Alevi Haber Ajansi

‘Bildiriler dağıtılıyordu, çeşitli bahanelerle müslümanlar kışkırtılıyordu (1)-VİDEO

PİRHA- Yazar Ali Balkız, Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevinde Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anısına yapılan panelde yaşadıklarını anlatarak, “O etkinlikleri devlet kurumlarıyla birlikte organize ettik. Ancak etkinliğin ilk günü çeşitli bahanelerle Müslümanlar kışkırtılmaya başlandı” dedi.

Sivas Katliamı’ndan kurtulan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) önceki dönem genel başkanlarından Yazar Ali Balkız, Antalya Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevinde, katliamda yaşamını yitirenler anısına yapılan panelde yaşadıklarını anlattı.

Sivas Katliamı gibi katliamların asla unutulmaması gerektiğini vurgulayan Balkız, o gün tanık olduklarını anlatırken, bilinçli olarak yapılan provokasyonlara dikkat çekti.

“ORADA YİTİRDİKLERİMİZİ ASLA UNUTMAYACAĞIZ Kİ BİR DAHA YAŞANMASIN”

Bu tür katliamlar yaşanmasın diye asla o günleri unutmayacaklarını ifade eden Balkız, “Orada yaşamını yitirenlerin düşüncelerini, kendilerini her zaman anacağız, anlatacağız ve asla unutmayacağız. Ta ki bu tür katliamlar bu dünya tarihinden, bu Anadolu topraklarından silinip unutuluncaya dek. Her şey bu Pir Sultan Abdal’ın yüzünden çıktı. O olmasaydı bu katliam olmazdı vallahi. Ama o 400 yıl önce Anadolu’nun ortasında Sivas’ta Banaz’da var olmuş üç ayrı sıfatla tanımlayabileceğimiz ulu bir şahsiyet. Pir Sultan Abdal önce bir ozan. Sevgiyi işleyen, doğayı işleyen, koyun kuzuyu işleyen, yeşili, dereyi işleyen, aşı işleyen, arşa gitmeyi düşleyen, şaha gitmeyi düşleyen bir ozan ve o aynı zamanda bir dede, yol önderi, dergâhın başında pir, mürşit, talip, musahip örgütlenmesinin en üst noktasında bulunan bir inanç önderiydi” diye konuştu.

“HER ZAMAN BANAZ’DA YAPTIĞIMIZ ETKİNLİĞİMİZİ O YIL SİVAS MERKEZDE YAPTIK”

Pir Sultan Abdal’ı, 400 yıl öncesinden günümüze çağırmak, günümüzde var etmek ve günümüzde yaşatmak amacıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin kurulduğunu kaydeden Balkız, sözlerine şöyle devam etti:

“92 yılında Banaz’da Pir Sultan Abdal’ı andık ve dönemin Sivas Valisi etkinliğimize geldi. İktidarda SHP – Doğru Yol Partisi koalisyonu vardı. SHP kontenjanından atanmış bir valiydi. Özellikle Sivas’a atanmıştı. Özellikle Cumhuriyetin kurulduğu bir yerde, cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmak üzere atanmış bir valiydi. Banaz’ı bir çoğunuz görmüşsünüzdür, biliyorsunuzdur. Vali bize, ‘Yazın o bayırda o güneşin altında Yıldız Dağı’na bakarak güzel bir iş yapıyorsunuz, kıymetli bir iş yapıyorsunuz ama bunu neden o köyde yapıyorsunuz da Sivas merkezde yapmıyorsunuz?’ dedi. Derneğimiz de bu davete bir sene sonra icap ederek etkinlik sayısını dört güne çıkardı. İlk 2 gün Sivas’ta, devam eden 2 gün de Banaz’da olacak idi.

“SİVAS’TAKİ ETKİNLİĞİ DEVLETİN KURUMLARIYLA BİRLİKTE ORGANİZE ETTİK”

Valinin çağrısı, sonucu belirleyen bir neden teşkil ediyor. Vali davet etti. Vali, İl Kültür Müdürlüğü’nü bizim Sivas’ta kurulmuş olan komitemizin içine koydu. Kültür Bakanlığı derneğin bu etkinliğine finansman anlamda parasal destek sağladı. Devlet bize, ‘kültür merkezini buyurun kullanın’ dedi. ‘Kamu kurumlarının misafirhanelerini buyurun kullanın’ dedi. Devletle birlikte yapmaya başladık biz bu işi. Bu etkinliğe Kültür Bakanı Fikri Sağlar gelip konuşacaktı. Bir de depoda bekleyen heykel vardı. Pir Sultanlardan günümüze Sivaslı ozanlar anıtı. Onu da getirip oraya diktiler. Çok güzel bir etkinlik yapacağız, dedik. Kapımıza da üç beş kendini bilmez toplanırsa bu devletin polisi var, jandarması var uzaklaştırırlar, dedik.

“İLK GÜN ÇOK GÜZEL GEÇTİ, HER ŞEY ŞENLİK HAVASI İÇERİSİNDEYDİ”

Böyle bir salonda başladı etkinliğimiz. 1800 kişilik bir salondu. Kültür merkezinin başkanı konuşuyor, vali konuşuyor, ben sunuyordum. Kitleyi saygı duruşuna davet ettim ve şu sözcükleri kullandım: ‘Pir Sultan Abdal, Mustafa Kemal Atatürk ve devrim şehitleri adına hepinizi 1 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.’ 1800 kişi kalktı ayağa ve oradan bir ses yükseldi, ‘Devrim şehitleri ölümsüzdür.’ O söz ertesi gün Sivas’ın yerel gazetelerinin manşetine geçti. Komünistler propaganda yaptılar diye. Her şey çok güzeldi. Kültür merkezinde etkinlikler, imzalar, söyleşiler, kitap stantları, şakalaşmalar, adres almalar, tanışmalar, tiyatro gösterisi, konferanslar… Akşam Arif Sağ’ın dinletisi vardı. Semahlar dönüldü, halaylar çekildi, tam bir şenlik havasıydı.

“ETKİNLİK GÜNÜ MÜSLÜMANLARA ÇAĞRI YAPAN BİLDİRİLER DAĞITILDI”

Birinci gün akşama doğru yerde bir yazı gördüm, aldım baktım bir bildiri. Müslümanlara hitap ediyor. Altına imza atanlar, Müslümanlara, şeytan ayetlerine, Salman Rüştü’ye değiniyor ve Sivas’taki Müslümanları hesabını sormaya davet ediyordu. O bildiriyi aldım komisere uzattım. Komiser baktı önemsemedi. ‘Bundan bizde de var’ dedi. Demek ki gereğini de yapacaktır, önlemini almıştır ve alacaktır diye düşündük. Akşam saatleri oldu, Aziz Nesin Aydınlık Gazetesini imzalıyor. TGRT muhabiri geldi mikrofon uzattı. ‘Niye Müslüman bir ülkede Salman Rüştü’nün şeytan ayetlerini Aydınlık Gazetesi’nde tercüme edip yayın diyorsunuz?’ dedi. Aziz Nesin de, ‘Hayır ben yayınlamıyorum. Ben tercüme etmedim, ben Salman Rüştü’nün düşüncelerine de katılmıyorum. Ben Müslümanlara saygılıyım, Müslümanlar da bana saygılı olsunlar. Ben basın özgürlüğünü savunuyorum’ dedi. Ama muhabir kışkırtıcı sorular sormaya devam etti. Araya girdik biz, muhabiri uzaklaştırdık. Aziz Nesin’i arabasına koyduk. Kültür merkezi ile kaldığı otel arasında kaç kez gitti geldi gün boyu. Yanında 2 tane koruması vardı.

İkinci gün yerel gazeteler çıktı. O bildiri tam sayfa olarak basılmıştı. Müslüman mahallesinde salyangoz satıyorlar, deyip, ‘devrimciler ölmez’ diyen sloganı da manşet yaparak kışkırtmışlardı.”

Cebrail ARSLAN/ANTALYA

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak