PİRHA- İmralı hapishanesinde bulunan Abdullah Öcalan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun yayımladığı ortak rapora ilişkin yazılı bir değerlendirme yaptı. 19 Şubat 2026 tarihli açıklamada, raporun siyasal ve tarihsel önemine dikkat çekildi.
Öcalan, raporun Cumhurbaşkanı’nın ortaya koyduğu irade ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısına verdiği yanıtla İmralı’da başlayan diyalog sürecinin bir sonucu olduğunu belirtti. İlgili tarafların bu gerçekliği kabul ederek rapor doğrultusunda yasal ve kurumsal adımları başlatmasının, silahın gündemden tamamen çıkmasını garanti edeceğini ifade etti. Sürece katkı sunan siyasi partilere, emek verenlere ve barış süreci için çalışırken yaşamını yitiren Sırrı Süreyya Önder’e teşekkür etti.
“TARİHSEL ÖNEMİ İDRAK EDİLMELİ”
İmralı’da yürütülen diyalog sürecini “ciddi bir mücadele” olarak nitelendiren Öcalan, Komisyon üyelerinin oy hesabı yapmadan süreci parlamentonun çözümüne sunduğunu kaydetti. Ortaya çıkan raporun, geçmiş Meclis komisyon raporlarıyla kıyaslanmaması gerektiğini belirterek, bunun onlarca yılı kapsayan demokrasi ve özgürlük mücadelesinin bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Raporun, yeni bir demokratik sürece kapı aralayan önemli bir adım olduğunu vurgulayan Öcalan, siyasal çevreleri daha gerçekçi politikalar üretmeye zorlayacağını söyledi. Rapora karşı çıkan çevrelerin dar siyasal bakış açılarında ısrar etmesinin özellikle sosyalist kesimler açısından zorluk yaratacağını belirterek, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin gerektirdiği sorumlulukla hareket edilmesi gerektiğini dile getirdi.
Öcalan, raporla tüm sorunların çözüldüğü yanılgısına düşülmemesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin demokratikleşmesinin ve demokratik iklimin yaygınlaşmasının tek bir raporla mümkün olmadığını ifade eden Öcalan, bunun önemli bir başlangıç olduğunu kaydetti. Sonuç alınmasının, raporun pratikte hayata geçirilmesine ve mücadelenin sürdürülmesine bağlı olduğunu vurguladı.
Diyalog sürecinin çeşitli çevreler tarafından sabote edilmeye çalışılabileceğini belirten Öcalan, buna karşı doğru yaklaşımla hareket edilmesi gerektiğini ifade etti. Raporun, Cumhuriyetin demokratikleştirilmesine dair bir kavram seti ve yol haritası sunduğunu söyledi.
“SİLAH DEĞİL SİYASET BELİRLEYİCİ OLMALI”
Öcalan, demokratik inşanın silah ve çatışma yerine diyalog ve karşılıklı anlayışla gerçekleşeceğini belirtti. Hukuki güvence sağlandığı sürece hiçbir kesimin şiddete yönelmeyeceğini savundu. Ülke gündemini silahın değil siyasetin belirleyeceği bir dönemin başlayacağını ifade eden Öcalan, hukuki güvencenin önemine dikkat çekti ancak süreci başarıya götürecek olanın demokratik siyaset çalışmaları olduğunu vurguladı.
KÜRT-TÜRK KARDEŞLİĞİ VURGUSU
Raporun Kürt-Türk kardeşliği ve kaderdaşlığına yaptığı vurguya dikkat çeken Öcalan, bunun resmi bir raporda yer almasını önemli bir adım olarak değerlendirdi. Geçmiş yüzyılda yaşanan acılara atıfta bulunarak, bundan sonraki sürecin hukuki düzenlemelerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Demokratik mücadele ve bilinç olmadan yapılacak anayasal düzenlemelerin anlam ifade etmeyeceğini belirten Öcalan, siyasetin silaha kıyasla daha sonuç alıcı olduğunu söyledi. Sürecin başarıya ulaşmasının daha fazla emek ve sorumluluk gerektirdiğini kaydetti.
Açıklamasının sonunda, bunun bir sonuç değil bir “kapı aralama” olduğunu yineleyen Öcalan, raporun bir imkân sunduğunu ve sonuna kadar değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.