PİRHA –Osmaniye’nin merkeze bağlı Çonak ve Karataş köylerinde Orman İşletme Şefliği tarafından başlatılan yıkım faaliyetleri köylüleri isyan ettirdi. 300 yıllık yerleşim yerlerinden sökülmek istenen yurttaşlar, orman memurlarının usulsüz hareket ettiğini belirterek “Gücü yetene kanun işlemiyor, garibanın evi başına yıkılıyor” dedi.
Osmaniye merkez Çonak ve Karataş köylerinde Orman İşletme Şefliği ekipleri tarafından gerçekleştirilen yıkım çalışmaları, evleri veya yapıları orman arazisi içinde kaldığı gerekçesiyle yıkılan bölge sakinlerinin tepkisine yol açtı.
Yıkımların hukuki teamüllere aykırı olduğunu belirten yayla sakini İbrahim Tıraş, Orman Kanunu’nun 17/2 maddesinin suistimal edildiğini vurguladı. Tıraş, yaşanan zulmü şu sözlerle anlattı:
“Buradaki insanların hiçbiri bağ bahçe yapmıyor, ticari amaçlı faaliyet göstermiyorlar. Burası 300 yıldan fazladır yerleşim yeri, çocukluğumuz bu topraklarda geçti. Şimdi terk etmemizi istiyorlar. 2023 sonrası yapılan evlerin yıkılacağı söyleniyor ama yıkılan evler 2018-2019 yapımı. Orman İşletme Şefliği ‘tutanak tuttuğumuz tarihi biliriz’ diyor. Peki, evin yapıldığı tarihten tutanak tarihine kadar geçen zaman dilimi nerede? Bu orman memurlarının zafiyetidir. Kanun sadece gariban köylüye mi geçer? Niye daha güçlü insanlara geçerli değil? Bizimkiler lüks villa değil, barakadan hallice evler.”
“MEMURLAR, TOPRAKLARIMIZI PARSEL PARSEL SATANLARLA BİRLİKTE”
Yayla sakini bir kadın, bölgedeki yolsuzluk iddialarına dikkat çekerek, orman memurlarının seçici davrandığını iddia etti:
“Orman memuru arkadaşlar burada tarlaları parsel parsel satanlarla çay içip kâr gütmeyi amaçlıyorlardı. 6 yıldır var olan evimi önünden geçerken görmüyorsa, başka yerlere sattığı malların hesabını tuttuğu içindir. Önce 190 kişiyle başlayan yıkım listesi Pazartesi 32’ye, öğlen 10’a düşüyor. Neye göre düşüyor? Bizim de mi dayımızın olması lazımdı? Önce yıkacaklar sonra başkalarına satacaklar.”
“ÇOCUKLARIMIN ANILARI YOK OLDU”
Evi boşaltmalarına dahi izin verilmeden yıkım yapıldığını söyleyen Fatih Kıraç, devlet yetkililerinin seslerini duymadığını ifade etti:
“Hiç kimse bize ‘yapmayın’ demedi. Mahkemeden ceza yedik ve evi boşaltmamıza bile müsaade etmeden yıktılar. Liste son anda 12’ye düştü, çok şeyler döndü. 20 yıllık emeğimiz gitti. Her yerde yangın çıkarken burada yaylacılar koruduğu için yangın çıkmadı. Evlerimizi yıktıkları gibi bizi de yıktılar, çocuklarımın anıları yok oldu.”
“BEN 5. KUŞAĞIM, MEZARLARIMIZ BİLE BURADA”
Yıkım listesine isimlerinin sonradan eklendiğini belirten Huriye Boz, kendilerine hiçbir tebligat yapılmadığını söyledi:
“Evlerimiz yıkılmayacak dediler ama görüyorsunuz yıkıldı. Keşif yapılmadı, ölçüm yapılmadı. 2018 yapımı evimize ‘2023 sonrası’ dediler. Ben burada 5. kuşağım, nenelerimin mezarı burada. Bize buraya yeni gelinmiş gibi davranıyorlar. Orman İşletme bizi kaale almıyor, üstümüze yürüyorlar. Ben devlet büyüklerine seslendim ama duymadılar, artık ilahi adalete güveniyorum.”
“OY ZAMANI KAPIMIZA GELİYORLAR”
Yıkım sırasında eşyaların dışarı atıldığını ve mühürlü eve girilmediği halde saygı duyulmadığını belirten bir başka kadın yaylacı ise şunları dile getirdi:
“Serinlemek için geliyoruz, ormanı koruyoruz. Yasaksa neden zamanında çivi çaktırmazlık yapmadılar, bakıp geçtiler? İşlerine geldiği gibi davrandılar. Haberimiz olmadan mühürlemişler, biz saygı duyup girmedik; şimdi gelip eşyalarımızı dışarı attılar, evlerimizi haşat ettiler. Oy zamanı herkes kapımıza geliyor, başka bir şey oldu mu vatandaşın yanında yoklar. Kiralama istiyoruz.”
“İMAR BARIŞIYLA BİZİ SOYDULAR”
Ulviye Yanbak, İmar Barışı adı altında toplanan paralara ve topraklarından edilmelerine tepki göstererek şöyle konuştu:
“12 senelik evimi yıktılar. Atamızın yeri yurdu. ‘Osmanlı tapusu geçmiyor’ diyorlar. Bu bayrağın altında gölgelenmemiz yasaksa yer göstersinler iltica edelim. Şeker hastasıyız, 50 derece sıcakta 3 ay serinlemek istedik. İmar Barışı dediler, bizi soydular; parayı bankaya yatırdık. Evimin çevresinde bir tane çam fidanı yok, dedelerimin ektiği dümdüz tarla.”
“DİLEKÇELERİMİZ KAYBOLUYOR, SİSTEM BOZUK DENİLİYOR”
Son olarak söz alan bir kadın yurttaş ise 10 yıldır kiralama talep ettiklerini ancak başvurularının yok sayıldığını belirtti:
“10 yıldır kiralama istiyoruz ama dilekçemizi ne yaptılarsa yok. ‘Nasıl yaptıralım?’ diye danıştığımızda ‘istediğiniz gibi yaptırın’ dediler. Şimdi yıkıyorlar. Gidiyoruz ‘sistem bozuk’ diyorlar, dilekçemizi de bize vermiyorlar.”
Yıkım sonrası Haraz Yaylası’nda enkaz yığınları kalırken, köylüler hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini ve yerlerinden edilmeyi kabul etmediklerini ifade etti.
Cevahir FINDIK PİRHA/OSMANİYE
Yoruma kapalı.