Alevi Haber Ajansi

SAMER raporu: Barış sürecinde “umut hakkı” talebi öne çıktı

PİRHA-SAMER Saha Araştırmaları Merkezi’nin 2025 yılı verilerine dayanan analizine göre, bölge toplumunda barış sürecine destek somut adımlara bağlanırken, “umut hakkının tanınması” en güçlü taleplerden biri olarak öne çıktı.

SAMER Saha Araştırmaları Merkezi, 2025 yılı boyunca farklı dönemlerde gerçekleştirdiği saha araştırmalarını ve dijital medya analizlerini bir araya getirerek barış sürecine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Bölge illerinde yüz yüze yapılan anketlere dayanan çalışma, toplumun beklenti, kaygı ve önceliklerini çok yönlü biçimde ortaya koydu.

EKONOMİK KRİZ İLK SIRADA
Araştırma sonuçlarına göre, bölge halkının gündeminde ekonomik sorunlar belirleyici olmaya devam ediyor. Katılımcıların büyük bölümü ekonomik kriz ve işsizliği en önemli sorun olarak tanımlarken, Kürt meselesi ikinci sırada yer aldı. Bu tablo, barış tartışmalarının aynı zamanda ekonomik eşitsizliklerle birlikte ele alındığını gösteriyor.

TALEPLER HUKUKİ DÜZENLEMELERDE YOĞUNLAŞIYOR
Raporda, barış sürecine dair beklentilerin büyük ölçüde hukuki ve yapısal değişimlere odaklandığına dikkat çekildi. Özellikle infaz düzenlemeleri, hasta tutukluların tahliyesi ve güvenlik politikalarına ilişkin değişiklik taleplerinin yüksek oranlara ulaştığı görüldü.

Bu başlıklar arasında “umut hakkının yasal güvenceye kavuşturulması” talebinin öne çıktığı ve yıl içinde artış gösterdiği kaydedildi.

SÜRECE GÜVEN SINIRLI
Araştırma, barış sürecine yönelik beklentilerin artmasına rağmen toplumsal güvenin henüz istenilen düzeyde olmadığını ortaya koydu. Sürecin olumlu sonuçlanacağına inananların oranında artış gözlense de, genel tablo “temkinli bir yaklaşımın” sürdüğüne işaret ediyor.

Katılımcıların süreci yürüten aktörlere ilişkin değerlendirmelerinde Abdullah Öcalan en yüksek oranla öne çıkan isim oldu. Onu sivil toplum izlerken, siyasi kurumlara yönelik güvenin daha düşük seviyede kaldığı görüldü.

ÇOK KATMANLI BİR SÜREÇ VURGUSU
Raporda, barış sürecine ilişkin toplumsal yaklaşımın tek boyutlu olmadığı vurgulandı. Ekonomik koşullar, siyasal güven, hukuki beklentiler ve toplumsal deneyimlerin süreci birlikte şekillendirdiği belirtilirken, kalıcı bir çözüm için yalnızca söylemlerin değil somut adımların belirleyici olacağı ifade edildi.

“TOPLUMSAL KATILIM VE ŞEFFAFLIK” ÖNE ÇIKIYOR
Çalışmada ayrıca, barış sürecinin başarısının yalnızca siyasi aktörlere değil, toplumsal katılım düzeyine ve şeffaflığa da bağlı olduğu kaydedildi. Bu çerçevede, sürecin hem devlet hem toplum temelli dinamiklerin birlikte işleyeceği bir yapı içinde ilerlemesi gerektiği vurgulandı.

HABER MERKEZİ

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.