Alevi Haber Ajansi

Zeynel Kete: Suriye’de Kürtler ve Aleviler varlık savaşı veriyor!- VİDEO

PİRHA- “Suriye’de bugün Aleviler ve Kürtler, varlık-yokluk çizgisinde yaşam mücadelesi veriyor” diyen DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, yaşanan krizin halkların iradesine dayanmayan ulus-devlet anlayışından kaynaklandığını söyledi.

Suriye’de son dönemde derinleşen çatışmalar, özellikle Aleviler ve Kürtler açısından ciddi bir güvenlik ve varlık sorununu yeniden gündeme taşıdı. Halep’te Kürt mahallelerine yönelik saldırılarla başlayan çatışmalar tüm bölgeye yayılırken, Alevi yerleşimlerinde de kaygılar artıyor. Bölgesel ve uluslararası güçlerin müdahaleleriyle şekillenen savaş ortamı, halkların birlikte yaşam umudunu zorlarken, çok kimlikli toplumsal yapı ağır bir baskı altında bulunuyor.

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Suriye’de yaşanan süreci ve Orta Doğu’daki ulus-devlet krizini PİRHA’ya değerlendirdi.

“SAVAŞ MEZHEPÇİ VE HEGEMONİK PROJELERLE DERİNLEŞTİ”

Zeynel Kete, Suriye’de yaşananların yüz yıllık ulus-devlet anlayışının iflasını gözler önüne serdiğini belirterek, Orta Doğu’daki devlet yapılarının halkların iradesiyle değil, Batılı hegemonik güçlerin çıkarları doğrultusunda şekillendirildiğini ifade etti. Kete,
“Suriye’de yaşananları, yüz yıllık ulus-devlet anlayışının kanlı bir özeti olarak değerlendirmek gerekir. Orta Doğu’daki ulus-devletlerin isminde ‘ulus’ var ama bu devletler halkların demokrasi mücadelesiyle, kendi öz güçlerine dayanarak kurulmuş yapılar değildir. Bunlar Batı’dan Doğu’ya ihraç edilmiş, ithal ulus-devletlerdir. Bugün Suriye’de çöken de tam olarak bu anlayıştır. 2011 sonrası Suriye’de Alevi iktidarına karşı Emevi-Sünni İslam anlayışı üzerinden bir savaş kurgulandı. Türkiye’nin neo-Osmanlıcı politikaları, İran’ın Şii hilali hedefi ve İsrail’in rejim değişikliği beklentisi bu sürecin parçalarıdır. Bu sadece Esad rejimine karşı bir mücadele değildi; aynı zamanda Alevi varlığına yönelik açık bir tehdit oluşturdu. Bugün Aleviler, Suriye’de ciddi bir güvensizlik ve yok sayılma riskiyle karşı karşıyadır” dedi.

“ROJAVA’DAKİ MODEL HEGEMONİK GÜÇLERİ RAHATSIZ EDİYOR”

Rojava’da ortaya çıkan demokratik toplum modelinin Orta Doğu açısından tarihsel bir anlam taşıdığını belirten Zeynel Kete, bu deneyimin hegemonik güçleri rahatsız ettiğini söyledi. Kürtlerin Orta Doğu’nun temel dinamiklerinden biri olduğunu kaydeden Kete, “Rojava’da halkların kendi öz gücüne dayanarak, rıza temelinde geliştirdiği bir demokratik toplum modeli ortaya çıktı. Kürtler, Araplar, Süryaniler, Aleviler ve diğer tüm kimlikler bu model içinde kendini ifade edebildi. Bu, dünyada komünal değerlerin neredeyse yok edildiği bir dönemde son derece kıymetli bir deneyimdir. Orta Doğu’da böyle bir modelin görünür hale gelmesi, elbette hegemonik güçlerin çıkarına değildir. Kürt halk gerçekliği Orta Doğu’nun en temel dinamiklerinden biridir. Kürtler, Aleviler, Dürziler ve Süryaniler tarihsel olarak demokratik toplumun ve komünal yaşamın taşıyıcılarıdır. Ne kadar baskı uygulanırsa uygulansın bu halklar kendi öz güçleriyle var olma iradesinden vazgeçmeyecektir” diye konuştu.

“KAOS POLİTİKALARI BİLİNÇLİ OLARAK DERİNLEŞTİRİLİYOR”

Kete, kaos ve savaş politikalarının bilinçli olarak derinleştirildiğini söyleyerek bunun hem bölgesel yeniden dizayn projelerine hem de iç siyasette otoriterleşmeye hizmet ettiğini dile getirdi. Kete, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü:

“IŞİD’in bölgede gerçekleştirdiği katliamlar ve Türkiye’nin destek verdiği birçok silahlı grubun çatışmalara dâhil olması son derece düşündürücüdür. Kısa süre önce IŞİD’in saldırısı sonucu üç polisimizin hayatını kaybetmesi bunun somut örneğidir. Kendilerine rahmet diliyorum. Buna rağmen bu tür yapılara verilen destek devam ediyorsa, bu güçlerin uluslararası, NATO bağlantılı ve çeşitli küresel paramiliter ağlar tarafından örgütlendiği gerçeğiyle yüzleşmek gerekir. Bu yapıların kontrol edilememesinin nedeni de sıradan örgütler olmamalarıdır.

Türkiye’de barış ve demokratik toplum perspektifinin tartışıldığı bir dönemde, kaosun ve krizin derinleştirilmesi; içeride otoriterleşmeyi, dışarıda ise “dış tehdit” söylemiyle toplumun denetim altına alınmasını amaçlamaktadır. Bu aynı zamanda yaşanan çok yönlü krizi görünmez kılma ya da buradan bir çıkış üretme çabasıdır.”

“KADIN ÖZGÜRLÜKÇÜ PARADİGMA HEDEFTE”

“Barış ve demokratik toplum perspektifinin konuşulması gereken bir dönemde, kaos ve kriz sürekli diri tutuluyor. Dış tehdit söylemleriyle toplum denetim altına alınmak isteniyor. Bu sadece Suriye için değil, bölgedeki tüm halklar için geçerli bir durumdur” değerlendirmesini yapan Kete, kadın özgürlükçü paradigmanın Orta Doğu’da güçlü bir toplumsal karşılığı olduğunu da vurgulayarak, “Jin, jiyan, azadî bu coğrafyanın hakikatidir. Kadın özgürlükçü paradigma ile barış ve demokratik toplum anlayışı, Orta Doğu’da güçlü bir toplumsal meşruiyete sahiptir. Bu paradigmanın halklar tarafından içselleştirilmesini engellemeye dönük uluslararası bir projenin yürütüldüğünü söylemek mümkündür. Bu süreci bu çerçevede değerlendiriyorum” diye konuştu.

Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.