Alevi Haber Ajansi

Resmi Tarihin Sustukları: Bayrak’tan Arşiv Belgeleriyle Rojava Değerlendirmesi (1)- VİDEO

PİRHA- Araştırmacı yazar Mehmet Bayrak,resmi tarih anlatılarının görmezden geldiği demografik veriler, yerleşim politikaları ve sınır uygulamalarının kolektif hafızada derin kırılmalar yarattığını vurguladı.

Tarihsel gerçeklik, siyasal iktidarların inşa ettiği resmi anlatılardan ibaret değildir. Arşiv belgeleri, demografik kayıtlar ve dönemin tanıklıkları, çoğu zaman egemen tarih yazımının dışladığı, görünmez kıldığı olgulara işaret eder. Araştırmacı yazar Mehmet Bayrak’ın Osmanlı arşivlerine ve kayıtlarına dayandırdığı değerlendirmeler, Rojava ile Anadolu arasındaki ilişkilerin sürekliliğini ve sınır politikalarının tarihsel arka planını yeniden tartışmaya açıyor. Bu bağlamda tarihsel bir belge mahiyetindeki Kürtdağlıların Mutalebatı’na dikkat çekiyor. Bayrak’a göre , “Ankara’daki Kemalist yönetim 1921 ve 1922’de hem İngilizlerle hem de Fransızlarla gizlice anlaşarak Rojava Kürtlerini açıkça satıyor. 1922’de Fransızlarla yapılan gizli anlaşma o tarihte Kürtdağlılarının, onların önderlerinin kulağına da gidiyor. Bunun üzerine  Mutalebatı hazırlayıp 1922’de atlarına biniyor ve Ankara’ya kadar geliyorlar.  Kürtdağlılarının istekler muhtırasını Büyük Millet Meclisi’ndeki milletvekillerine dağıtıyorlar.”

Bayrak, resmi ideoloji, arşiv belgeleri ve Kürt meselesinin tarihsel arka planına ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

Bayrak, değerlendirmesine devlet aklı ve resmi ideoloji tartışmasıyla başladı:

“Her zaman söylediğim bir şey var. Araştırmacılıkta diyorum ki devlet aklı açık planda red ve inkarcı buna resmi ideoloji de diyebiliriz. Resmi ideoloji açık planda red ve inkarcı gizli planda itirafçı ve kabulcu.”

Bayrak, Türkiye’de resmi ideolojinin kuruluş sürecine ve tarih yazımına dair eleştirilerini şöyle sürdürdü:

“Bizim ülkemizde de Türkiye’de de resmi ideolojiyi kotaran şahsiyetler başta olmak üzere açık planda tamamen düzmece bir tarih ve düzmece bir ideolojiyi oluşturmuşlar, kuramsallaştırmışlar ve Türkiye’de önemli görevlerin başına getirilmiş bu şahsiyetler. Bunlar aynı zamanda gizli raporlar da hazırlayan, gizli çalışmalar da yapan devlet adına şahsiyetler. Gizli planda her zaman itirafçı ve kabulcu olmuşlar. Açık planda bu gerçeklikleri red ve inkar etmişler.”

“KÜRT DAĞLILARIN MUTALEBATI” BELGESİ

Bayrak, Rojava’yı yakından ilgilendirdiğini belirttiği tarihsel bir belgeye dikkat çekerek “Öncelikle buna ilişkin bir iki çarpıcı örnek vermek istiyorum. Rojava konusunu son derece yakından ilgilendiren, son derece önemli bir belge var elimizde. 55 yıllık yazarlık hayatımda ortaya çıkardığım çok sayıda önemli bilgi ve belgelerden bir tanesi 2004 yılında gazetede tefrika edilen ve daha sonra Kürdoloji belgelerinin 2. cildinde yine aynı yıl içinde yer verdiğim bir konu. Kürt dağlıların mutabakatı” hatırlatmasında bulundu.

Bayrak, belgenin tarihsel bağlamını şu sözlerle anlattı:

“Konu Ankara’daki hükümetin ahde vefa etmeyerek, sözünde durmayarak Fransızlarla gizli anlaştığını haber alıp kendi yerlerinden, yurtlarından atlarıyla, arabalarıyla çıkıp Ankara’ya gelerek Ankara’da Hakimiyet-i Milliye Matbaası’nda bir memorandum tarzında muhalefat hazırlayıp broşür halinde bütün milletvekillerine dağıttıkları bir süreçten söz ediyorum.”

ANKARA’YA GELEN KÜRT HEYETİ

Bayrak sürecin 1922 başlarında yaşandığını belirterek,  “Yani Rojava Kürtleri 1922 başlarında Ankara hükümetinin daha önce yani 1921’de Fransa’yla gizli anlaşarak adeta kendilerini şehir şehir, kaza kaza, köy köy, belde belde ortadan ikiye böldüğünü haber alıp bunu protesto etmek ve Ankara hükümetiyle hesaplaşmak amacıyla, heyet halinde atlarıyla, arabalarıyla Ankara’ya geliyor.Sonraki adı Ulus olan Hakimiyet-i Milliye Gazetesi matbaasında bu broşürü basıyorlar ve bütün milletvekillerine dağıtıyorlar.  Türkiye’de sadece iki yerde vardı bu broşür. Ben İstanbul Atatürk Kitaplığı’ndan kopyasını alarak çevirdim. 1922 tarihli bunun Osmanlıcadan çevirim yazısını yaptım.  Kürdoloji belgelerinin 2. cildinde de yayınladım” diye belirtti.

GİZLİ CELSE TARTIŞMASI

Bayrak, TBMM kayıtlarına ilişkin iddiaları da gündeme getirdi:

“Ankara hükümeti bunu kesinlikle redde inkar ediyor” diyen Bayrak, ” Böyle bir şeyin olmadığını, Fransa’yla ya da İngiltere ile gizlice anlaşma yapılmadığını iddia ederek, Kürdistan’a muhtariyet verilmesi konusunda bir kanun tasarısı hazırladıklarını ve gizli celsede görüştüklerini beyan ederek 10 Şubat tarihi de var.Daha sonra da 10 Temmuz 1922’de bunun kanunlaştığını açıklıyorlar.Fakat gel gör ki meclisteki gizli celse zabıtlarını yayımlayan Türkiye Büyük Millet Meclisi kitap olarak ciltler dolusu kitap olarak bunu yayımlıyor” dedi.

Ancak yayımlanan zabıtlardaki eksikliklere dikkat çekti:

“Bakıyoruz 10 Şubat ve 10 Temmuz boş bırakılmış. Yayımlanmamış. 9 Şubat, 11 Şubat var. 9 Temmuz, 11 Temmuz var. Fakat 10 Şubat var ve 10 Temmuz yok.”

ROBERT OLSON VE ARŞİV BELGELERİ

Bayrak, Amerikalı Kürdolog Robert Olson’un çalışmalarına atıfta bulunarak “Profesör Robert Olson gerek Amerikan arşivini, gerek Büyük Britanya arşivini taradığı için yakın döneme kadar bizim bilmediğimiz birçok bilgi ve belgeyi ilk defa bilince çıkardı.” ifadelerini kullandı.

SİVAS KONGRESİ VE TARİH ANLATILARI

Bayrak, Sivas Kongresi sürecine ilişkin değerlendirmesinde dönemin yeterince bilinmediğini savundu. Nuri Dersimi’nin hatıratına atıfta bulunan Bayrak, Mustafa Kemal’in çağrısıyla Alevi Kürtlerle kurulan ilişkilere değindi:

“Nuri Dersimi’nin hatıratı son derece önemli ayrıntılar içerir. Mustafa Kemal’in çağrısı üzerine Hacı Bektaş Postnişini Cemalettin Çelebi ile birlikte Alevi Kürtleri Kuva-i Milliye’ye katmak için yürütülen temasları ayrıntılarıyla anlatır.”

Bayrak, kongre fotoğraflarındaki bir isme de dikkat çekti:

“Mustafa Kemal’in hemen sağında oturan kişi Ağuçan mürşidi Seyyid Aziz’dir. Fakat Türk basınında bu bilgi çoğunlukla farklı biçimde yansıtılır. Bu ya İslam müftüsü ya İslam hocası diye yansıtılır.Bundan dolayı her zaman bu resmi tarih kuramına, resmi tarihe kuşkuyla bakmak gerekir. İrdeleyici bir gözle, sorgulayıcı bir gözle bakmak gerekir. Mustafa Kemal o zaman belli sıkıntılar dolayısıyla herkesin kendi silahlarıyla gelmesini, aynı zamanda da bu aşiret mensuplarının alayda yer alacak olan kişilerin kendi milli gizlileriyle gelip katılmalarını önerir. Nitekim dedemin de kendi milli giysileriyle ve kendi silahıyla olan resmi var, bu alaya katılırken.“

Bayrak, konuya kaynak gösterdiği bir çalışma üzerinden dikkat çekti:

“Elimde yine devlet yanlısı, devlete yakın ama yine de objektif davranan Cemil Türkay’ın başbakanlık arşiv belgelerinden yola çıkarak Osmanlı İmparatorluğu’nda oymak, aşiret ve cemaatler kitabı var.Yüzlerce Kürt Aşiret Federasyonu, Kürt Aşireti, cemaatleri, oymakları yer alıyor.Buradan görüyoruz ki, Rojava, Kuzeydoğu Suriye’de yer alan, konuşlanan Rojava her zaman Kürdistan’la iç içe olmuş. Çok eski çağlardan beri bu böyle.”

OSMANLI DÖNEMİ YERLEŞİM POLİTİKALARI

Bayrak, Osmanlı yönetimi dönemine ilişkin değerlendirmesinde ise şu ifadeleri kullandı:

“Özellikle Osmanlı yönetiminde iken, Osmanlı’ya bağlı iken Osmanlı yönetimi kimi zaman Orta Anadolu’da, İç Toroslarda ya da Toroslarda yer alan çeşitli göçebe ya da aşiretleri, cemaatleri, oymakları da o bölgeye yerleştirmiş zaman zaman.Ve aşiretler bazında da o bölge ile Rojava’yla özellikle başta işte Rojava bölgesi olmak üzere Anadolu aşiretleri, cemaatleri, oymakları arasında da yakın bir diyalog, bir ilişki var.”

Bayrak, Lozan öncesi idari yapıya da değinerek, “Semsur dediğimiz Adıyaman bölgesi, Maraş, Antep, Urfa, Hatay bölgesi Halep’e bağlıydı.Yani bizim de içinden geldiğimiz, benim kendi payıma benim de içinden geldiğim bir bölge olan İç Toroslar bölgesindeki belli başlı vilayetler ki çok inançlı, çok kültürlü bir bölgedir o bölge” diye belirtti.

DEMOGRAFİK YAPI VURGUSU

Bayrak, Osmanlı dönemde Maraş’a ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Osmanlı döneminde Maraş bölgesi nüfusunun %40’ı gayrimüslim yani Hristiyan unsurlardan başta Ermeniler olmak üzere Hristiyan unsurlardan oluşuyor idi. Bu dört önemli vilayet Halep’e bağlıydı.Bu bakımdan ülkedeki aşiretlerin gerek ticari ilişkileri, gerek kültürel faaliyetleri genellikle Rojava’yla bağlantılıydı. Rojava’yla ilişkiliydi. Ticari bağlamda da bu böyleydi.”

Bayrak, dönemin ekonomik ilişkilerini ise şöyle anlattı:

“Nitekim, canlı hayvan ticareti konusunda olsun ya da işte kumaşçılık konusunda, muhtelif giyim kuşam konularında bölgedeki insanlar şelekçilik (sırt kaçakçılığı) yöntemiyle o bölgeden alışveriş yapar getirirlerdi. Ya da canlı hayvanlarını sürüler halinde bölgeye götürür bölgede pazarlarlardı.Yani eşimin dedesi de dahil çok sayıda o dönemde bu işin ticaretini yapan şahıslar vardı. Bizim bizzat tanıdığımız.”

Bayrak, çocukluk anıları üzerinden sınır politikalarına dikkat çekerek, Demokrat Parti döneminde bölgenin mayınlandığını ve  çok sayıda mayınlara basıp patlama sonucu hayatını kaybeden insan olduğunu söyledi.

Bayrak son olarak, “Gerçekten meclisin 10 Şubat’taki kanun tasarısıyla ve 10 Temmuz’daki kanunla Kürdistan’a muhtariyet verilmesine ilişkin kanunu mutlaka gün yüzüne çıkarması gerekir.Ama tarihle buluşmak, tarihle hesaplaşmak ve tarihle barışmak için bizim bu gerçeklikleri bilmemiz gerekiyor. Bu gerçeklikleri bilmeden de bugünü de doğru anlayamayız”  dedi.

Elif SONZAMANCI PİRHA-BONN

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.