PİRHA-Frankfurt’ta düzenlenen 16. Avrupa Dersim Kültür Festivali, “Emperyalist Savaş Tehdidi, Barış Süreci, Aleviler ve Dersim” başlıklı panelle başladı. Panelde konuşan Gültan Kışanak, İdris Baluken ve Erdal Ataş, Ortadoğu’daki gelişmeleri, emperyalizmi, Kürt sorunundaki süreci ve demokratik mücadelenin önemini değerlendirdi.
Almanya’nın Frankfurt kentind16. Avrupa Dersim Kültür Festivali Panelle Başladıeki Rebstockpark’ta düzenlenen 16. Avrupa Dersim Kültür Festivali, “Emperyalist Savaş Tehdidi, Barış Süreci, Aleviler ve Dersim” başlıklı panelle başladı.
Panele önceki dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak, HDP eski milletvekilleri Erdal Ataş ve İdris Baluken konuşmacı olarak katıldı. Panelin moderatörlüğünü ise Demir Çelik üstlendi.
“ORTADOĞU’DA HALEN YAKICI BİR SÜREÇ YAŞANIYOR”
Panelde ilk sözü alan HDP eski milletvekili İdris Baluken, konuşmasına Kırmançki olarak başladı. Cezaevinde bulundukları dönemde de dışarıdaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Baluken, cezaevindeki siyasetçilere selam gönderdi.
Ortadoğu’da halen yakıcı bir sürecin yaşandığını ifade eden Baluken, halkların kurtuluş mücadelesi yürüttüğü tarihsel bir döneme tanıklık edildiğini söyledi. Sykes-Picot Anlaşması’na gönderme yapan Baluken, yüz yılı aşkın süredir bölgede uygulanmak istenen politikaların bugün daha görünür hale geldiğini belirtti.
“YÜZ YIL ÖNCEKİ ‘BÖL, PARÇALA, YÖNET’ ANLAYIŞI YENİDEN DEVREDE”
“Bütün coğrafyayı yönetebilir durumda tutan bir zihniyet vardı” diyen Baluken, günümüzde Ortadoğu’da yaşanan savaşın bir hegemonya savaşı olarak değerlendirilmesinin yanlış olmayacağını ifade etti. Reel sosyalizmin yıkılmasının ardından yeni bir hegemonya kurma arayışının ortaya çıktığını belirten Baluken, buna karşı yeni küresel güçlerin de sahneye çıktığını söyledi. Bölge halklarının ise otoriter rejimlerin baskısı altında yaşamaya devam ettiğini dile getirdi.
Yüz yıl önce uygulanan “böl, parçala, yönet” anlayışının bugün yeniden devreye sokulduğunu kaydeden Baluken, buna rağmen halkların gerçek kurtuluşunu esas alan yeni bir çözüm modelinin ortaya çıkmadığını ifade etti.
“ÜÇÜNCÜ YOL YALNIZCA KÜRTLER İÇİN DEĞİL, TÜM HALKLAR İÇİN BİR ÇÖZÜM”
Kürt Özgürlük Hareketi’nin yaklaşık 30 yıl önce ortaya koyduğu paradigmanın alternatif bir “Üçüncü Yol” çözümü sunduğunu belirten Baluken, bunun yalnızca Kürtler için değil, tüm halkları kapsayan bir çözüm önerisi olduğunu söyledi.
“ROJAVA’DA FARKLI KİMLİKLERİN KENDİSİNİ ÖZGÜRCE İFADE EDEBİLDİĞİ BİR MODEL HAYATA GEÇİRİLDİ”
Suriye ve özellikle Rojava’da somut bir yönetim modelinin hayata geçirildiğini ifade eden Baluken, farklı kimliklerin kendisini özgürce ifade edebildiği, kadın özgürlüğünü ve ekolojiyi esas alan bu sistemin Suriye açısından önemli bir model oluşturduğunu kaydetti.
Rojava’da elde edilen kazanımlara ve Üçüncü Yol modeline karşı bir kuşatma politikası yürütüldüğünü belirten Baluken, Abdullah Öcalan’ın uluslararası komplo ile Türkiye’ye getirildiği dönemde nasıl tarihsel bir Kürt-Türk çatışması yaratılmak istendiyse, bugün de benzer politikaların devrede olduğunu söyledi.
Suriye’deki duruma değinen Baluken, “Eğer bunun önüne geçilmeseydi, Lazkiye ve Tartus’ta yaşananlara benzer bir tablo ortaya çıkabilirdi. İdeolojik yönelimlerin büyüklüğü ne olursa olsun, her halkın kendisini özgürce ifade edebildiği bir sistemde ısrar edildi” dedi.
“EMPERYALİZM TARTIŞMALARININ GÜNCELLENMESİ GEREKİYOR”
Panelde söz alan Gültan Kışanak ise emperyalizm tartışmalarının güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Emperyalizmin uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak Batı emperyalizmi üzerinden ele alındığını belirten Kışanak, günümüzde küresel kapitalist sistemin dünyanın her köşesine nüfuz ettiğini ifade etti.
“DÜNYA ARTIK İKİ KUTUPLU BİR YAPI ÜZERİNDEN AÇIKLANAMAZ”
Kapitalizmin artık ulaşmadığı bir coğrafya kalmadığını söyleyen Kışanak, Çin’in de küresel kapitalizmin en derin etkilerinin hissedildiği alanlardan biri haline geldiğini belirtti. Çin’in aynı zamanda yoğun emek sömürüsünün yaşandığı merkezlerden biri olduğunu dile getiren Kışanak, bu nedenle dünyanın artık iki kutuplu bir yapı üzerinden açıklanamayacağını kaydetti.
Emperyalizm konusundaki bilgilerin güncellenmesi gerektiğini ifade eden Kışanak, küresel hegemonya ilişkilerinin günümüzde nasıl şekillendiğinin doğru analiz edilmesinin önemine dikkat çekti. Bu doğrultuda yeni stratejik yaklaşımların geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
“ENERJİMİZİ KENDİ MÜCADELEMİZE VE İTTİFAKLARIMIZA AYIRMALIYIZ”
Kışanak, asıl meselenin halkların özgürlük arayışını nasıl güçlendireceklerinin tartışılması olduğunu söyledi. Muhalif güçlerin çoğu zaman karşı tarafı analiz etmeye fazla enerji harcadığını ifade eden Kışanak, enerjinin halkların kendi örgütlenmelerine, kurdukları ittifaklara ve geliştirdikleri ortak stratejilere yöneltilmesi gerektiğini vurguladı.
Kışanak, halkların demokratik ve özgür bir gelecek inşa edebilmesi için ortak mücadele zeminlerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“EGEMENLERE BAKARAK DOĞRU YOLU BULAMAYIZ”
Konuşmasının devamında bölgedeki güncel gelişmelere değinen Gültan Kışanak, Suriye’de yaşananlara benzer bir tablonun Rojhilat’ta da ortaya çıktığını söyledi. İran’daki molla rejiminin mevcut statükoyu korumanın hesaplarını yaptığını belirten Kışanak, esas olarak bölgedeki halkların özgürlük mücadelesinin nasıl destekleneceğinin tartışılması gerektiğini ifade etti.
“Egemenlere bakarak doğru yolu bulamayız, kendimize bakarak doğru yolu buluruz” diyen Kışanak, dünyanın adil bir yer olmadığını vurguladı.
Egemen güçlerin ve hegemonik yapıların Kürtlere, işçilere, kadınlara ve Alevilere haklarını gönüllü olarak vermeyeceğini belirten Kışanak, toplumsal hakların ancak örgütlü mücadeleyle kazanılabileceğini söyledi.
“BU HALKIN DİRENİŞİ OLMASAYDI BU SÜREÇ BAŞLAMAZDI”
Türkiye’de yürüyen sürece de değinen Kışanak, AKP iktidarının kendi isteğiyle Kürt sorununu çözme yönünde adım atmadığını ifade etti. Bugün gelinen noktada halkın yıllardır sürdürdüğü direnişin belirleyici olduğunu vurgulayan Kışanak, İmralı’daki direnişin de sürecin şekillenmesinde önemli bir rol oynadığını kaydetti.
“Bu halkın direnişi olmasaydı bu süreç başlamazdı. İmralı’daki direniş olmasaydı bu süreç başlamazdı” diyen Kışanak, yürütülen sürecin halkın öz gücü ve mücadelesi sayesinde ortaya çıktığının unutulmaması gerektiğini belirtti.
“Bu sürecin kendi öz gücümüzle başladığını bilmemiz gerekiyor” ifadelerini kullanan Kışanak, demokratik mücadelede temel dayanağın halkların örgütlü iradesi olduğunu söyledi.
“RADİKAL DEMOKRASİYİ VAAT EDEN GÜÇLÜ BİR DEMOKRATİK MUHALEFET EKSİK”
Türkiye’deki siyasal tabloya da değinen Gültan Kışanak, bugün en büyük eksikliklerden birinin toplumun tüm kesimlerine radikal demokrasiyi vaat eden, demokrasi ve barış mücadelesini ortak bir zeminde buluşturan güçlü bir demokratik muhalefetin bulunmaması olduğunu söyledi.
Demokratik dönüşümün ancak geniş toplumsal kesimlerin ortak mücadelesiyle mümkün olabileceğini belirten Kışanak, barış ve demokrasi taleplerinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.
“Kendimizi örgütlemenin her şeyden daha kıymetli olduğunu düşünüyorum” diyen Kışanak, halkların, emekçilerin, kadınların ve gençlerin kendi öz örgütlülüklerini güçlendirmesinin demokratik değişimin temel koşulu olduğunu vurguladı.
Kışanak, demokratik muhalefetin güçlenmesi ve toplumsal dayanışma ağlarının büyütülmesinin, hem barışın kalıcı hale gelmesi hem de demokratik bir geleceğin inşası açısından belirleyici önemde olduğunu söyledi.
“DÜNYA DÜZENİ ÇOK KÜÇÜK BİR KESİMİN ÇIKARLARI DOĞRULTUSUNDA ŞEKİLLENİYOR”
Panelde konuşan HDP eski milletvekili Erdal Ataş ise emperyalizm ve küresel sistem üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Dünyada yaklaşık 8,5 milyar insan yaşadığını hatırlatan Ataş, buna rağmen dünya düzeninin çok küçük bir kesimin hegemonik çıkarları doğrultusunda şekillendiğini söyledi. Bu durumun binlerce yıllık tarihsel bir arka plana sahip olduğunu belirten Ataş, savaşlar, çatışmalar ve zorunlu göçler nedeniyle milyonlarca insanın yerinden edildiğini ifade etti.
“Emperyalizmi hangi gerçeklikle ele alırsak alalım, insanlığa bundan daha kötü bir yaşam dayatan başka bir sistem görmek zordur” diyen Ataş, dünyanın kaynaklarının ve olanaklarının küçük bir azınlığın kontrolüne geçtiğini söyledi. Bu egemen kesimlerin sahip oldukları gücü korumak için baskı politikalarına başvurduğunu belirtti.
Geçmişte emperyalist güçlerin, kendi çıkarlarını koruyacak ölçüde seçim mekanizmalarına ve demokratik süreçlere alan açtığını ifade eden Ataş, günümüzde ise sistemin ciddi bir kriz içerisinde bulunduğunu kaydetti.
“SİSTEM ÇÖKTÜKÇE SALDIRGANLIK VE KURALSIZLIK DAHA FAZLA ÖNE ÇIKIYOR”
Tarihsel olarak krallıkların mutlak yönetim anlayışına benzer eğilimlerin yeniden güç kazandığını belirten Ataş, geçmişte burjuvazinin anayasa ve demokrasi gibi mekanizmalar üzerinden sistemi sürdürmeye çalıştığını, ancak bugün bu sınırların giderek aşındırıldığını ifade etti. “Sistem çöktükçe saldırganlık ve kuralsızlık daha fazla öne çıkıyor” dedi.
Panel soru cevap ile devam etti.
PİRHA/FRANKFURT
Yoruma kapalı.