PİRHA-Düsseldorf’taki panelde Türkiye’de yürüyen süreci değerlendiren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, barışın temel ayaklarını özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti olarak tanımladı. AİHM kararlarının uygulanması ve umut hakkının hayata geçirilmesi çağrısı yaptı.
Düsseldorf Cemevi’nde Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB), AAKB Alevi Kadınlar Birliği organizesiyle, ‘Kadın, Yaşam, Siyaset’ konulu panel düzenlendi.
Panelde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kadınların tarihsel mücadelesine ve eşit temsil talebine ilişkin mesajlar verdi.
Hatimoğulları, kadınların hayatın edilgeni ya da ikincil unsuru olmadığını vurgulayarak, “Kadınlar hiçbir zaman ikinci sınıf olmadı, olmayacak” dedi. Erkek egemen zihniyetin ve patriyarkal kapitalizmin kadınların bedeni, emeği ve kimliği üzerinde sömürü düzeni kurduğunu belirtti.
Konuşmasında tarihsel baskı biçimlerine değinen Hatimoğulları, “Orta Çağ’da kadınlar ‘cadı’ ilan edilerek yakıldı. Bugün de aykırı ve öteki olarak cezalandırılan yine kadınlar” ifadelerini kullandı.
Alevi inancında kadın-erkek eşitliğinin temel ilke olduğunu hatırlatan Hatimoğulları, yaratılan her canın cinsiyet ayrımı olmaksızın eşit kabul edildiğini söyledi. Hacı Bektaş Veli’nin “Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin diliyle” sözlerine atıf yaparak bunun yalnızca bir ideal değil, inşa edilmesi gereken toplumsal düzenin özü olduğunu dile getirdi.
Gündelik hayatta bu eşitliğin yeterince tesis edilemediğini belirten Hatimoğulları, kurumsal yapılarda eşit temsiliyetin önemine dikkat çekti. Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu’ndaki eşit başkanlık sistemini ve DEM Parti’deki eş başkanlık modelini örnek göstererek, eşitliğin yalnızca başkanlık düzeyinde değil, yönetim kurullarında da sağlanması gerektiğini ifade etti.
Kadın hareketinin yıllar süren kota mücadelesine değinen Hatimoğulları, yüzde 20’lerden başlayan temsiliyetin bugün birçok yapıda yüzde 50’ye ulaştığını belirtti.
“KATLİAMLARIN DURMASI GEREKİYOR”
Tülay Hatimoğulları, Orta Doğu’daki kadın mücadelesine dair yaklaşımları da eleştirdi.
Hatimoğulları, Orta Doğu kadınlarına yönelik “acınacak mağdur” bakış açısının yanlış olduğunu belirtti: “Bu ezici ve hatalı bir yaklaşımdır. Kadınların yaşadığı acıları romantize etmek kabul edilemez. Gerçek bir Orta Doğu kadın yaşam analizine ihtiyaç var.”
İran’daki direnişe dikkat çeken Hatimoğulları, halk hareketlerinde kadınların öncü rolünü vurgulayarak, “İran’da kadınlar ve direnişçiler katlediliyor. Bu katliamların durması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında Pakistan, Afganistan, Nijerya ve Somali’de kadınların karşı karşıya olduğu baskılara da değinen Hatimoğulları, özellikle Afganistan’daki tabloyu hatırlattı. Taliban yönetimi altında kadınların temel haklardan mahrum bırakıldığını belirterek, sağlık ve eğitim alanındaki kısıtlamalara işaret etti.
“ROJAVA’DAKİ KADIN DİRENİŞİ BÜTÜN DÜNYAYA İLHAM OLDU”
Hatimoğulları, Rojava’daki kadın mücadelesine dair değerlendirmelerde bulundu.
Hatimoğulları, Rojavalı kadınların kendi yaşamlarını her alanda savunmaya zorlandığını ve bu direnişin özgün bir model yarattığını belirtti. Uluslararası konferanslarda Rojava deneyiminin dikkatle izlendiğini ifade ederek, “Türkiye’den ve farklı ülkelerden kadınlar, Rojavalı kadınların yürüttüğü mücadeleyi hayranlıkla takip ediyor, ondan öğreniyor” dedi.
Rojava’daki kadın direnişinin yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte ilham kaynağı olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, dayanışma çağrısında bulundu:
“Özellikle hedef haline getirilen Rojavalı kadınlarla daha güçlü dayanışma içinde olmalıyız.”
“TEL ÖRGÜLER YALNIZCA TENİ DEĞİL, RUHU DA YARALIYOR”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, göç, savaş ve kadınlara yönelik şiddet arasındaki ilişkiye dikkat çekti.
Hatimoğulları, göç yollarında kadınların yaşadığı travmaların yalnızca fiziksel olmadığını vurgulayarak, “Suda geçmeye çalışan kadınların sadece bedenleri zarar görmüyor; tel örgüler yalnızca teni değil, ruhu da yaralıyor” dedi.
Taciz, tecavüz ve insan ticaretinin göç sürecinde kadınlar ve çocuklar açısından en ağır sonuçlardan biri olduğuna işaret eden Hatimoğulları, bu tablonun temel nedeninin savaşlar ve küresel ekonomik yıkım olduğunu belirtti.
“BARIŞIN TEMEL AYAKLARI ÖZGÜRLÜK, DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİDİR”
Hatimoğulları, Suriye’de yaşanan Alevi katliamlarının yıldönümüne dikkat çekerek , Mart ayı başında Suriye’de gerçekleşen Alevi katliamlarının yıldönümü olduğunu hatırlatarak, “Suriye’de son yüz yılın en büyük katliamlarından birini bir kez daha kınıyorum” dedi. Alevilerin tarih boyunca katliamlara maruz bırakıldığını vurgulayan Hatimoğulları, Yavuz Sultan Selim dönemi, Koçgiri, Dersim, Sivas, Çorum, Antep ve Suriye’de yaşanan acıları anımsattı.
Konuşmasının devamında Türkiye’de yürüyen sürece değinen Hatimoğulları, toplumun bu gelişmeleri büyük bir merakla izlediğini belirtti. 27 Şubat’ta Abdullah Öcalan tarafından yapılan “barış ve demokratik toplum çağrısını” hatırlatan Hatimoğulları, bu çağrının ardından çeşitli temas ve görüşmelerin gerçekleştiğini söyledi.
DEM Parti’nin sürecin bir parçası olduğunu ifade eden Hatimoğulları, Alevi yurttaşların kaygılarına özel vurgu yaptı: “Alevi canlarımızın bu süreçte dile getirdiği tüm kaygıların farkındayız. Aynı kaygıları biz de taşıyoruz. Hiçbir canımızın zerre kadar şüphesi olmasın.”
PARLAMENTODAKİ KOMİSYON VE ŞERH AÇIKLAMASI
Hatimoğulları, parlamentoda oluşturulan komisyonun raporuna da değindi. Geçtiğimiz hafta raporun teslim edildiğini belirterek, DEM Parti’nin raporun dili, yaklaşımı ve tespitlerine ilişkin şerhini kamuoyuyla paylaştığını söyledi.
Hatimoğulları, DEM Parti’nin sürece bakışını şu sözlerle özetledi: “Bu sürecin kalıcı barışla sonuçlanmasının yolu; barış, özgürlük, demokrasi ve hukuk. Bunların eksik olduğu yerde gerçek barıştan söz edemeyiz.”
“BEKLENTİMİZ DEMOKRATİK ÇÖZÜM VE DEMOKRATİKLEŞME”
Hatimoğulları, partilerinin temel hedeflerini üç başlıkta sıraladı:
- Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözümü
- Türkiye’nin demokratikleşmesi
- Demokratik hukuk devletinin tesisi
Başta Aleviler olmak üzere tüm halkların ve inançların ibadetlerini özgürce yapabildiği, anadilinde eğitim hakkının tanındığı demokratik bir cumhuriyet talebini yineledi.
Önümüzdeki süreçte demokratikleşme adımlarının atılması gerektiğini belirten Hatimoğulları, demokratik siyaset alanını genişletecek yasalar, infaz düzenlemeleri, TCK ve temel haklara ilişkin reformlara işaret etti.
“Siyasi nedenlerle yurtdışında bulunanların ülkelerine özgürce dönebileceği hukuki zeminin oluşturulması için çalışıyoruz,” diyen Hatimoğulları, hasta mahpuslar ve yaşlı tutuklular konusunun da öncelikli başlıklardan biri olduğunu söyledi.
Hatimoğulları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasının zorunluluğunu vurguladı. Bu kararların hayata geçirilmesi halinde Osman Kavala, Can Atalay, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi isimlerin serbest bırakılması gerektiğini ifade etti.
Hatimoğulları, “Umut Hakkı”nın uygulanması gerektiğini belirterek, bunun tüm mahpuslar için geçerli evrensel bir hukuk ilkesi olduğunu dile getirdi.
Hatimoğulları, sürecin bir seçim ittifakı olarak sunulmasına karşı çıkarak, “Biz bir seçim konuşmuyoruz. Böyle bir ittifak gündemimiz yok. Bu, müzakere ve diyalog sürecidir” dedi.
Devletle yapılan görüşmelerin hükümetle yürütülmesinin doğal olduğunu belirten Hatimoğulları, diyalogun siyasi tarafgirlik anlamına gelmediğini vurguladı.
Elif SONZAMANCI/DÜSSELDORF
Yoruma kapalı.