Alevi Haber Ajansi

Suruç’tan Kobanê çağrısı: İnsani yardımın engellenmesi siyasi bir tercihtir!- VİDEO

PİRHA- Suruç’ta Mürşitpınar Sınırkapısı’nda Kobane’ye insani yardım koridorunun açılması için açıklama yapan Urfa Emek ve Demokrasi Platformu, “Çatışmaların durduğu bir ortamda insani yardımın engellenmesi siyasi bir tercihtir. Halklar topluca cezalandırmak istenmektedir ve bu durum Uluslararası İnsancıl Hukukun temel ilkelerinin ihlalidir” dedi.

Urfa Emek ve Demokrasi Platformu, 18 Ocak’tan bu yana Kobanê’de devam eden kuşatmayı protesto etmek için Suruç ilçesinde basın açıklaması yaptı. Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan açıklamaya Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Tabip Odası (TTB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Bölge Baroları, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), 78’liler Derneği, Amed Kent Koruma ve Dayanışma Platformu ile birçok meslek ve sivil toplum örgütü katıldı.

“Em li gel Rojava ne! Rojava berxwedana gelan e!”, “İnsani yaşam koridoru açılsın”, “Yaşamı savunuyoruz” pankartlarının açıldığı açıklamada “Katil HTŞ Rojava’dan defol”, “Bijî berxwedana Rojava”, “Her yer Rojava her yer serhildan” sloganları atıldı.

“KOBANE’DE AĞIR BİR İNSANLIK KRİZİ YAŞANMAKTA”

Emek ve Demokrasi Platformu adına ortak basın metnini okuyan Urfa Baro Başkanı Abdullah Öncel Ortadoğu’da son yıllarda derinleşen savaşın, insani krizlere yol açtığını belirterek, “Rojava ve Kobanê, bu jeopolitik hesaplaşmaların merkezinde yer alan; yıllardır savaşın, kuşatmanın ve ablukanın ağır bedelini ödeyen bir bölge olmuştur. Bölgedeki askeri hareketlilik ve siyasi pazarlıklar değişirken, bu süreçten en ağır etkilenenler yine siviller olmaktadır. Kobanê’ye yönelik tek insani geçişin fiilen kapatılması, artık yalnızca bir sınır yönetimi meselesi olmaktan çıkmış, açıkça siyasi bir tercihe dönüşmüştür. Bu tercih, insani yardımı baskı aracına dönüştüren ve Kobanê halkını zayıflatmayı hedefleyen sistematik bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Emek, Demokrasi ve Barış güçleri olarak, Kobanê’ye insani geçişin engellenmesini kabul etmiyoruz. Bu hukuksuz ve siyasi tercih, Kobanê halkını temel yaşam ihtiyaçlarından yoksun bırakmakta ve ağır bir insani krizi derinleştirmektedir” dedi.

“TIRLARIN ENGELLENMESİ YAŞAM HAKKINI İHLAL EDİYOR”

Öncel, Kobanê’de yaşanan saldırılar ve çatışmalar nedeniyle elektrik, su, gıda, sağlık hizmetleri ve iletişim altyapısının işlevsiz olduğunu ve tüm bunların büyük krizlere yol açtığını dile getirdi. Kobane’ye gönderilerin tırların engellenmesinin tesadüfi olmadığını söyleyen Öncel, “Özellikle çocuklar, yaşlılar, kadınlar ve kronik hastalar için yaşam koşulları her geçen gün ağırlaşmaktadır. Bu koşullarda insani yardımların engellenmesi, sivil halkın yaşam hakkının doğrudan ihlalidir. Kobanê’ye gönderilen yardım tırlarının engellenmesi tesadüfi değildir. Türkiye’nin Kobanê’ye insani erişimi fiilen kapatması, uzun süredir sürdürülen sistematik bir politikadır ve yalnızca ‘güvenlik’ gerekçesiyle açıklanamaz. Bu tutum, uluslararası insancıl hukuka, yaşam hakkına ve sivillerin korunmasına ilişkin yükümlülüklere açıkça aykırıdır” dedi.

“İNSANİ YARDIMLARIN ÖNÜ AÇILSIN”

İnsani yardımlarının önündeki engellerin kaldırılması için çağrıda bulunan Öncel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Açlık, soğuk, hastalık ve tedavi edilemeyen yaralanmalar nedeniyle yaşanan her can kaybı bu hukuksuz politikanın sonucudur. Bu sorumluluk hiçbir gerekçeyle örtülemez. Öte yandan sahadaki güncel gelişmeler, bu engellemenin hiçbir gerekçesinin kalmadığını göstermektedir. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile HTŞ arasında yapılan anlaşma, bölgede çatışmaların durdurulmasına yönelik fiili bir çatışmasızlık ortamı yaratmıştır. Bu tablo, insani yardımın sivillere ulaştırılması için gerekli koşulların oluştuğunu ortaya koymaktadır. Çatışmaların durduğu bir ortamda insani yardımın engellenmesi artık ‘güvenlik’ gerekçesiyle dahi savunulamaz; bu tamamen siyasi bir tercihtir. Bu nedenle insani yardımların engellenmesi, Kobanê’de yaşayan özellikle Kürt halkı başta olmak üzere tüm halkları topluca cezalandırmak anlamına gelmektedir ve Uluslararası İnsancıl Hukukun temel ilkelerinin ihlalidir.”

 “KOBANÊ’DEKİ KUŞATMA KALDIRILSIN”

Ardından konuşan KESK Eş Genel Başkan Ayfer Koçak, “İnsanlığın ürettiği değerlere saldıran, insanlığa karşı suç örgütü olan İŞİD çetelerine karşı Rojava’da bir mücadele büyüdü. Rojava, İŞİD barbarlığına karşı mücadelenin sembolü oldu. Bugün yine Rojava ile dayanışmak için buradayız. Çünkü Rojava, bu zihniyetle mücadele etmeye devam ediyor. İŞİD ve İŞİD zihniyetini destekleyenlerin bugün yürüttüğü saldırı bir intikam saldırısıdır. Bizlerde buna karşı Rojava halkının yanında olmaya devam ediyoruz” dedi.

İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, “Rojava’da yaşanan insanlık dramına ilişkin söylenecek söz kalmadı. Orada insanlığa karşı suç işlendi. Temel taleplerimiz sivillere yönelik insan hakları ihlalleri yasaklansın ve bunları kim yaptıysa bu kişiler uluslararası mahkemelerde yargılansın. Bunun için Birleşmiş Milletleri (BM) göreve çağırıyoruz” sözlerini kullandı.

TTB Merkez Konseyi Üyesi Ali Karakoç, “Savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu her zaman söyledik. Bugün de Kuzey ve Doğu Suriye’de bu yaşanıyor. Orada yaşananlara ilişkin BM’nin ilgili kurumlarına bu konuya ilişkin mektup yazdık. Hemen Mürşit Pınar Sınır kapısının açılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

ÖHD Eş Genel Başkanı Ekin Yeter ise “Halk, katliam riskiyle yüz yüze yaşamanı sürdürmek zorunda kalıyor. Öncelikle Kobanê üzerindeki bu kuşatmanın kaldırılması gerekiyor. Halkın alt-üst yapı hizmetlerine ulaşması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Açıklama, alkış ve sloganlarla son buldu.

PİRHA/URFA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.