gerektiğini vurgulayan Ovayolu, Türkiye kamuoyuna düşen sorumluluğu şu sözlerle ifade etti:

“Bu katliamlara karşılık burada eylemler yapmalı, basın açıklamaları düzenlemeli; toplumda güçlü bir algı ve bilinç yaratmalıyız. Oradaki halklar bizim yıllardır iç içe yaşadığımız, komşu olduğumuz, ‘can’ olduğumuz insanlardır.”

SOSYAL HAKLAR VE YAŞAM HAKKI VURGUSU

Cihatçı çetelerin saldırılarını “katliam” olarak nitelendiren Ovayolu, “Canlarımızın sağlığı, yaşam tarzı ve sosyal haklarının tamamı o bölgede güvence altına alınmalıdır. Suriye ve Rojava genelinde bu katliamların durması için yürütülen çalışmalar bir an önce sonuç vermelidir.” dedi.

Kürecikliler Derneği Kurucusu Cemal Özgül, Suriye’deki iktidar değişimi, IŞİD ve HTŞ’nin rolü ile Türkiye’deki çözüm süreci tartışmalarına dair açıklamalarda bulundu. Özgül, bölgedeki yeni yapılanmanın arkasında uluslararası güçlerin olduğunu ileri sürerek, etnik ve inançsal gruplara yönelik saldırıların sistematik olduğunu vurguladı.

“SURİYE’NİN YENİ YÖNETİMİ ABD TARAFINDAN GETİRİLDİ”

Özgül, Suriye’de Beşar Esad sonrası kurulan yeni yönetimin meşruiyetine ve arka planına dair açıklamalarda bulundu.

IŞİD ve El-Kaide kökenli figürlerin yeniden sahneye sürüldüğünü belirten Özgül, “Esad’ın görevden ayrılmasının ardından yerine getirilen ismin, geçmişte El-Kaide içerisinde liderlik yapmış ve başına ödül konulmuş bir kişi olduğu iddia edildi. Bu şahsın ABD tarafından ‘keşfedilerek’ 12 gün içerisinde yönetime oturtulduğu ve bu sürecin Türkiye Cumhuriyeti tarafından da desteklendiği öne sürüldü. Yeni yönetimin göreve gelir gelmez Aleviler, Dürzüler ve Kürtlere yönelik katliam girişimlerini başlattığı iddia edildi.” dedi.

ÇÖZÜM SÜRECİ VE İÇ SİYASETTEKİ YANSIMALAR

Türkiye iç siyasetindeki “normalleşme” adımlarına da değinen Özgül, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin DEM Parti ile tokalaşmasıyla başlayan süreci değerlendirdi.

Özgül’e göre, devlet kanadından ciddi bir adım atılmış değil. Kürt tarafı ve Abdullah Öcalan’ın bastırmasıyla bu sürecin süresiz bir çözümsüzlüğe terk edilemeyeceği gündeme taşındı, ancak Türkiye bu noktada somut bir irade sergilemedi.

SURİYE’NİN KUZEYİ VE KÜRTLERİN BİRLİĞİ

Özgül, Suriye sahasındaki askerî hareketliliği ve HTŞ’nin ilerleyişini “dış güçlerin bir projesi” olarak niteledi. Halep’te yaşanan çatışmaların büyük bir göç dalgasına ve sivil ölümlerine yol açtığını belirten Özgül, Rojava güçlerinin, arkasında ABD ve Türkiye’nin olduğu büyük bir savaşı önlemek amacıyla bazı bölgelerden kontrollü olarak çekildiğini belirtti.

Bölgedeki baskıların dünya genelindeki Kürtleri ideolojik ayrılıkları bir kenara bırakarak birleştirdiğini söyleyen Özgül, “Kürtler, Kobani ve Rojava’yı HTŞ’ye teslim etmeyecektir.” dedi.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Erkek ise, Suriye’de yaşanan son gelişmeleri “yeni bir harita ve dizayn çabası” olarak nitelendirdi. Orta Doğu’nun bir “cadı kazanı”na çevrildiğini belirten Erkek, bölgedeki seküler kesimlere ve azınlıklara yönelik risklere dikkat çekerek birlik çağrısında bulundu.

“100 YILLIK PROJENİN DEVAMI”

Mehmet Erkek, güncel çatışmaların tarihsel bir arka planı olduğunu vurgulayarak, Kürtlerin ve bölgedeki diğer kadim halkların emperyalist projeler karşısında sürekli baskı altında tutulduğunu ifade etti.

13 yıl önce başlayan Suriye iç savaşının halkın rejime başkaldırısından ziyade; ABD, Rusya ve Türkiye gibi aktörlerin dahil olduğu “ortak bir proje” olduğunu ileri sürdü.

TEK TİP İNSAN MODELİ DAYATILIYOR”

Suriye’de yönetimi ele geçiren HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) yapılanmasına dair endişelerini dile getiren Mehmet Erkek, Suriye’nin “tek tip insan” yaratma anlayışıyla yönetilmeye çalışıldığı; Alevilerin, Kürtlerin, Dürzilerin ve seküler Arapların bu yeni düzende dışlandığını belirtti.

Mevcut yönetim anlayışının demokrasinin yanından bile geçmediğini belirten Mehmet Erkek, bu yapının Türkiye gibi ülkeler tarafından kabul görüp desteklenmesinin Alevi toplumu için büyük bir endişe kaynağı olduğunu vurguladı.

SELEFİ ÇETELERE KARŞI DÖRT KAT DAHA KALABALIĞIZ”

Mehmet Erkek, Suriye’deki mevcut yönetim biçimine karşı çözümün “ezilenlerin birliği”nden geçtiğini savundu.

Sahadaki nüfus dengesine dikkat çeken Mehmet Erkek, “Aleviler, Dürziler, Kürtler ve seküler Arapların toplam nüfusu, orayı yöneten Selefi çetelerden dört kat daha fazla. Bu kesimler bir araya gelmeli ve Suriye’yi demokrasiyle yönetecek bir iktidar biçimi oluşturmalıdır.” dedi.

YARDIM KORİDORLARI AÇILMALI”

Türkiye’deki muhalefete ve sivil toplum kuruluşlarına da çağrıda bulunan Erkek, sadece izlemekle yetinilmemesi gerektiğini ifade etti. Mehmet Erkek, yapılabilecek somut adımları şu şekilde sıraladı:

“Dünya kamuoyuna seslenmek için yürüyüş, etkinlik ve basın açıklamalarıyla farkındalık yaratılmalı. Oradaki ezilen halklarla dayanışma kurmak adına acil yardım koridorları açılması için baskı kurulmalı. İnsanlık adına toplanan yardımların doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması sağlanmalı.”

Cevahir FINDIK/ANTEP

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.