PİRHA – Hüsükuşağı, Bölükkaya, Gündeğer, Karşıyaka ve Goman Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği Başkanı Yusuf Usul, Malatya’nın Pötürge ve Kale İlçelerinde yapılması planlanan maden projesinin tehlikelerine dikkat çekti. Usul, “Bugüne kadar madenin girdiği hangi bölge düzgün kaldı? Erzincan komşumuz, durumu ortada” diye belirtti.
Maden projesi sebebiyle yaşam alanlarının tehlike altına alındığı bir bölge de Malatya’nın Pötürge ve Kale ilçeleri oldu. Yirminin üzerinde köy arazisinin etkileneceği maden projesi için yöre halkı, toplantılar yaparak, kararın geri çekilmesi için mücadele yürütüyor.
Hüsükuşağı, Bölükkaya, Gündeğer, Karşıyaka ve Goman Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği Başkanı Yusuf Usul iki ilçeye bağlı tüm köylülerin, söz konusu girişimlere topyekün karşı olduklarının altını çizdi.
Duygu Havacılık, Sanayi A.Ş. tarafından bölgenin “talan edileceğini” söyleyen Yusuf Usul, rant uğruna çevre kirliliğine izin vermeyeceklerini söyledi.
Bakır madeni faaliyeti kapsamında yaklaşık 250 hektarlık alanın kullanılmak istendiğini söyleyen Usul, yayla-mera alanlarının yok edileceğine işaret etti.
“YAYLALARIMIZI ASLA ÇÖPLÜK YAPTIRMAYACAĞIZ”
Yusuf Usul, Kale ve Pötürge’ye bağlı köylerin kullandığı tüm suların, söz konusu bölgeden geldiğini vurguladı. Maden projesinin faaliyete geçmesi durumunda bölgenin toprak ve havasının da bozulacağına değinen Usul, şu konuşmayı yaptı:
“29 Ocak’ta Malatya Pötürge’de ÇED raporu ile ilgili bakanlık yetkilileri ve İl Müdürlüğü ve firma yetkilileriyle bir toplantı gerçekleştirdik. Kendilerine itirazlarda bulunduk. Maden çalışmasının, yeraltı kaynaklarıyla birlikte akarsulara, bütün doğaya zarar vereceğini belirttik. Köylerimizin içme suyu dahi maden yapılmak istenen bölgeden gelmekte! Para kazanacağız diye bizi neden zehirleyeceksiniz? Size neden izin verelim? Yani göç mü edelim oralardan?
Maden projesi öyle bir huzursuzluk getiriyor ki çünkü kimyasal atık, zehir var! İnsanlar oradaki suyu nasıl içecek? İnsanın direkt yaşam alanını, tabiatını yok ediyor. Yaşam dediğimiz başka neyden kaynaklanacak; insanlar tarımını yapamayacak. Kimyasal atıklar akarsulara karıştığı zaman ağaçlara, tüm canlılara zarar verecektir. Bu nedenlerle toplantıda top yükün karşı çıktık. Yaylalarımızı asla çöplük yaptırmayacağız. Madene sonuna kadar karşıyız.”
“YÜZYILLARDIR BU BÖLGEDE YAŞIYORUZ”
Bakır madeni projesi için çevresel etki değerlendirme (ÇED) sürecinin devam ettiğini belirten Yusuf Usul, tepkilerini dile getirmek amacıyla yöre örgütleriyle bir araya geleceklerini de aktardı. “Tek amacımız maden şirketini oraya sokmamak” diyen Usul, şöyle devam etti:
“Yüzyıllardan beri bu bölgede yaşıyoruz. Bölgenin şöyle bir durumu var; insanlar fukaralıkla, yüzyıllar süren mezhep savaşlarıyla dağlarda kalmışlar. Belki de en çok çile çeken, bedel ödeyen topluluklardan biri Hüsükanlılardır. İstanbul’dan kalkıp Malatya’ya gittik. Sivil toplum kuruluşları olarak bu madene engel olmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Tüm halkımıza, madene karşı durmak için çağrıda bulunuyoruz!”
“İŞİN CİDDİYETİNİN FARKINDAYIZ”
Bölgedeki ilk maden faaliyetlerinin 2016 yılında başladığını söyleyen Yusuf Usul, ilk hukuki girişimlerini de o yıllarda yaptıklarını belirtti. Gelinen süreçte bölgede bazı sondajların yapıldığını da belirten Usul, şu bilgileri paylaştı:
“Çevre değerlendirme etkisi için belki de ‘Efendim buralar yayla arazisi, bunun kime ne zararı var?’ diyeceklerdir. Ancak unutulmamalı ki kaynak suları, akarsular yaşamın kendisidir. Zaten yaz aylarında su oranı iyice bitiyor! Büyük derecede bir doğa katliamıyla karşı karşıya kalacağız. Madeni açmak için bölgede patlamalar yapacaklar. Bölgedeki tüm canlı varlıklara büyük bir tehdit salacaklar. Bugüne kadar madenin girdiği hangi bölge düzgün kaldı? Erzincan komşumuz, durumu ortada. Karadeniz’e, Kaz Dağları’na baktığımız zaman madenler beraberinde göçü de getirmiş. Madenden dolayı doğa katliamları gerçekleştirilmiştir. Bu işin şakası yok ve ciddiyetinin farkındayız. Adam maden çıkaracak, para kazanacak, bunun zararını kim çekecek? Halk. Benim doğama, yaşam alanıma karışma kardeşim. Oradaki fukara köylüme, yaşamını sürdüren insanıma karışmayın! Karşı duracağız ve bunu kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.”
Eren GÜVEN/İSTANBUL
Yoruma kapalı.