Alevi Haber Ajansi

Zeynel Kete: Ortadoğu’daki savaşlar Alevileri ve Kürtleri doğrudan hedef alıyor-VİDEO

PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Ortadoğu’da yaşanan savaşların ve saldırı konseptlerinin doğrudan Alevileri ve Kürtleri hedef aldığını vurguladı. Kürtlerin hakikat ve özgürlük mücadelesinin yalnızca kendilerine değil, bölgedeki tüm demokratik topluluklara yönelik olduğunu ifade eden Kete, Alevilerin bu sürecin en önemli bileşenlerinden biri olduğunu belirtti.

DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, devam eden İran-İsrail-ABD savaşı hakkında konuştu. Kete, Gazze, Lübnan ve Suriye’yle başlayan savaş konseptinin İran ile devam ettiğini belirterek, Ortadoğu’da yaşanan savaşların Merkezi Uygarlık güçlerinin kendi çıkar ve emperyal hedefleri doğrultusunda yürütüldüğünü söyledi.

Diğer yandan Ortadoğu’da süren savaş ve çatışmaların yalnızca Kürtleri değil, Alevileri de doğrudan hedef aldığını belirten Kete, Kürtlerin hakikat ve özgürlük mücadelesinin bölgedeki tüm demokratik toplulukların ortak geleceğini ilgilendirdiğini vurguladı.

“ORTADOĞU’DAKİ BÜTÜN HALKLARIN HAKİKAT VE ÖZGÜRLÜK ARAYIŞI BİRBİRİYLE BAĞLANTILIDIR”

Kete, yaptığı konuşmada Kürt halkının mevcut durumunu değerlendirerek şunları söyledi: “Ortadoğu’da söz konusu Kürtler olunca aslında Kürtlerin Ortadoğu’daki varlığı sadece kendi özgün dinamikleriyle şekillenmiyor. Böyle bir halk gerçekliği vardır. Bir de Kürtlerin Ortadoğu ve Kürdistan’daki hakikat ve özgürlük arayışının sadece kendileriyle ilgili bir arayış” olmadığını söyleyerek şu şekilde devam etti:

“Yani Kürt’ün hakikat arayışına girdiği her coğrafyada, yine kendisi gibi olan demokratik toplumun en kadim değerlerini bünyesinde taşıyan ve bizim ‘Rıza Toplumu’ olarak tanımladığımız, Dürziler, Aleviler, Êzîdîler, Kakaîler gibi farklı etnik yapılar ve kimliklerdir. Bu hakikat ve özgürlük arayışı onları da birebir ilgilendiriyor” dedi.

“KÜRT HALKINA İKİNCİ BİR ULUSLARARASI KOMPLO YAŞATILMAK İSTENİYOR”

Kete, Kürtlere yönelik uluslararası komploların tarihsel boyutlarına değinerek, 1. Dünya Savaşı sonrası kurulan ulus devletlerin homojenleştirici politikaları nedeniyle bölgedeki halkların soykırım ve kültürel asimilasyon süreçleriyle karşı karşıya kaldığını belirtti. Son dönemde Suriye, Irak ve İran’da yürütülen saldırıların bu bağlamda ele alınması gerektiğini söyleyen Kete şöyle devam etti, 

“Kürtlerin Haşdi Şabi ile karşı karşıya getirilmesi, Arap-Kürt ve Şii-Sünni-Alevi çatışmalarını derinleştirme çabası, ikinci büyük uluslararası komplo girişimidir. Ancak halkın kendi öz gücüyle demokratik siyaset etrafında kenetlenmesiyle bu konsept boşa düşmüştür.”

Kete, Merkezi Uygarlık güçlerinin önlerinde yeni bir yüz yıllık proje olduğunu belirterek, “Bu güçler inşa ettikleri ulus devletleri ya ortadan kaldırmayı ya da kontrol altına almayı hedefliyor. Skys-Picot Anlaşması’nın 100. yılı doldu ve yeni bir strateji hattı oluşmaya başladı” dedi. Kete,Ortadoğu’da yaşanan güncel gelişmeler hakkında şunlara dikkat çekti:

”Suriye’de Arap Alevilerine yönelik başlayan süreç, daha sonra Kürtlere yöneldi. General Mazlum Abdi’nin Ocak’taki diplomasi trafiğini yürütmesinden sonra, Fransa, Britanya, ABD, İsrail ve Türkiye’nin de içinde olduğu bir konsept, Kürtleri Haşdi Şabi ile karşı karşıya getirmeye çalıştı. Bu, hem Arap-Kürt çatışması hem de Şii-Sünni-Alevi çatışmasını derinleştirmeye dönük bir 2. Uluslararası Komplo idi. Ancak halkın öz gücüyle demokratik siyaset etrafında kenetlenmesiyle bu plan boşa düştü” 

İRAN VE STRATEJİK DENİZ HATTI

Kete, sistemin krizde olduğunu ve bu krizi aşmak için savaşa başvurduğunu söyleyerek, “Savaş günümüzde Merkezi Uygarlık güçlerinin kendi krizlerini aşma ve ömürlerini uzatma yöntemidir. 2 Mart’ta Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve 4 Mart’ta Sri Lanka açıklarında bir İran gemisinin ABD tarafından batırılması bunun göstergesidir” dedi ve şöyle devam etti:

“Deniz yolları, insanlığa hizmet etmekten çok hegemonik güçlerin çatışma, rekabet ve istihbarat alanlarına dönüşmüş durumdadır. Bu süreçte Çin ve İran gemilerinin geçişlerine ilişkin yaşananlar da uluslararası şebekelerin oyunlarını gözler önüne sermektedir.”

“ORTADOĞU’DAKİ SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ DEMOKRATİK TOPLUM PERSPEKTİFİDİR”

Kete, Alevilerin tarihsel komünal yaşam biçimi ve inanç örgütlenmelerinin, barış ve demokratik toplum perspektifine en uygun model olduğunu ifade etti:

“Bu bölgede Reya Haq Alevileri, Suriye’de, İran’da, Irak’ta bu bahsettiğimiz Alevi süreklere aynı zamanda barış ve demokratik toplum perspektifinin en güçlü bileşenleridirler. Çünkü inanç yapıları itibariyle de komünal özellikleri, demokratik toplum özelliklerini, birey, toplum ve doğayla olan demokratik ilişkileri, ikrar ilişkileri bu perspektife en büyük katkıyı sunacak potansiyeli kendi içinde barındırıyor. Binlerce yıldır özerk yaşamışlar. Ocak sistemi bir komün sistemidir. Her komün özerktir” 

Alevilerin sorunlarının yalnızca kendi içlerinde çözülemeyeceğini, tüm demokratik ve özgürlükçü yapılarla ortak mücadelenin zorunlu olduğunu vurgulayan Kete, şöyle devam etti:

“Bu coğrafyada Türkiye’de dahil olmak üzere Kürtlerin demokrasi mücadelesinin dışına itilmesi, kontrol ve denetim altına alınması durumunda Alevilerin çok rahatlıkla yok edilebileceği gerçeği vardır. Bütün Alevi sürekleri bu hakikati bilmelidir. Bu açıdan Ortadoğu’da yaşanan bu savaşlar birebir Alevileri ilgilendiriyor” dedi.

Kete, Ortadoğu’daki demokratik toplum mücadelesinin, Aleviler başta olmak üzere tüm halkların ortak özgürlük arayışını temsil ettiğini belirterek sözlerini tamamladı.

Cem EKİNCİ/DERSİM

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.