Alevi Haber Ajansi

‘Gözaltında kaybetme politikası 12 Eylül askeri darbesiyle sistematik olarak başladı’-VİDEO

PİRHA- 12 Eylül işkencehanelerinde katledilenleri anan Cumartesi Anneleri, 859. hafta açıklamalarında inkar ve cezasızlık politikalarıyla mücadeleye ve 12 Eylül  zihniyetini teşhire devam edeceklerini kaydetti. 

12 Eylül faşist darbesinin 41. yılı. Tarihin utanç sayfalarından biri olan 12 Eylül darbesinde; insan yaşamının, onurunun, hak ve özgürlüklerin ayaklar altına alındığı koşullarda yarası hala kapanmayan ağır suçlar işlendi.

12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleşen askeri faşist darbenin ardından, bu süreçte işlenen insanlığa karşı suçlarla yüzleşilmedi, hesaplaşılmadı. Aksine darbeci zihniyetten kopuş yaşamayan iktidarlar, ülkeyi darbecilerin hukuk dışı kurumları ve zihniyetiyle yönetti. 12 Eylül’ün kurumları ve  ideolojisi ise bugün hala devlet politikası olarak devam ediyor.

12 EYLÜL’DE KATLEDİLENLER ANILDI
Cumartesi Anneleri 859. hafta eylemlerinde, 12 Eylül darbesinde katledilen, failleri korunan kayıpların akıbetini sordu. Covid-19 salgını nedeniyle bu haftada online düzenlenen açıklamada kayıp yakınları, 12 Eylül kayıplarını andı.

EREN: GÖZALTINDA KAYBETME POLİTİKASI 12 EYLÜL’DE SİSTEMATİK OLARAK BAŞLADI

1980 yılında İstanbul Gayrettepe Siyasi Şube’de katledilen Hayrettin Eren’in kardeşi Faruk Eren, 12 Eylül darbesinin hala hayatı etkilediğini söyledi. Eren, “O zaman çıkan yasaların çoğu hala uygulamada. 12 Eylül’de doğmamış olanların bile hayatını etkiliyor. Çok şey aldı götürdü bizden 12 Eylül. Tabi ki yakınlarımızı da aldı götürdü. Gözaltında zorla kaybetme politikası aslında 12 Eylül askeri darbesiyle sistematik olarak başladı. Hayrettin Eren, Cemil Kırbayır, Nurettin Yedigöl gibi birçok devrimci genç gözaltına alındı ve bir daha çıkamadı. 12 Eylül rejiminin idam ettiği Veysel Güney’in bile mezarı yok. 12 Eylül kayıplarını anıyor, adalet istiyoruz. Kayıplarımız nerede failler belli” dedi.

ÖZTÜRK: BABAANNEM OĞLUNUN MEZARINA KOYACAK BİR KEMİK İSTEDİ

1989 yılında Ankara’da gözaltına alınan ve Ankara Emniyeti Siyasi Şube’de katledilen, Dev-Genç kurucularından Nurettin Öztürk’ün yeğeni Hülya Öztürk, amcasının kaybedildiğini bir dergide tesadüfen okuduğunu belirtti. O andan itibaren 37 yıl boyunca amcasını bulmak için mücadele ettiklerini kaydeden Öztürk, “Babaannem hayatını kaybetmeden önce her gün ağlardı. ‘Oğlum bir gün çıkıp gelecek’ diye her kapı çaldığında koşardı, amcamı göremeyince tekrar üzülür ağlardı. Daha sonraları ölmeden kısa bir süre önce, ‘tamam çocuğumun öldüğüne inanacağım, yeter ki kemiklerini verin, kemiklerini mezarın içine koyayım, ona dokunayım, mezarını ziyaret edeyim ondan sonra da süreç içinde alışayım, kabul edeyim’ derdi. Doğum gibi ölüm de her insanın başın gelen bir şey. Bu doğal olduğu sürece kabul edilebilir. Bir suçlunun kötü bir insanın bile bir mezarının olma hakkı vardır” dedi.

Amcası Nurettin Öztürk’ün bir mezarı olmadığından, uğurlayamadıklarından hala beklediklerini söyleyen Öztürk, O’nu tanıyan herkesin ortak sözlerinin, “çok farklı bir bakış açısı olan bir insandı”, “çok dürüsttü”, “insanları ve yaşamayı çok severdi” ve “haksızlığa tahammül edemezdi” diye aktardı. Öztürk, bir çocuk olarak annesi ve babasından sonra birçok ilki amcasıyla yaşadığını; hak mücadelesini amcasıyla öğrendiğini belirtti. Öztürk, “Ben ve ailem yaşadığım sürece onu arayacağız, kemiklerini babaannemin dileği üzerine mezarına taşımak üzere elimden geleni yapacağım. Bir kayıp ailesi olarak en doğal hakkımı dile getiriyorum.”

‘CEZASIZLIK ZİHNİYETİ BUGÜN DE SÜRÜYOR’

Cumartesi Anneleri 859. haftanın basın metnini 1994 yılında Midyat’ta kaybedilen Nihat Aydoğan’ın kızı Nejbir Aydoğan okudu. Aydoğan, 859. haftada 12 Eylül Askeri Darbesi döneminde işlenen insanlığa karşı suçlardan biri olan gözaltında kaybetmeleri bir kez daha hatırlattı.

Tanıklara, belgelere, Adli Tıp raporlarına, Meclis raporuna rağmen tüm hukuki yolları kullanmasına rağmen  41 yıldır 12 Eylül işkencehanelerinde  kaybedilen insanlar için adalet sağlanmadığını kaydeden Aydoğan, şöyle devam etti:

“12 Eylül’ün gözaltında kayıpları inkar eden ve kaybedenleri cezasız bırakan zihniyeti bugün de sürüyor. 12 Eylül’ü aşmak ancak  bütün bir 12 Eylül anlayışıyla, anayasası, yasaları ve kurumlarıyla yüzleşmek, hesaplaşmakla mümkündür. Türkiye toplumu ne yazık ki 12 Eylül’le hesaplaşmak, gerçeğin açığa çıkarılması ve adaletin sağlanması konusunda talepkar olmadı.”

‘MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ’

Aydoğan, kayıpları için buluşma mekanları olan Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçmeyeceklerinin altını çizerek, “Biz, 12 Eylül sürecinde işlenen insanlığa karşı suçlardan biri olan gözaltında kaybetmeleri yeniden gündeme getirmeye, 12 Eylül zihniyetinin hala yaşatıldığına dikkat çekmeye, 41 yıldır yaşana inkar ve cezasızlık siyasetini teşhir etmeye  devam edeceğiz. Kaç yıl geçerse geçsin 12 Eylül işkencehanelerinde kaybedilenler için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 160 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız  Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

(HABER MERKEZİ)

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak