PİRHA- Tahtacı Kültür Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyesi kadınlar, Suriye’de Alevilere yönelik süren katliamlara karşı sessiz kalmayacaklarını vurguladı. PİRHA’ya konuşan kadınlar, savaşların en ağır bedelini kadınlar ve çocukların ödediğini belirterek, çözümün örgütlü mücadeleden geçtiğinin altını çizdi.
Tahtacı Kültür Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyesi kadınlar, Suriye’de Alevilere yönelik sürdürülen katliamlara karşı örgütlü mücadele çağrısı yaptı. Yeliz Akar, Seher Coşkun, Duygu Ateş Keser ve Burçin Demir, PİRHA’ya yaptıkları açıklamalarda, savaş ve katliamların en çok kadınları ve çocukları hedef aldığını vurgulayarak, “Örgütlü olursak savaşları ve katliamları durdurabiliriz” dedi.
Antalya Tahtacılar Kültür Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyesi kadınlar, Suriye’de yaşananların yalnızca bölgesel bir kriz olmadığını, Alevi toplumu açısından Türkiye’de de giderek artan bir tehdit ortamına işaret ettiğini belirtti.
“SAVAŞLARIN BEDELİNİ KADINLAR VE ÇOCUKLAR ÖDÜYOR”
Antalya Tahtacılar Derneği üyesi Yeliz Akar, savaşların dünyada egemen güçler tarafından başlatıldığını ancak bedelini her zaman kadınların ve çocukların ödediğini ifade etti. Toplumsal değişimin kadınların öncülüğünde gerçekleşebileceğini belirten Akar, şunları söyledi:
“Savaşları başlatanlar kazanıyor gibi görünse de en ağır bedeli çocuklar ve kadınlar ödüyor. Suriye’de yaşananlara karşı daha fazla yan yana gelmek zorundayız. Özellikle kadınlar olarak daha güçlü bir biçimde örgütlenerek bu zulmün önüne geçmeliyiz.”
“KIBLEMİZ İNSANDIR, ZULME KARŞI SUSMAYACAĞIZ”
Tahtacı Kültür Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu üyesi Seher Coşkun, Alevi inancının merkezine insanı koyduğunu hatırlatarak, Tahtacı Aleviler olarak asimilasyona karşı uzun yıllardır mücadele ettiklerini söyledi.
“Biz ‘kıblemiz insandır’ diyen bir inancın mensuplarıyız. Tahtacı Aleviler olarak özümüzü, kültürümüzü yaşatmaya çalışıyoruz. Türkiye’de, Suriye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde Alevilere yönelik şiddeti ve katliamları kınıyoruz. Hz. Ali’nin dediği gibi, ‘Zulme karşı çıkamıyorsanız duyurun.’ Biz de Suriye’de yaşananları duyurmaya devam edeceğiz.”
“ALEVİLER OLARAK CİDDİ BİR TEHDİT ALTINDAYIZ”
Duygu Ateş Keser, Tahtacı Alevilerin tarihsel olarak baskı ve asimilasyon politikalarının hedefinde olduğunu vurguladı. Zorla Sünnileştirme politikalarına maruz bırakılmış bir topluluk olduklarını belirten Keser, Suriye’de yaşananların Türkiye’deki Aleviler açısından da kaygı verici olduğuna dikkat çekti:
“Biz ötekileştirilenlerin de ötekisiyiz. Suriye’de Alevilere yapılan soykırımı kabul etmemiz mümkün değil. Ama aynı zamanda Türkiye’de yaşayan Aleviler olarak da ciddi bir tehdit altındayız. Alevileri hedef alan siyasi söylemler, bu tehdidin ne kadar gerçek olduğunu gösteriyor.”
Keser, yalnızca Alevilerin değil, tüm ötekileştirilen kesimlerin bir araya gelmesi gerektiğini vurguladı.
“KATLİAMLARI DURDURMANIN YOLU ÖRGÜTLÜ TOPLUMDAN GEÇİYOR”
Burçin Demir ise Alevi inancının yalnızca kadın-erkek eşitliğini değil, doğadaki tüm canlıların eşitliğini esas aldığını belirtti. Dünyanın birçok yerinde süren savaş ve katliamlarda en çok kadınların, çocukların ve azınlıkların zarar gördüğünü ifade eden Demir, şöyle konuştu:
“Bu katliamları durdurmak için daha kapsayıcı ve örgütlü bir topluma ihtiyacımız var. Örgütlü olursak dünyanın dört bir yanında yaşanan savaşlara ve katliamlara karşı gerçek bir güç olabiliriz.”
Tahtacı Alevi kadınlar, Suriye’de yaşanan katliamlar karşısında sessiz kalmayacaklarını vurgulayarak, demokratik, eşit ve barışçıl bir yaşamın ancak örgütlü mücadeleyle mümkün olduğunu ifade etti.
Cebrail ARSLAN/ANTALYA
Yoruma kapalı.