Alevi Haber Ajansi

‘Türkiye’nin geleceği barışta, eşitlikte ve halkların ortak mücadelesinde geçiyor’-VİDEO

PİRHA- Mersin 68’liler Derneği tarafından “Türkiye Geleceğini Arıyor” paneli düzenlendi. Konuşmacılar, Türkiye’nin geleceğinin barışta, eşitlikte ve halkların ortak mücadelesinde geçtiğini vurguladı.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, TİP İstanbul Milletvekili Serra Kadılgil, CHP Parti Meclis Üyesi İlhan Cihaner ve SOL Parti Süzcüsü İsmail Hakkı Tombul’un katıldığı panelin “Türkiye Geleceğini Arıyor”adlı panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Ayşe Gül Yılgör yapıyor.

SELMA GÜRKAN: BİR YOL AÇACAĞIZ

Panelde ilk olarak konuşan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitiren yurttaşları anarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Politikadan ekonomiye, toplumsal yaşamdan gündelik siyasete kadar her alanda kapitalist düzenin “çürümüşlüğünün, vahşiliğinin ve insanlık dışı” karakterinin açık biçimde görünür hale geldi. Bir yol açacağız, kendi sorumluluklarımızın altına gireceğiz, ancak bugüne ayaklarımızı basmamız gerekiyor. Bugünü görmemiz gerekiyor ki yarınımızı konuşabilelim. İktidarın tek tek attığı adımlara baktığımızda, eğer bunları yalnızca tek tek adımlar olarak görürsek, o zaman da mücadeleler tek tek mevzi mücadeleleri şeklinde gerçekleşir ki bunlar çok kıymetlidir. Ancak mevzi mücadelesi biçiminde, egemen güçlere karşı verilen mücadele maalesef bir düzeye kadar gelir, sonrasında ise bu mücadelenin büyümesi geriler ve bir yanıyla da düzeni besleyen bir kısır döngüye dönüşür. Ülkemizde bir demokrasi sorunu olarak yaşanan Kürt sorunu, Rojava’da yaşanan gelişmelerden bağımsız değildir. Bölgeye baktığımızda görüyoruz ki mücadelemizin barış ve demokrasi mücadelesinden bağımsız olmadığını görüyoruz. Tüm bu yaşananlara karşı ortak yolu bulmalı ve mücadelemizi birleştirmemiz gerekiyor.”

SERA KADIGİL: İNSANLIK ONURUNUN ETRAFINDA BULULAŞIM

Daha sonra söz alan TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil şunları dile getirdi:

“Buna karşı ne yapmamız gerektiğini 68’den beri biliyoruz. Paraya tapan düzenden kurtulmak zorundayız. İnsanlık onurunu mu seçeceğiz, paraya tapan bu düzeni mi seçeceğiz? Bunu neden sağlayamıyoruz? İktidar, bir öfkenin biriktiğinin çok farkında. Bu krizin sebebinin kendisi olduğunu görmesinler diye sürekli yeni düşmanlar uyduruyor. Bizi birbirimize kırdıra kırdıra bunu yapıyorlar. Biz çok basit bir ekonomik sistem savunuyoruz. Paranın etrafında değil, insanlık onurunun etrafında dönen bir sistem savunuyoruz. Ama bunu anlatamıyoruz. Bunların başımıza gelmemesinin tek bir çıkış yolu var: Reçetemiz aslında belli, bu masa bizim reçetemizdir.”

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ: BARIŞI, DEMOKRASİYİ KAZANMA MÜCADELESİ VERİYORUZ

HDK Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş da, Kürt meselesi konu olduğunda hala bir bölünme kaygısının dile getirildiğine işaret ederek, şunları söyledi:

“Bu meselede Kürt halkının lideri, Barış ve Demokratik Toplum sürecinin temel muhatabı ve baş siyasi aktörü olan Sayın Öcalan da çözüm yol haritasını net biçimde ortaya koyuyor. Nasıl bir çözüm, nasıl bir demokratikleşme istendiğini açıkça söylediği halde, birileri bunu bilinçli olarak saptırıyor. Kürt meselesi çözülmediği zaman geleceğimizi kurmamız, diğer bütün meselelerle ortak bir zemin yaratmamız maalesef mümkün olmuyor ve bu durum yaşamımızın merkezinde ciddi bir olumsuzluk yaratıyor. Silahların susması, çatışma ihtimalinin ortadan kalkması bize birçok kapıyı açıyor. Demokratikleşme ihtimalinin güçlenmesini sağlıyor. Bir yandan bu süreç yürütülürken, ana muhalefet partisine ve toplumun diğer muhalif kesimlerine yönelik baskı kıskacı da artırılıyor. Bugün belediye başkanlarına ve yerel yönetimlere yönelik saldırılarda başka bir amacın güdüldüğünü de okumamız gerekiyor. Çok yönlü bir politikayla muhalefetin alanını daraltmaya, başka bir birlikteliğin ya da demokratikleşmenin önünü kesmeye çalıştıklarını görüyoruz. Bunun kesinlikle doğru olmadığını, demokratikleşmenin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ve muhalif odaklara yönelik bu saldırıların var olan güvensizliği daha da derinleştirdiğini ifade etmek istiyorum. Barış ya da demokrasi kimseye hediye edilmez. Bizler barışı kazanma mücadelesi veriyoruz, demokrasiyi kazanma mücadelesi veriyoruz ve bunu birlikte inşa etmemiz gerekiyor.

Barışı kurmak zorundayız.

Rojava’da yaşananlar, Türkiye’de başka bir tabloyu da görmemizi sağladı. Irkçılığı tekrar tekrar üreten politikalara karşı bizim eşitliği, özgürlüğü, adaleti, barışı ve demokrasiyi örerek, inşa ederek çok güçlü bir yanıt üretmemiz gerekiyor. Kürt meselesi yalnızca Kürtleri ilgilendiren bir mesele değildir, bu aynı zamanda bir Türkiye meselesidir. Kürtler ve Türkler karşı karşıyaymış gibi yürütülen tartışmalar gerçeği yansıtmıyor. Eğer dünyada sağa kayan eksene karşı gerçek bir alternatif arıyorsak, bu alternatif halkçı, eşitlikçi ve barışçıl bir çizgiden geçer. Türkiye’nin otoriter sağ dalganın çeperinden kurtulabilmesi, Kürt meselesini bastırarak değil, çözerek mümkündür. Türkiye’nin geleceği barışta, eşitlikte ve halkların ortak mücadelesindedir. Barış olmadan demokrasi olmaz. Demokrasi olmadan refah olmaz. Kürt meselesi çözülmeden Türkiye geleceğini bulamaz.”

İSMAİL HAKKI TOMBUL: TÜRKİYE BİR YOL AYRIMINDADIR

SOL Parti Sözcüsü Dr. İsmail Hakkı Tombul, emperyalist güçlerin müdahil olduğu hiçbir yerde halklara özgürlük ve eşitlik getirmediğinin açık olduğunun altını çizerek, “Bu rejime karşı mücadeleyi ortaklaştırmak gerektiğini açıkça söylemek gerekiyor. Türkiye bir yol ayrımındadır. Bu rejimin arkasında ABD’nin emperyalist politikaları, Türkiye’deki taşıyıcıları olarak AKP, MHP ve bu düzenden beslenen bir avuç zengin vardır. Diğer yanda ise bu politikalardan olumsuz etkilenen toplumun yüzde 90’ı durmaktadır. Toplumun tüm kesimlerinin, bu ülkede özgürce yaşamak için parça parça mücadele ettiğini görüyoruz. Ya bu rejime teslim olacağız, ya da bu rejimin uygulamalarından olumsuz etkilenen ve parça parça mücadele eden tüm toplumsal muhalefet güçlerini ortak bir hedef doğrultusunda birleştireceğiz. Bu birleşik mücadeleyi ortaya koyarak bu rejimi tarihe havale edeceğiz” ifadelerini kullandı.

İLHAN CİHANER: BİRLEŞİK MÜCADELE ŞART!

Son olarak konuşan CHP PM Üyesi İlhan Cihaner, şunları ifade etti:

“‘Tek adam’ kavramını kendi aramızda çok söylüyoruz. Bu kavram, sanki orada bir adam varmış da o adamdan kurtulunca Türkiye’nin içinde yaşadığımız iklimden kurtulacakmışız gibi bir algı yaratıyor. Tek adam rejimi denilen şey bir sistemdir. Başında bir kişi olabilir ama onu var eden sermaye ilişkilerinden, uluslararası bağlamdan, onu var eden karanlık düzenden ayırdığımızda asıl failleri ıskalamış oluruz. Yaşadığımız sorunların birçoğu aslında bize özgü sorunlar değil. Bazı ülkelerde yaşananlarla bizim ülkemizde yaşananlar neredeyse aynısı. Fail aslında mevcut rejimdir. AKP iktidarıyla birlikte ilerleyen, bir boyutuyla karşı-devrim süreci olarak tarif edilebilecek bir süreç var. Asıl değiştirmemiz gereken şeyin bir kişi değil, bir sistem olduğunu cesaretle söylememiz lazım. Artık cesaretle Türkiye’nin yeni bir iktidarını, yeni bir rejimini tartışmamız gerekiyor. Birleşik mücadele ihtiyacı bu anlamda elzemdir.”

Panel, soru – cevap ile sona erdi.

PİRHA/MERSİN

Yoruma kapalı.