Alevi Haber Ajansi

Özakça ve Gülmen açlık grevinde 175. gününde: Anne Özakça’dan Adalet Kurultayı’na mektup

PİRHA-Eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi 175. gününde. Sağlık durumları kritik olan iki eğitimcinin ilk duruşması 14 Eylül’de. Adalet Kurultayı’na bir mektup gönderen Semih Özakça’nın annesi Sultan Özakça ise, “Anneye oğlunun adını yasakladılar. Haksız yere yaşattığınız işkence bitsin” dedi.

KHK ile ihraç edildikten sonra Ankara’daki Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde “İşimi geri istiyorum” eylemini sürdürdükleri sırada tutuklanan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın açlık grevi eylemi 175. gününde.

Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumları gün geçtikçe kötüye gidiyor. Ancak hükümet hala iki eğitimcinin işine iade edilmesi için bir adım atmadı. Akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça, 14 Eylül’de ilk duruşmaları görülecek.

ANNE ÖZAKÇA ADALET KURULTAYI’NA MEKTUP GÖNDERDİ

Öte yandan cezaevinde Nuriye Gülmen’le birlikte açlık grevini sürdüren Semih Özakça’nın annesi Sultan Özakça, Adalet Kurultayı’na mektup göndererek, Nuriye ve Semih’in sesini “dünyanın duyduğunu, bir tek AKP’nin duymadığını” belirtti. Sultan Özakça, “AKP iktidarı direnen çocuklarımızın arasından direnişci bir anne yaratmıştır. Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı gelen bir anne olarak iki defa gözaltına alındım. Bir anneye oğlunun adını yasakladılar” dedi.

ANNE ÖZAKÇA: ZORLA MÜDAHALE SAKAT KALMAK VE ÖLÜM DEMEK

Özakça’nın mektubu özetle şöyle:

“Ben yaz dönemlerinde tarlada çalışıyordum. Oğlumun ihtiyaçlarını karşılamak için toprağı tırnaklarımla kazdım. Kış dönemlerinde sitenin merdivenlerini yıkadım. Temizlik işlerine gittim. Bizim çok paramız olmadı, ancak karnımızı doyuruyorduk. Oğlum Semih 12 yaşlarına geldiğinde zengin aile çocukları denizin maviliğinde yüzerken, benimle beraber yeşil pancarların içinde ot yoluyor, yazın kavurucu sıcaklığında çim kurutuyorduk. Okul masraflarını karşılamak için alın teriyle tarlada çalıştı. Meslek sahibi oldu, yuvasını kurdu, kendi ayakları üzerinde duruyor derken 15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL ve çıkarılan KHK’ler ile önce oğlum Semih, ardından gelinim Esra görevlerinden ihraç oldu. Mardin Mazıdağı’nda bir tek Semih ile gelinimin suçu ne olabilirdi. Eğitim-Sen üyesi olması mı? Bu adaletsiz ülkede kamu emekçisiysen AKP’ye biat etmiyorsan en büyük suçlu sen oluyorsun. 120 gün direndiler, işkence gördüler, gözaltına alındılar.

Açlığın altmışıncı günlerinde Türkiye ve dünya seslerini duydu, AKP duymamazlıktan geldi. Direniş büyüdükçe büyüdü, adalet arayanlar milyonlara ulaştı. Bu durumdan hükümet korktu. Direnişi dağıtmak için Nuriye ve Semih’i açlık grevinin 75. günü gece yarısı eve baskın yaparak işkenceyle gözaltına aldılar. Çok öfkelendim. Kendimi İnsan Hakları Anıtı önünde buldum. Oğlumun yerine oturdum. AKP iktidarı direnen çocuklarımızın arasından direnişci bir anne yaratmıştır. Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı gelen bir anne olarak iki defa gözaltına alındım. Bir anneye oğlunun adını yasakladılar. Eğer birazcık vicdanları kaldı ise yetkililere sesleniyorum. Haksız yere yaşattığınız işkence bitsin. Oğlum Semih ve Nuriye işlerine geri alınsınlar. Zorla müdahale, sakat kalmak demek, ölüm demek, buna izin vermeyelim.” (HABER MERKEZİ)

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak