Alevi Haber Ajansi

‘Onuru hiçe sayan dayatmalarla barış gerçekleşemez’-VİDEO

PİRHA – Barış İçin Toplumsal Girişim, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı 1381 imzacının desteğiyle basın açıklaması yaptı. HTŞ’ye verilen desteğin yeni çatışmalar yarattığına dikkat çekilen açıklamada, kırk yılı aşkın savaştan sonra barış umuduna sarılınmışken yeniden çözümsüzlüğe ve karanlığa sürüklenildiği ifade edildi.

Barış İçin Toplumsal Girişim tarafından bireysel imzaya açılan “Rojava’ya saldırmayın, Kürt kardeşlerimize dokunmayın, bizi HTŞ’yle komşu etmeyin” başlıklı basın açıklaması kamuoyuyla paylaşıldı.

Taksim’de bir otelde yapılan toplantıda Alevi kurumlarının da dahil olduğu metinde 1381 imzanın yer aldığı açıklandı.

Ortak metni Ayşegül Devecioğlu okudu.

“HTŞ’YE VERİLEN DESTEK YENİ ÇATIŞMALAR YARATIYOR”

Devecioğlu, barışın birlikte iyileşmek ve yüz yüze bakabilmek anlamına geldiğini söyledi. HTŞ’ye verilen desteğin Türkiye açısından çok daha ağır bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya kalmak anlamına geldiğini ifade etti. Bu durumun, bölgesel savaşın gölgesinin Türkiye’nin üzerine düşmesi demek olduğunu belirtti. Selefi, cihatçı, kadın düşmanı ve seküler yaşam karşıtı bir yapı olan HTŞ’nin ısrarla desteklenmesinin, ABD ve İsrail ile birlikte Ortadoğu’nun daha da istikrarsızlaştırılması anlamına geldiğini söyledi. Bunun aynı zamanda Türkiye’nin demokrasi ve laiklikten daha da uzaklaştırılması demek olduğunu vurguladı. Bu politikanın, Suriye’nin Çerkesleri, Türkmenleri, Arapları, Ermenileri ve Hristiyanlarıyla birlikte sahip olduğu toplumsal çeşitliliğin yok edilmesine destek verilmesi anlamına geldiğini ifade etti. Söz konusu tutumun, Türkiye’nin Kürt ve Alevi sorununun çözümünü imkânsız hale getirdiğini belirten Devecioğlu, dahası Türkiye’nin demokratikleşebilmesinin ve yıllardır kamu kaynaklarını tüketen savaş ve çatışma girdabından kurtularak ekonomik krizini aşabilmesinin de önünü kapattığını söyledi.

“KÜRTLER EŞİT YURTTAŞLIK VE DİRENİŞİ TEMSİL EDİYOR”

Uluslararası müdahalelerle Suriye’nin statüsüzleştirilmek istendiğini dile getiren Devecioğlu, Suriye Kürtlerinin 13 yıllık özerklik sürecinde Türkiye’ye en küçük bir güvenlik problemi oluşturmadığını vurguladı. Buna rağmen Kürtlerin düşmanlaştırıldığını ifade eden Devecioğlu, Türkiye’nin “beka problemi” söylemiyle Kürtlerin eşit yurttaş olabilme hakkını tanımamakta ısrar edildiğini söyledi. Çağdaş hukuk altında yaşamak isteyen herkesin şunu anımsaması gerektiğini belirten Devecioğlu, tasfiye edilmeye çalışılan Kürtlerin Suriye ve Ortadoğu’yu selefi taassuba boğmaya çalışanlara karşı direnci temsil ettiğini ifade etti. Düşmanlaştırılan özerk yapının, bölgeyi IŞİD tahakkümünden kurtararak var olduğunu hatırlattı. Bu ülkede başta Suruç ve 10 Ekim katliamları olmak üzere IŞİD’in kaç insanı katlettiğinin ve nasıl travmalara neden olduğunun unutulmaması gerektiğini söyledi.

“BARIŞ, BİRLİKTE İYİLEŞMEKTİR”

“Suriye’de Kürt yurttaşların akrabaları öldürülürken Türkiye’de barış nasıl olur?” sorusunu gündeme getiren Devecioğlu, şunları aktardı:
“Yapılan her yanlış tarihsel travmaları tetikliyor. Yalanlarla yazılan tarihten, gerçeklerin değil rivayetlerin, kışkırtmaların esas alındığı dünden ve bugünden artık yorulmadık mı! Sorumsuzca kullanılan nefret diliyle, ortak geleceğimizi kurabilir miyiz?
Barış birlikte iyileşme demektir. Kırılmış kalplerle, incinmiş insanlarla, onuru hiçe sayan dayatmalarla barış gerçekleşemez.
‘Kime kin ettin de giydin alları
Yakın iken ırak ettin yolları’ türküsü ortak türkümüz!
Yakın olan yolları neden ırak edelim!
Kürt’ün Kürt’ten, Türk’ün Türk’ten başka dostu var, olmalı!
İnanıyoruz ki ‘Artık Yeter’ ile ‘Edi Bese’ arasındaki mesafe yok denecek kadar az.”

Basın açıklamasında eşit yurttaşlık, anadilinde yaşam, yerel ve yerinden demokrasinin barışın teminatı olduğu vurgulandı. Suriye’de çoğulculuğun hayati önemde olduğu belirtildi. Açıklamada, barışı ve diyaloğu esas alan bir politikaya dönülmesi istendi. Ülkedeki sürecin demokrasi ve hukuktan uzaklaşarak değil, öncelikle demokrasi ve hukukun gerekleri yerine getirilerek, yasal güvence altında, toplumu bilgilendirerek ve evrensel haklar temelinde barışçıl ve demokratik bir çözümle sonuçlanması gerektiği ifade edildi.

Prof. Dr. Ümit Biçer de konuşmasında Suriye’de artan insanlık suçlarına dikkat çekti. Yeni bir insanlık dramıyla karşı karşıya kalındığını söyledi. İnsanlık krizinin daha da arttığını ifade etti. İşkence uygulamalarının giderek yaygınlaştığını belirten Biçer, bir an önce çatışmaların bitmesi gerektiğini vurguladı. Sorumlulara karşı girişimlerde bulunulmasının ve sağlık kurumlarına yönelik saldırıların sonlandırılmasının elzem olduğunu söyledi.

PİRHA / İSTANBUL


Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.