Alevi Haber Ajansi

Seyitalioğlu: Hızır, bereket ve kurtuluşun sembolüdür!- VİDEO

PİRHA- Seyit Sabun Ocağı’ndan Mehmet Seyitalioğlu, Hızır’ın toplumsal dayanışma ve manevi değerlerle örülü bir kültür olduğunu belirterek, bu ay boyunca yapılan oruçlar ve cemlerin, inanç ve ahlaki değerlerin bir ifadesi olduğunu ifade etti.

Alevi inancında kutsal kabul edilen Hızır ayı başladı. Ocak ayının sonlarından şubat ayı ortalarına kadar süren bu dönemde Hızır oruçları tutulur, cem erkânları yürütülür, kurbanlar tığlanır. Anadolu’nun farklı bölgelerinde tarihleri değişen oruçlar, coğrafi koşullara ve pirlerin talipleriyle buluşmasına göre farklı günlerde yapılır.

Hızır ayı, kurtuluşun, bolluk ve bereketin simgesi olarak görülür. Kışın zorlu günlerinin geride kaldığına inanılan bu süreçte lokmalar paylaştırılır, ziyaretler yapılır, dilekler dilenir. Dayanışmanın güçlendiği Hızır günlerinde darda olana yardım edilir, pirler talipleriyle bir araya gelir.

Seyit Sabun Ocağı’ndan Mehmet Seyitalioğlu, Hızır ayının önemine ve anlamına dair PİRHA’ya konuştu.

“HIZIR, BEREKET VE KURTULUŞUN SEMBOLÜDÜR”

Mehmet Seyitalioğlu, Hızır’ın zor günlerin, dar zamanların kurtarıcısı olarak kabul edildiğini ifade ederek, “Hızır, yeşillik, bolluk, bereket ve kurtuluşun sembolüdür. Dar günlerin kurtarıcısıdır, yeter ki bu çağrı gönülden olsun. Hızır’ın öğrettiği şey, bir hayat boyu kötülüklerden kaçınmak ve Hızır’ın bize gösterdiği doğruları yaşamaktır. Bu, ahlaki ve toplumsal bir değer haline gelmiştir. Ziyaretler, bu anlayışın bir işaretidir. Ziyaret eden kişi, diz çöker, gözyaşı döker ve dileklerde bulunur. Hızır her zaman, her yerde hazır ve nazırdır” diye konuştu.

Hızır ayının başladığı tarih ve yapılan hazırlıklara ilişkin bilgi veren Seyitalioğlu, şöyle devam etti:

“Hızır ayı, Rumi Takvime göre bir gün Ocak’tan, iki gün de Şubat’tan alınan günlere denk gelir. Bu takvime göre, bu günler genellikle peş peşe gelir. Ayın son günü, Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece sona erer ve bu gece cem yapılır. Ceme katılan herkes yanlarında lokmalarını getirir ve niyazlarını yapar. Her kişi kendisine uygun bir yere oturur ve orada lokmalar paylaşılır. Lokmalar, lokmacı tarafından uygun yerlere götürülür. Lokma dağıtımı baştan yapılabileceği gibi cem süresince de dağıtılabilir. Katılımcılar arasında zorunluluk bulunmaz. Örneğin oruç tutmak gibi bir gereklilik yoktur, her birey kendi isteği ve içsel bağlılığına göre oruç tutar. Kimisi üç, kimisi iki, kimisi bir gün oruç tutar. Zorunluluk yoktur, önemli olan bireyin içinden geldiği gibi yapmasıdır.”

“KILIK DEĞİŞTİRİP HER YERDE YARDIM EDER”

Seyitalioğlu, Hızır’ın en çok harman zamanında ortaya çıktığını belirterek, onun her durumda ve her zaman bereketi arayan bir varlık olduğunu vurguladı. Hızır’ın hayatın her alanında varlık gösterdiğini dile getiren Seyitalioğlu, “Hızır en çok harman zamanı ya da buğdayı değirmene götürdüğümüzde görülür. Hızır, hamur yoğuran kadının elinde sıçrayan hamurdan da bereket alır. Sevmediği bir insan kılığına girebilir, borç para isteyebilir. Hızır, bazen kılık değiştirerek bile insanları ölçer ve biçer. Bir kişi, Hızır’a adak sunmuşsa ve bunu yerine getirmemişse, Hızır, şahsen gidip bununla yüzleşir. “Hani sen Hızır için her şeyi feda ediyordun?” diye hatırlatır. Çünkü Hızır, ambarın bereketidir, harmanın bereketidir ve tarlanın bereketidir. Hızır, toplumsal bir değeri ve anlamı her canda barındırır” dedi.

“BİRBİRİMİZİN HIZIRI OLALIM”

Mehmet Seyitalioğlu, son olarak Hızır’ın toplumsal sorumluluk ve dayanışma anlayışını günümüz dünyasıyla bağdaştırarak, Rojava’daki yaşanan zorluklara da değindi. Seyitalioğlu, “Birbirimizin Hızırı olalım derken, Hızır her zaman hazır ve nazırdır. Örneğin Rojava’daki olaylara Hızır olmak, oradaki insanlar için dua etmek demektir. Onlar için gözyaşı dökmek, yardım göndermek birer yardımdır. Hızır kültü ve anlayışı budur: Yardım etmek, bereketi paylaşmak, ve her an birbirimize destek olmak” ifadelerini kullandı.

Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.