Alevi Haber Ajansi

‘Ramazan Ayı Etkinlikleri’ne çok sayıda kurumdan tepki!-VİDEO

PİRHA – “Laik ve Bilimsel Eğitime Sahip Çıkıyoruz!” mesajıyla Ankara’da bir araya gelen çok sayıda sivil toplum örgütü, MEB’in ‘Ramazan Ayı Etkinlikleri’ uygulamasını protesto etti. Uygulamanın tehlikelerine dikkat çekilirken, yapılan açıklamada “Laikliği yok sayarak, okulları dini alanlara çevirmenize sessiz kalmayacağız” denildi.

Video eklenecek.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) “Laik ve Bilimsel Eğitime Sahip Çıkıyoruz!” şiarıyla Ankara’da basın açıklaması yaptı. Açıklamaya çok sayıda Alevi kurumu da destek verdi.

Ortak basın metnini Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu. Irmak, eğitim sistemiyle birlikte pek çok alanın, siyasi iktidarın baskıcı anlayışıyla şekillendirilmeye çalışıldığını söyledi.

“Siyasi iktidarın, eğitim sistemine yönelik saldırıları artık gizli bir ajanda olmaktan çıkmış, açık bir meydan okumaya dönüşmüştür” diyen Irmak, eğitim alanının dini referanslarla kuşatılmak istendiğini belirtti.

“AÇIK BİR FİŞLEME BELGESİDİR”

Kemal Irmak, konuşmasının devamında Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 12 Şubat’ta yayımlanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu talimata dikkat çekti. Söz konusu uygulamanın anayasal laiklik ilkesi ve eğitimin bilimsel niteliğine aykırı olduğunun altını çizen Irmak, şöyle devam etti:

“Bütün eğitim kademelerini kapsayan bu yasa dışı talimat, okulları ‘tek din tek mezhep’ anlayışının doğrudan uygulama alanı haline getirmeyi amaçlamaktadır. Siyasi iktidarın geçmişten bugüne sık sık başvurduğu insanları inanç üzerinden ayrıştırma ve kutuplaştırma politikalarının sonuncusu ve en tehlikelisi doğrudan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin aracılığıyla hayata geçirilmek istenmektedir. Anayasanın ikinci maddesinde açıkça Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti’ yazdığını hatırlatmak isteriz. Eğitim kurumlarında tek bir dinin ibadetlerini merkeze alan etkinlikler planlamak, öğrencileri bu etkinliklere katılmaya zorlamak suçtur. Örneğin MEB’in okullara gönderdiği talimatın uygulanması halinde okullarda öğrenciler oruç tutanlar ve tutmayanlar olarak ayrıştırılacak, oruç tutmayan öğrenciler dışlanacak ya da ötekileştirilecektir. Nitekim MEB tarafından okullara gönderilen ve haftalık olarak doldurulması istenen ‘Ramazan Etkinlikleri İzleme Değerlendirme Formu’ açık bir fişleme belgesidir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihli talimatı, sadece bir idari karar değil; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesine karşı işlenmiş ağır bir suçtur. Bu yasa dışı talimatın altına imza atan her bürokrat ve buna destek veren her yapı, Anayasayı kasten çiğneme suçu işlemektedir. Okullar, farklı inanç gruplarından ve inancı olmayan öğrencilerin bir arada eğitim aldığı kamusal alanlardır. Bireyler arasında dini inanç üzerinden ayrımcılık yapılmasına karşı çıkanları “’din düşmanı’, ‘İslam düşmanı’ ilan etmek isteyenlerin asıl amaçları bellidir.”

“DİN İSTİSMARI YAPILMAKTA”

Kemal Irmak, genelgedeki kararların hiçbir uzman, akademisyen, pedagog, sendikalar ve velilere danışılmadan alındığını da belirtti. Eğitim alanındaki tüm kararların, hükümetin parti ve sermaye politikaları doğrultusunda alındığını söyleyen Irmak, şu uyarıda bulundu:

“İktidarın eğitim başta olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarında uyguladığı baskı, şiddet ve dayatmacı uygulamalar, laik-bilimsel eğitim başta olmak üzere, eşit, özgür ve demokratik yaşama karşı açık bir meydan okumanın yaşandığını göstermektedir. Buradan açık bir şekilde herkesi uyarıyoruz. Eğitim kurumlarını ve çocukları siyasal olarak istismar ederek, toplumu bir kez daha ‘tek din, tek mezhep’ anlayışı üzerinden ayrıştırıp kutuplaştırmak isteyenler çok tehlikeli bir oyun oynamaktadırlar. Bu oyun, kazananın olmayacağı, okullarda ve toplumda telafisi mümkün olmayan hasarlar bırakmayı hedefleyen siyasal hedefleri olan bir oyundur. Bizimde bugün burada 18 (gerçek anlamda yüzün üzerindeki) demokratik kitle örgütleri ile bu basın açıklamasını yapmaktaki amacımız, ramazan ayında orucunu tutan Müslüman yurttaşların hassasiyetlerini hiçbir suretle görmezden gelmek ve kaşımak değildir. Halkımız, ramazan ayının da birleştirici, bütünleştirici değerini elbette bilir; bu değeri aile içinde ve sokakta kuşaklara ‘yaşayarak’ anlatır, aktarır. Tam tersine hükümet, yandaş basın ve Yusuf Tekin tarafından inançlar üzerinden kutuplaştırma, ayrıştırma yapılmaktadır. Daha kötüsü din istismarı yapılmakta. Sorun, Millî Eğitim Bakanlığı ve onun en tepe koltuğunda oturan Yusuf Tekin’in toplumu ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı ve parti politikalarına dönük çıkar odaklı ‘siyasi’ tutumudur.”

“TEPKİSİZ KALMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL”

Kemal Irmak, ayrıştırıcı uygulamalara derhal son verilmesi gerektiğini belirterek konuşmasına şu cümlelerle son verdi:

“Siyasi amaçlarla açıkça kin ve düşmanlık tohumu ekenler amaçlarına asla ulaşamayacaklardır. Yıllardır uygulanan eğitim politikalarıyla çocukları hem inanç sömürüsü hem de emek sömürüsü üzerinden istismar edenlere karşı sessiz ve tepkisiz kalmamız mümkün değildir. Toplumda açıkça kin ve düşmanlık yaratmaya yönelik her türlü politika ve uygulamaya karşı tüm emek ve demokrasi güçleriyle birlikte güçlü bir barikat oluşturacağımıza ve bunun için bütün gücümüzle mücadele edeceğimizden kimse kuşku duymasın.Sizin din ve inançlar üzerinden toplumu ayrıştırma, kutuplaştırma ve oy devşirme oyunlarınıza da asla gelmeyeceğiz.

Laik ve Bilimsel Eğitimi savunmaya devam edeceğiz.”

PİRHA/ANKARA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.