Alevi Haber Ajansi

Yüksel Genç: Yeşil Sol Parti 2018’i aşan bir sonuç alabilir-VİDEO

PİRHA- 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere dair PİRHA’nın sorularını yanıtlayan Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç, 14 Mayıs seçimlerinin tarihi bir seçim olduğuna vurgu yaparak, “Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu’nun HDP’nin tam desteğini almasını sağlayacak süreç sağlıklı örülür ise ilk ilk turda Kılıçdaroğlu seçilir” dedi.

14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimi’ne bir aya yakın bir zaman kalırken, alanlar ısınmaya başladı. Partiler aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sunarken, adaylar şehirlerinde çalışmalarına başladı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu, hem sosyal medya üzerinden hem de alanlarda seçim çalışmasını yürütürken, Emek ve Özgürlük İttifakı da Yeşil Sol Parti ve TİP ile yoluna devam ediyor.

Sandık güvenliği, ittifakların seçime yansıması, 14 Mayıs’ın sonuçları gibi konulara dair Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç, PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

“14 MAYIS BİR KADER SEÇİMİ”

PİRHA- 14 Mayıs seçiminin tarihsel bir karşılığı var. Birinci yüzyılını geride bırakıyor. Peki ikinci yüzyıla geçişe dair ne gibi emareler var? Bir değişim (yeni anayasa vb.) öngörüyor musunuz?

Yüksel GENÇ: Türkiye açısından ciddi bir kırılmanın işaret fişeklerini taşıyor. Çünkü bu seçim sıradan yönetim belirleme ve temsilci seçme, hükümet kurmakla ilgili belirlenecek bir bireyleri ya da temsilcileri seçmekle ilgili bir seçim değil. Bu seçim toplumun nasıl bir Türkiye’de yaşamak istediğini ve yaşamak istediği Türkiye’ye nasıl katılacağına dair önemli bir irade bildirimi içeriyor. Dolayısıyla bu seçimler Türkiye’de bir rejim değişikliği, bir rejim oylamasının da bütün unsurlarını taşıyor. Ya insanlar mevcut tek parti Cumhur İttifakı’nın devamını isteyecek cumhuriyetin yeni yüz yılında. Ya insanlar tek partili cumhurbaşkanlığı sisteminin ortaya çıkardığı tahribatları gidermeyi vaat eden ama geçmiş parlamenter sistemin özünü büyük oranda koruyan vaatlerde bulunan yeniden devlet ve toplum kurma düzenine evet diyecek bir tür restorasyon sürecine evet diyecek ve orada yaşayacak, ya da bu toplum yönetilme ve yönetme sürecine katılabileceği daha çoğulcu temel tarihsel sorunlarını çözmüş, geçen yüzyıldan kalmış tüm sorunlarıyla yüzleşmiş ve yeni bir yüzyıla temizlenmiş, aklanmış bir biçimde, dahası temiz bir sayfayla girmeyi oylayacak. Dolayısıyla bütün bu oylamalar içerisinde bir kader seçimi demek pekala mümkün.

14 Mayıs’ın ardından 15 Mayıs sabahı aslında biz hangi Türkiye’ye uyanacağımızı o sandıktan çıkan sonuçlara göre muhtemelen görmüş olacağız. 14 Mayıs seçimlerinde eğer demokratik cumhuriyeti temsil eden siyasetler meclise yoğun bir biçimde, etkili bir biçimde girerse, karar süreçlerini, anayasal süreçleri, devletin sistemsel ve rejimsel idari değişim süreçlerinde belirleyici rol oynayabilecek biçimde gelebilirse, Türkiye’nin demokratikleşme hikayesinde yeni bir dönemin başlaması ve güçlü demokratikleşme zeminlerine dair toplumun kendi iradesini ele almış olduğu anlamına gelir.

Yine 14 Mayıs’ın akşamında sandıktan cumhurbaşkanlığı seçimi açısından muhalefetin ortak adayı olan Kılıçdaroğlu çıkar ise kuracak düzenin bir parlamenter düzen olacağı ve yeniden devlet sisteminin kurumsal yapının ve toplumsal düzenin ona göre kurgulanacağı yeni bir dönem olacak demektir. Yok mevcut olana dair irade çıkar ise tek partili cumhurbaşkanlığı sisteminin derinleşerek süren otoriterleşme döneminde merkezileşme ve muhafazakarlaşma daha da belirgin hale gelecek. 14 Mayıs’ın akşamında çıkacak sonuç ne olursa olsun Türkiye’de yeni bir dönem başlayacaktır.

“50+1 AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARIYLA BERABER DEĞERLENDİRİLMELİ”

-Seçimlerde 50+1 adına kurulmuş ittifaklar söz konusu. Bu ülkenin demokratikleşmesine nasıl yansıması olacak?

Bu sistem aslına bakarsan bütün siyasetleri ve toplumsal tabanları bir nevi birbirine gebe bırakan, birbirine mecbur bırakan bir sistem olarak karşımıza çıktı. Çünkü yüzde 50+1 çoğunluk elde edebilmek için siyasetlerin birbiriyle çatışan belki de ayrışan tüm yanlarını bir süre için görmezden gelerek ortak iş birliği yapma sorumluluğunu açığa çıkarıyor. Bu durum aynı zamanda Türkiye’yi iki siyasal kutuba bölmekle ilgili bir zeminin de oluşmasına da vesile oluyor. Bir yandan tüm siyasetlere, özellikle de toplumsal tabanı oldukça sınırlı olan siyasetlerin de dikkate alınmasına vesile olurken, diğer yandan Türkiye’yi iki ayrı parçaya bölen görünümünün kendisi Türkiye’de uzun yıllardır ortaya çıkan kutuplaşma ve ayrışmayı da derinleştirebilecek özellikler taşıyor. O yüzden yüzde 50+1 meselesinin avantaj ve dezavantajlarıyla beraber değerlendirmek faydalı olacaktır.

Türkiye’de böyle oldukça simbiyotik bir ilişkinin kendisiyle, partiler arası ilişkinin kendisiyle seçim sürecine tanıklık etmiş oluyoruz. Belki birbirinden farklı siyasetlerin ortak bazı kulvarlarda bir arada bir şeyler yapabiliyor olması, bu kadar bölünmüş bir toplum için verimli, anlamlı diye düşünülse bile ayrışmayı daha da katılaştırma, keskinleştirme riskinin de olduğunun altını çizmek mühim.

“BİRLİKTE GÜÇLENMEK ZORUNDALAR

-50+1’in sonunda ne olur?

Bir kere mevcut ittifaklar içerisine baktığımızda ve cumhurbaşkanlığı adaylığında ortak adaylık meselelerine baktığımızda hem Cumhur İttifakı’nın hem de Millet İttifakı’nın adayının yüzde 50+1’i bulduğumuzu söylemek çok güç. İttifaklar dışındaki ilişkilere ve siyasal taban hareketlerine ihtiyaç duydukları çok açık. Özellikle bu konuda en büyük blok oya sahip olan ve sonucu değiştirecek nitelikte olan HDP’nin temsil ediyor olması ve HDP’nin bu iki blokta da yer almıyor olması aslında ittifak kuran partilerin HDP’nin oylarına mecbur olma sürecini de birlikte işletmiş oluyor. Aslında bu mecburiyetler silsilesi, pragmatist siyaset açısından, reel siyaset açısından kimi sorunların çözümü, kimi meşruluk alanlarındaki egemen tartışma biçimlerinin dönüşümüne vesile olabilecek yanlar taşısa bile şimdiye kadarki sürecin ne yazık ki daha çok teknik düzende geliştiğini de belirtmek gerekiyor.

Emek ve Özgürlük İttifakını farklı bir noktadan değerlendirmek gerekiyor. Kürt sorununun çözümünü isteyen Kürtler, emek hareketinin güçlenmesini ve eşit paylaşım arzu eden emekçiler, işçiler, toplumsal cinsiyetçiliğin yıkılmasını isteyen eşitlikçi bir düzenin kadın lehine kurulmasını arzu eden feministler ve kadın hareketi üyeleri, doğanın yaşamın bir parçası olarak toplumsal doğanın dengelenerek yürümesi gerektiğini düşünenlerin yer aldığı bir ses var içerisinde. Daha da büyütmek mümkün. Dikkat edilirse Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçmen skalası insanların dünya görüşleri yani muhafazakar, milliyetçi, dindar, seküler gibi bir ayrışım üzerinden değil Türkiye’nin temel demokratikleşme, eşitlik ve özgürlük problemlerine sirayet eden ve bu konuda talepleri olan seçmen. Dolayısıyla tam bu noktada Emek ve Özgürlük İttifakı’nın diğer iki ittifaktan farklı olarak ittifaklaşmaları zorunlu. O yüzden birlikte güçlenmek zorundalar. Ne yaparlarsa yapsınlar seçmen motivasyonunu güçlendirme zorunluluğuyla ve sorunuyla karşı karşıya olduklarını unutmamaları gerekiyor.

“KILIÇDAROĞLU KÜRTLER İLE DOĞRU BAĞ KURARSA İLK TURDA SEÇİMİ ALIR”

-Bu seçimlerde sonuçları açısından ne bekliyorsuz?

Doğrusu Türkiye için ilginç bir panorama çıkacak. Saha ölçümlerimiz, cumhurbaşkanlığı seçimi açısından kritik bir süreci işaret ediyor. Aslında bakarsanız Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu’nun HDP’nin tam desteğini almasını sağlayacak süreç sağlıklı örülür ise ilk ilk turda Kılıçdaroğlu seçilir. Henüz Kürt seçmenin bir blog olarak Kılıçdaroğlu’nu desteklemesine dair süreç bir yere varmadı. Kürt seçmenle HDP’nin seçmeniyle Kılıçdaroğlu daha böyle yakın temasa girmiş değil. O seçmene güven veren, o seçmenin sonrası süreç içinde aslında taleplerinin gözetileceği, korunacağı, izleneceği ve gereğinin yapılacağına dair işaretler, söylemler kuran süreç istikrarlı biçimde henüz yürümüyor. Bu iyi bir durum değil. Çünkü HDP seçmeninin bir kısmının hem Cumhur İttifakı hem Millet İttifakı adayı açısından yaklaşımında birbirlerinden farklı olmadığı, Kürt sorununun çözümüne ve Kürtlerin taleplerine dair yaklaşımlarda cesur olamayacakları, geçmiş bagajlarıyla yol alabilecekleri kaygısı henüz duruyor. Bu kaygıyı giderebilmek için seçmen temaslarını Kılıçdaroğlu’nun arttırması gerekiyor. Bu konuda hem sahanın hareketlendiğini ısındığını söylemem zor. Bir aylık süre içerisinde bunu başarabilirlerse HDP seçmeni blok olarak Kılıçdaroğlu’na oy verir hale getirebilir iseler seçim ilk turda bitebilir.

“YEŞİL SOL PARTİ HDP’NİN 2018’DE ALMIŞ OLDUĞU OYUN ÜSTÜNE ÇIKABİLİR”

-Yeşil Sol Parti açısından seçimlerden ne bekliyorsunuz, sahadan gözleminiz nedir?

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın en büyük gücü içindeki en büyük güç HDP yerine seçime girecek olan Yeşil Sol Parti görünüyor. Yeşil Sol Parti HDP’nin seçmen kitlesinin büyük bir kısmını kendisine konsolide edebilme gücüne ve potansiyeline sahip. Bizim yaptığımız saha araştırmaları da HDP seçmeninin neredeyse yüzde 90’a yakınının, HDP kapatılır ise zaten seçimde HDP’nin işaret ettiği siyaset olan Yeşil Sol Parti’ye oy vereceğini belirtmiş olması, bu konudaki blok tutumu, kararlı tutum da gösterir. Kaldı ki Yeşil Sol Parti’ye oy verecek olan seçmen tabanı, 90’lı yıllardan bu yana çok sayıda partilerinin kapatılmış olmasından kaynaklı olarak tecrübeli, deneyimli ve bu deneyime istinaden çok hızlı bir biçimde işaret edilmiş siyasete oy verme yeteneğine sahip bir siyaset. Bu konuda sahada çok fazla sorun çıkmayacaktır. Buradaki mesele Yeşil Sol Parti’nin kendisini seçmen nezdinde daha motive edici, hedef seçmenin daha firesiz bir biçimde yansımasını sağlayacak süreçleri sağlıklı kurması, aday profilinden söylem skalasına kadar süreci yönetmeye ve vaat diline kadar bir bütün seçim sürecini sağlıklı yürütebilirseler HDP’nin 2018’de almış olduğu oyun üstüne çıkabilirler. Ama bunun hızlı bir biçimde yükselme trendi taşıdığını, son bir ayın çok kıymetli olduğunu aday ilanları ve aday ilanları ardından ortaya çıkacak mobilizasyonla hareketliliğin seçmende yaratacağı motivasyonun bu ivmeyi yukarıya hızla daha yüksek biçimde taşıyacağını söyleyebilirim.

Buna bağlı olarak şunu da söylemek gerekiyor. Meclis çoğunluğunun hem Cumhur İttifakı’nı temsil eden parti hem Millet İttifakı’nı temsil eden partiler arasında yakın olacağını tahmin ediyoruz şu aşamada görüşmelerimizle. Ve her ikisinin de yasama görevini yaparken özellikle yasal değişiklikler ve kimi idari değişiklikler konusunda ülkenin vizyonunu, anayasal düzeni ve yeniden yapılanmasını belirleyecek düzenlemeler konusunda, her iki siyaset de -eğer beklenen ve olunan biçimde süreç yürür ise-Emek ve Özgürlük İttifakı’nın temsilcileriyle yol almak zorunda kalacaklar. Bu yüzden seçim sonrası meclise Yeşil Sol Parti güçlü ve çok sayıda temsilciyle gelebilir ise demokratikleşme ve temel sorunlarının çözüldüğü yeni bir toplumsal sözleşmenin demokratikleşme lehine yeniden ele alınacağı bir meclis dönemini karşılayacağımızı söylemek mümkün.

“SANDIK GÜVENLİĞİNİ SAĞLAYACAK ÖNLEMLER ALINMALI”

-Sandık güvenliği bir diğer önemli konulardan biri. Bu konuda ne dersiniz?

Seçim sürecinin kendisi önemli olmakla birlikte sandık sürecinin en az saha ve seçmen yoğunluğu kadar önemli olduğunu bize gösteren deneyimler yaşandı. Türkiye’de çok uzun süredir özellikle de 2015 sonrası seçimlerde daha yüksek perdeden sandık sürecinin güvenilir yürümediğine dair tartışmalar sayım sürecinin güvenilir ve şeffaf yürümediğine dönük tartışmalar yürüyor ne yazık ki.

Bu konuda bu kadar kadersel bir seçim yaşandığı bir zaman diliminde bu konunun her şeyden önemli olduğunu, sandık güvenliğinin siyasi partiler nezdinde ciddi anlamda sağlanması gerektiği, sandık güvenliği dışında sandıktan çıkan oyların doğru tasnifinin, doğru duyurusunun, doğru hesaplanmasının sağlanması sürecinin özellikle muhalefet siyaseti yürüten partiler nezdinde oldukça ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum.

Muhalefet yeni yöntemler geliştirmek durumunda. Aksi halde sandık güvenliği ,seçim güvenliği şaibesinin bu seçimlerde, çok fazla dile gelme olasılığı olur. Özellikle iktidarın el değiştirmesi halinde bu dönemden, çıkar devşirenler, bu siyasi anlayışın kendisi etrafında gelecek kurgusu olanların oldukça şiddetli ya da bazı farklı yönelimlerinin olması pekala mümkün. Dijital yönelimlerin güvenlik yönelimlerin olması ve zaafların olması pekala mümkün. Bütün bunların önlenebilmesi, sandık sürecinin iyi yönetilebilmesi, saha sürecinin en az saha sürecinde seçmenin konsolidasyonunu sağlayacağımız kadar önemli. Hatta giderek çok daha önemli bir hal alıyor. Onu da söylemek durumundayız.”

Diren KESER/PİRHA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak