PİRHA – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Suriye’deki tüm halkların tehdit altında olduğunu belirterek “birlikte mücadele” vurgusu yaptı. Kürtler, Aleviler ve diğer azınlıkların, birlikte hareket etmesi gerektiğini savunan Kamilağaoğlu “Çünkü biz sadece hayatta kalmayı değil, onurumuzu koruyarak yaşamayı savunuyoruz” dedi.
HTŞ ve IŞİD tarafından Rojava’ya dönük saldırıları sürüyor. İnsani krizle yüz yüze olan Kobani şehrindeki halk, barınma ve beslenme sorunlarıyla da mücadele ederken, 5 çocuk donarak yaşamını yitirdi.
Alevi toplumu nezdinde tepkiyle karşılanan HTŞ-IŞİD saldırılarına ilişkin bir tepki de Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu’ndan geldi. Suriye’de kaygılı gelişmeler olduğunu söyleyen Kamilağaoğlu, tüm kesimlerin tehdit altında olduğunu belirtti.
“HERKES TEHDİT ALTINDA”
Kamilağaoğlu, HTŞ liderliğindeki bir hükümetin, çoğulcu bir ülke talebine karşılık veremeyeceğini vurgulayarak şunları aktardı:
“Bugün Suriye’de yaşananları yalnızca bir devrin kapanışı sonrası yaşanan bir iç savaşın devamı olarak okumak büyük bir yanılgı olur. Şu anda yaşananlar bir ülkenin yeniden dizayn edilmesi, yeniden bir toplumun korku üzerinden biçimlendirilmesi ve radikal–şeriatçı bir zihniyete takım elbise giydirilerek bu zihniyeti meşrulaştırılmasıdır.
Bu süreç, sadece askeri bir süreç değil, siyasi ve tarihsel bir süreçtir aynı zamanda. Bu nedenle bugün Suriye’de yaşananlar Türkiye’nin, ABD’nin, İngiltere’nin ve Avrupa’daki bazı ülkelerin baktığı gibi geçici çözümlerle değil, soğukkanlı, gerçekçi ve cesur bir dille ele alınmalıdır.
Bugün Suriye’de herkes tehdit altında. Alevileri, Dürziler, Hristiyanlar, gayrimüslimler, Kürtler, sekülerler aydınlar ve muhalifler…
Suriye’de HTŞ ve ona eklemlenen diğer cihadist gurupların zihniyeti açıktır. Onların çoğulculuğa karşı tahammülleri yoktur. Onlar, varlıklarını farklı kimliklerin, inançların ve ötekilerin yokluğu üzerine kurarlar. Eşit yurttaşlığa, seküler yaşama yer yoktur.”
DÜN TERÖRİSTTİ BUGÜN CUMHURBAŞKANI!
Suriye’de yaşananların sadece bir güvenlik sorunu olmadığını belirten Kamilağaoğlu, “Suriye için bir zihniyet, bir rejim ve bir toplum tasarımı sorunudur” yorumunu yaptı. Kısa süre öncesine kadar Ahmed el-Sharaa’nın başına 10 milyon dolar ödül konulduğunu hatırlatan Nevin Kamilağaoğlu, görüşlerini şu cümlelerle aktardı:
“Hiç bir uluslararası mahkemede yargılanmadan, hiçbir dosyadan aklanmadan, bir günde devlet başkanı haline getirildi! Dün ‘terörist’ denilen kişi, bugün Birleşmiş Milletler’de kırmızı halıyla karşılanan meşru bir aktöre dönüştü. Onun için yaptırımlar kaldırıldı. Avrupa kapıları açıldı. Bakanlar ayağına gitti. Şeriatı savunan bir liderle tokalaşmaya çalışan Avrupalı kadın bakanların elleri havada kaldı. Bu sahneler bize gösterdi ki sorun terör değil, Avrupa açısından çıkarlar pazarlığı.”
CİHADİSTLERİN KATLİAM, TECAVÜZ VE GASP BİLANÇOSU!
Nevin Kamilağaoğlu, HTŞ-IŞİD zihniyetinin azınlıklara yönelik sistematik baskısının devam ettiğini de vurguladı. HTŞ’nin iktidara gelmesiyle birlikte başta Alevi, Dürzi ve Hıristiyanlara karşı katliam, sindirme ve tasfiyelerin başladığını belirten Kamilağaoğlu, Alevi yerleşim yerlerinde halen baskıların olduğunu da aktardı. Kadınlara yönelik kaçırma ve tecavüz vakalarına da değinen Kamilağaoğlu “Bazı Alevi köylerinde tüm erkekler öldürüldü. Aleviler, temizlenmesi gereken topluluk olarak hedef gösterildi. Sonra sıra Dürzilere geldi. Hristiyanların kiliselerine saldırılar başladı. Mezar taşları tahrip edildi. Bazı Hristiyan aileler göçe zorlandı, mülklerine ve ibadethanelere el koyma olayları çok arttı. Son aşamada bu devşirme hükümet Kürt bölgelerine yöneldi” dedi.
SALDIRILARIN SEBEBİ: KADIN ÖZGÜRLÜKÇÜ ANLAYIŞ!
AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Rojava’da süren saldırıların arka planına da işaret etti:
“Kürt siyasi yapıları tasfiye edilmeye çalışılıyor. Para ve güç karşılığı satın alınan Arap aşiretleri üzerinden kuşatma politikası yürütülüyor. Bu tablo bize şunu söylüyor:
Önce Aleviler, sonra Dürziler, ardından Hristiyanlar ve en sonunda Kürtler. Bu bir zincirdir. Bu zincir, tehlikeli gelişmelere dönüşüyor. Son günlerde Rojava ‘da yaşanan olumsuzluklar düşünüldüğünde Kürtler üzerindeki oyunlar çok fazla soruyu gündeme getiriyor. Neden hiçbir bölgesel güç, güçlü bir Kürt statüsü istemiyor? Çünkü kadın özgürlükçü, kolektif, demokratik Rojava modeli ve böyle bir model, emsal teşkil ederse Kürt toplumlarını ve bölge ülkeleri içerisinde yaşayan diğer Kürtleri ve azınlıkları cesaretlendirir, bu gelişmeler de merkezi devlet yapılarının otoritesini sarsar. Bundan dolayı böyle bir modelin yıkılması gerekir!
Diğer yandan, Ortadoğu’daki Kürt meselesi bununla da sınırlı değil. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi IKBY, bölge devletleri için tehlikeli ve bulaşıcı bir model olarak gizli gizli sunulmaktadır. Türkiye başta olmak üzere büyük güçler, IKBYnin şu anda askerî, ekonomik ve siyasi kuşatma altına almış durumdalar. Türkiye’nin bölgede yaklaşık 139 askeri varlığının bulunduğu bilinmektedir. Peki Neden? Çünkü benzer bir model kendi sınırlarımız içinde oluşmamalıdır! Bu nedenle IKBY bilinçli olarak zayıflatılmakta, işlevsizleştirilmekte ve itibarsızlaştırılmaktadır.”
“BU KÖTÜLÜĞÜ NORMALLEŞTİRMEYECEĞİZ”
Gelinen süreçte Kürtlerin, Alevilerin ve diğer azınlıkların, birlikte hareket etmesi gerektiğinin altını çizen Kamilağaoğlu “Duygusal reflekslerle değil, yaşanılan bunca acıdan sonra diplomasi, uluslararası görünürlük ve iç dayanışma stratejileri üretmesi zorunludur. Bu dönem, akıl, gerçekçilik ve strateji dönemidir. Somut koşullar ve stratejik hamleler sürekli değişiyor” dedi.
Kamilağaoğlu, “Biz teslim olmayacağız” diyerek sözlerini şu cümlelerle tamamladı:
“Bir gerçeğimiz daha var: Direniş geleneğimiz. Eşitliği savunan Alevi felsefemiz. Mazlumdan yana durma ahlakımız.
Biz bu kötülüğü normalleştirmeyeceğiz. Biz bu adaletsizliği, bize kader gibi sunulan anlayışı reddedeceğiz. Çünkü biz sadece hayatta kalmayı değil, onurumuzu koruyarak yaşamayı savunuyoruz.”
(HABER MERKEZİ)
Yoruma kapalı.