PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Şam Geçici Hükümeti ve ona bağlı cihadist çetelerin Rojava halkına yönelik saldırıları protesto edildi. Polis ablukası altında gerçekleşen açıklamada, saldırıların durdurulması için çağrıda bulunuldu.
Suriye Geçici Hükümeti ve cihadist çetelerin, önce Halep kentinde bulunan Eşrefiye ve Şex Maksud mahallelerine dönük başlayan saldırıları, devamında Rojava’nın tamamını kapsayacak şekilde genişledi. Kürt halkı, başta Kuzey ve Doğu Suriye olmak üzere tüm alanlarda “seferberlik” halinde.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Sanat Sokağı’nda gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla, Rojava halkının yanında olduğunu ve Rojava halkıyla birlikte direniş içerisinde olunacağı söylendi. Açıklamada sık sık ‘QOME ROJAVA TEYNA NİYO’ ve ‘BİJİ BERXEDANA ROJAVA’ sloganları atıldı. Platform adına açıklamayı DEM Parti İl Eş Başkanı Özcan Ateş okudu.
“ŞAM REJİMİNİN SALDIRILARI ROJAVA’YA DÖNÜK BÜYÜK BİR TEHDİT NİTELİĞİNDEDİR”
Şam rejiminin saldırılarının, Rojava’da kadınların öncülüğünde, halkın direnişiyle oluşturulan eşitlikçi, demokratik ve özerk yönetime yönelik büyük bir tehdit niteliğinde olduğunu söyleyen Özcan Ateş, “Bu saldırılar; kadınların özne olduğu bir toplumsal örgütlenmenin hedef alındığı, Kürt halkına savaşın dayatıldığı ve bununla Suriye’nin geleceğine kast edildiği bir saldırganlığı ifade etmektedir. Son günlerde artarak devam eden saldırılar, sivilleri doğrudan hedef almakta; başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere onlarca insanın yaşam hakkını ihlal etmektedir” dedi.
“Kürtleri hedef alan bu saldırılar, yalnızca bugünü değil, Suriye’nin geleceğine dair olası siyasi uzlaşma zeminlerini de ortadan kaldırmaya yönelik girişimler” olduğuna dikkat çeken Ateş, “Bu nedenle Şam yönetimi açısından yaşananlar, Kürtlerle kurulacak ilişkilerde tarihsel bir kırılma niteliği de taşıyacaktır” dedi ve devamında ise şunları söyledi:
“Paris’te Suriye’nin geleceği ve toprak bütünlüğü adı altında yapılan; Fransa, ABD, İsrail, Türkiye ve Birleşik Krallığın direkt ya da dolaylı olarak dâhil olduğu görüşmeler, Kürt halkına yönelik saldırılardan bağımsız değildir. Suriye’deki halkların birlikte yaşam iradesi masada temsil edilmezken, yaşadıkları coğrafyalar pazarlık konusu yapılmaktadır. Paris’te yürütülen diplomasi, Kürtlerin eşit yaşama iradesinin hâlâ pazarlık konusu olduğunu, zorla yerinden edilmenin fiili bir tasfiye yöntemi olarak kabul gördüğünü ve demokratik yerel modellerin küresel güçlerin güvenlikçi öncelikleriyle çeliştiği ölçüde hedef alındığını bir kez daha göstermiştir.”
“TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ SÖYLEMLERİ BÜYÜK BİR YALAN”
Özcan Ateş, Suriye Geçici Hükümeti’nin ‘Suriye’de amacımız toprak bütünlüğünü sağlamaktır’ ifadelerine karşı olarak ise şu sözlerle cevap verdi: “İktidarın Türkiye’ye yönelik terör tehdidi bahanesiyle Suriye’nin toprak bütünlüğü savunduğunu iddia ederek Suriye’deki azınlıkların haklarını yok sayan, Geçici Şam hükümetini ve cihadist çeteleri desteklemesi kabul edilebilir bir durum değildir. Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunduğunu iddia edenler Golan tepelerinin İsrail tarafından işgal edilmesini, toprak bütünlüğüne yönelik bir saldırı olarak görmemesi, meselenin Suriye’nin toprak bütünlüğü ile ilgili bir durum olmadığının açık göstergesidir. Bu yanlıştan bir an önce dönülmesi gerektiğini” vurguladıklarını belirtti.
Ateş, son olarak ise Rojava halkının yanında olduklarını söyleyerek, direniş mesajı verdi: “Bizler Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak, Rojava’da Kürt halkına yönelik saldırıları, zorla yerinden etme politikalarını ve halkların iradesini yok sayan bu savaş konseptini reddediyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun savaş ve çatışmanın karşısında tek gerçek çözümün onurlu bir barış olduğunu biliyor ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.”
“ROJAVA HALKI YALNIZ DEĞİLDİR”
Basın açıklamasında hazır bulunan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise Rojava halkının yalnız olmadığını belirterek, çete saldırılarının tüm halkalara yönelik olduğunu söyledi. Devamında ise uzun süredir var olan Suriye’de varlığını sürdüren tekçi, mezhepçi, cinsiyetçi, faşist aklın başta kadınlar olmak üzere insanların olduğu yerlere saldırılarını arttırdığını vurguladı. Orada bir katliam yapılmak istendiğini söyleyen Ayten Kordu, “Bizler Türkiye’de yaşayanlara Aleviler, Kürtler, demokratlar ve insanlıktan yana olan herkes bu insanlık suçuna karşı bir araya gelip sesini çıkarmalıdır. Bizler her yerde sesimizi yükselteceğiz. Eşit özgür yaşama yapılan bu saldırılara karşı her yerde mücadele etmeye demokratik özgür bir yaşamın inşa edilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Rojava halkı yalnız değildir ” diye konuştu.
PİRHA/DERSİM
Yoruma kapalı.