PİRHA – MARDEF’in 7. Buluşma Kampı Almanya’nın Siegen kentinde başladı. Açılış konuşmalarını MARDEF Eşbaşkanları Mehmet Üstek ve Hatice Sonzamancı yaptı. Programın ilk gününde AKEL Vakfı’nın kuruluş süreci, bölgedeki göç gerçeği ve cemevlerinin hukuki statüsü üzerine kapsamlı değerlendirmeler paylaşıldı.
Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) tarafından Almanya’nın Siegen kentinde düzenlenen 7. Buluşma Kampı başladı. Federasyon Eşbaşkanları Mehmet Üstek ve Hatice Sonzamancı’nın açılış konuşmalarıyla başlayan programda, Alevi toplumunun örgütlenme ve inanç mekânları üzerine tartışmalar öne çıktı.
Açılışın ardından AKEL Vakfı Başkanı Mustafa Şahin, vakfın çalışmaları ve tarihsel gelişimi hakkında bilgi verdi.
AKEL VAKFI’NIN YOLCULUĞU: GÖÇTEN ÖRGÜTLENMEYE
Ahmet Değer’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde sunum yapan Mustafa Şahin, bölgenin uzun yıllara dayanan göç sorununa dikkat çekti. Ekonomik ve politik nedenlerle dünyanın farklı bölgelerine dağılmış bir topluluk olduklarını belirten Şahin, “Göç ettiğimiz yerlere uyum sağlamak ve aynı zamanda kültürümüzü yaşayıp yaşatmak için mücadele ediyoruz” dedi.
1990’lı yıllarda İstanbul’da bir araya gelen hemşerilerin ihtiyaçları doğrultusunda AKEL’in doğduğunu anlatan Şahin, 1994’te 111 kurucuyla yola çıkan vakfın 1997’de Akel Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı adını alarak büyüdüğünü aktardı. Şahin, yıl içinde düzenledikleri kültürel etkinlikler ve yöresel el emeği ürünlerinin pazara sunulması yönündeki hedeflerini de paylaştı.
NURHAK VE NARLI CEMEVLERİ: İNŞAATLAR MADDİ NEDENLERLE YAVAŞLADI
Programın ikinci bölümünde cemevi yapım süreçleri ele alındı. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Lütfi Yıldız, Nurhak’ta süren cemevi inşaatının kaba kısmının tamamlandığını, ancak kış koşulları ve maddi imkânsızlıklar nedeniyle çalışmaların durduğunu ifade etti. Pınarbaşı Cemevi’nin de birinci kat kaba inşaatının tamamlandığını belirten Yıldız, bağış çağrısında bulundu.
Narlı Cemevi Başkanı Tahir Ortaç ise cemevi inşaatının çatı aşamasına gelindiğini ve kısa sürede tamamlamayı hedeflediklerini söyledi.
CEMEVLERİNİN HUKUKİ STATÜSÜ VE MÜLKİYET SORUNLARI MASADA
Etkinliğin devamında Avukat Tarık Alpdoğan, Alevi toplumunun ibadet mekânları olan cemevlerinin hukuki statüsü üzerine kapsamlı bir sunum yaptı. Alevilerin binlerce yıllık tarihsel varlığına rağmen cemevlerinin hâlâ resmi ibadethane statüsüne sahip olmamasının politik ve hukuki nedenlerini anlattı.
Cumhuriyet döneminde uygulanan merkeziyetçi politikaların Alevi toplumunu dışladığını ve dergâh ile ocakların Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile kapatıldığını hatırlatan Alpdoğan, cemevlerinin mevzuatta ilk kez 16 Kasım 2022’de yer aldığını vurguladı. Bu sürecin Alevi örgütlerinin mücadelesi, kamuoyu baskısı ve yargı kararlarıyla mümkün olduğunu belirtti.
Alpdoğan, 2008’deki Çankaya Cemevi davası ve Yenibosna Cemevi’nin AİHM’e taşınan elektrik davasını hatırlatarak uluslararası hukuk sürecinin önemine dikkat çekti.
“CEMEVİ BİR KİŞİYE DEĞİL TOPLULUĞA AİT OLMALI”
Cemevlerinin en büyük sorunlarından birinin mülkiyet olduğunu aktaran Alpdoğan, yapının bulunduğu arsanın sahibine bağlı olmasının ciddi hukuki riskler yarattığını söyledi. Şahıs, hazine veya devlet arazisi üzerine yapılan cemevlerinin ileride büyük sorunlarla karşılaştığını ifade etti.
Köy tüzel kişiliğinin bulunduğu bölgelerde tapuların köy adına alınabildiğini, ancak büyükşehirlerde bu yapının kaldırıldığı için cemevlerinin sadece dernek veya vakıf üzerinden tapu edinebildiğini belirtti. Alpdoğan, Düzgün Baba Cemevi örneğini hatırlatarak mülkiyetin topluluk adına tescil edilmesinin zorunlu olduğunu dile getirdi.
PİRHA/Siegburg/ALMANYA

Yoruma kapalı.