Alevi Haber Ajansi

Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenleri: Basın özgürlüğü suçsa…

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışan Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenleri bugün hakim karşısına çıktı. Nöbetçi Yayın Yönetmenleri basın ve ifade özgürlüğünü savundu. Savunma yapan Murat Uyurkulak, ‘İfade ve basın özgürlüğü suçsa ömrümün geri kalanında bu suçu işlemeye devam edeceğim’ dedi

Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla “Nöbetçi Yayın Yönetmenliği” yapan gazeteci, aydın, insan hakları savunucusu, sanatçı ve siyasetçilere yönelik açılan davalara, Çağlayan’da bulunan İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Gazetenin tutuklu Yayın Danışma Kurulu üyesi Dil Bilimci Necmiye Alpay ve Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya’nın duruşmasının ardından gazeteci Yıldırım Türker ile İnan Kızılkaya’nın yargılandığı davaya geçildi. Türker ve Kızılkaya duruşmada hazır bulundu.

‘AİHM bağlayıcı olmalı’

İlk olarak savunma yapan Yıldırım Türker, “Bu bir dayanışma eğilimidir. Basın özgürlüğü ve fikir özgürlüğü eğilimidir. Simgesel bir eylemdi. Henüz Şangay 5’lisine katılmadık, AİHM kararları bağlayıcı olmalı” dedi. Savunmalar ardından iddia makamı dosyaların birleştirilmesi yönünde mütalaa verdi.

‘Kürt gazeteciler özgür olmadan…’

Kızılkaya ve Yıldırım’ın yargılandığı dava ardından aynı mahkemede Kızılkaya ile gazeteci Hasan Cemal’in yargılandığı davanın duruşması başladı. Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada Kızılkaya yaptığı savunmasında, yayınladıkları haberlerin tümünün gerçeği yansıttığını ifade etti. Kızılkaya’nın ardından gazeteci Hasan Cemal savunma yaptı. Cemal, “Özgür Gündem gazetesi bir dayanışma örneğiydi. Kürt meslektaşlarım geçmişte olduğu gibi bugün de büyük acı ve sıkıntılar çekiyor. Kürt gazeteciler özgür olmadan, Türk gazeteciler özgür olamaz. Kürt sorunu çözülmeden Türkiye’ye gerçek barış ve demokrasi gelmez. Kürt sorunuyla ilgili 4 kitap sayısız makale yazdım, böyle suçlamayla karşılaşmadım. 47 yıldır gazetecilik yapıyorum. Kandil’e de gittim haber yaptım, Genelkurmay’a da gittim haber yaptım. Şu ana kadar yargılanmadım. Ama bugün düşünüyorum yargı mı değişti, yoksa ben mi değiştim” diye konuştu.

Savunma yapan Av. Fikret İlkiz de, “Basın özgürlüğü tüm özgürlüklerin omurgasıdır. İddianın somutlaşmış hali kesinlikle yoktur” dedi.

Kural ve Bakır yargılandı

Verilen aranın ardından İnan Kızılkaya ile birlikte bu defa sanatçı Jülide Kural ve yönetmen İlham Bakır aynı mahkemede hakim karşısına çıktı. Kimlik tespiti ile başlayan duruşmayı çok sayıda gazeteci, aydın, sanatçı, yazarın yanı sıra oyuncu Kadir İnanır da izledi. Bakır’ın dava kapsamında ifadesinin talimat ile Amed’te alındığı belirtildi. Duruşmada ilk olarak Kızılkaya savunma yaptı. Suçlamalara dair Kızılkaya, önceki duruşmalarda verdiği beyanlarının bu dava için de geçerli olduğunu söyledi.

‘Sorunlara duyarsız kalamazdım’

Jülide Kural ise yazılı olarak heyete sunduğu savunmasında, “Demokratik bir ülke olmanın en temel göstergesi kuşkusuz ifade ve basın özgürlüğüdür. Bu gerçekten hareketle bir yurttaş olarak farklı haber alma kanallarının gerekliliğine olan inancım; her bireyin haber alma hakkına olan saygım; baskı yıldırma yöntemlerine karşı doğal bir refleks olarak özgürlükten yana olan duruşum, o dönemde yoğun bir baskı altında olan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma gerekliliğini, demokrasiye inanan her birey gibi benim için de kaçınılmaz kılmıştır. O nedenle bir günlük sembolik günlük genel yayın yönetmenliği görevini üstlendim” dedi. Kural sanatçı olduğunu dile getirerek, “Sanatın tam da hayatın içinden filizlendiğine inanan biri olarak yaşadığım sorunlara duyarsız kalmam mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Avukatlar Sercan Korkmaz ve Özcan Kılıç, gazetecilerin duruşmadan vareste tutulmasını isterdi.

‘Bu suçu işlemeye devam edeceğim’

Kural, Bakır ve Kızılkaya’nın yargılandığı dava duruşmasının ardından bu defa Kızılkaya ile birlikte yazar-gazeteci Murat Uyurkulak aynı mahkemede hakim karşısına çıktı. Duruşma başlamadan askerlerin Kızılkaya’yı kelepçeleyip cezaevine götürmek için duruşma salonundan çıkarmasına mahkeme başkanı tepki gösterdi. Kimlik tespitinin ardından Kızılkaya ve Uyurkulak savunma yaptı. Kızılkaya önceki duruşmadaki beyanlarını tekrar etti. Uyurkulak ise savunmasında, 20 yıllık gazeteci olduğunu kaydederek, Gazze ve birçok yerde haber takibi yaptığını ifade etti. Sur’dan gelen fotoğrafların da bu bölgelerde çektikleri fotoğraflar arasında bir fark olmadığını dile getiren Uyurkulak, “İfade ve basın özgürlüğü suçsa ömrümün geri kalanında bu suçu işlemeye devam edeceğim” dedi. Ardından avukatlar savunma yaptı.

‘Vicdani ve ahlaki olarak görüyorum’

Hemen ardından ise gazeteci Faruk Balıkçı, İnan Kızılkaya ile hakim karşısına çıktı. Kızılkaya, suçlamalar karşısında beyanlarını tekrar etti. Balıkçı ise savunmasında, “25 yıldır bölgede gazetecilik yapıyorum. Bunu vicdani ve ahlaki olarak görüyorum. Bunu yaparken düşünce ve ifade özgürlüğüne dikkat çektim. 90’lı yıllarda da gazetecilik yaptım bölgede. O zaman da baskılar vardı gazeteciler üzerinde ama bu kadar dava açılmıyordu” diye konuştu. Balıkçı, editöryal bağımsızlığa inandığını söyledi.

Bugün aynı mahkemede duruşmaları bulunan gazeteci Kumru Başer ise, yurt dışında olduğundan duruşmaya katılamadı. Gazeteci Said Sefa da duruşmaya katılmadı.

Art arda görülen Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenleri’nin duruşmaları 14 Şubat 2017 tarihine ertelendi.

Gazeteciler Hüseyin Güçlü, Emrullah Kurcan ve Özgür Gündem’in Yazı İşleri Müdürü Reyhan Çapan’ın yargılandığı dava da İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

ozgurlukcudemokrasi

Bunları da beğenebilirsin
1 yorum
  1. Murat Aygen diyor

    1980 öncesi teröristleri, topluma, Kalaşnikof veya Sten makineli-tüfek tutan ellerine Sony video-kamera verilmek suretiyle kazandırılmışlardı. ERDOĞAN-karşıtı gibi görünen muhafazakar İngiliz dergisi The Economist, ATATÜRKÇÜ eylemcilerin “bozuk düzen” ile olan ihtilaflarının (ing. “irreconcilable contradictions”) “savaşım”ını medya zemininde sürdürmekte olduklarını çıtlatmaktan geri kalmamış! Bu yazıyı okuma ihtiyacı duyan ecnebi, yakın tarihimizi, bu “irreconcilable contradictions” lafının cahiliye devrinde sivri dillere pelesenk olmuş olduğunu bilecek kadar da iyi bilir. Kapitalist üst akıl Sn.ERDOĞAN’ın arkasındadır, TUSiAD’ın değil [bkz: “Absurdity in power”, The Economist dergisi, ©2017 The Economist Newspaper Limited, (ISSN) 9 7700 1306-1220, Volume 424 Number 9051, July 29th-August 4th 2017, Yazdıred by Roularta Printing Roeselare Belgium, s.21].

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak