PİRHA- Kerpen Alevi Kültür Merkezi’nde düzenlenen söyleşide konuşan Necati Şahin, Aleviliğin muhabbet kültürünü, eşitlik anlayışını ve doğayla ilişkisini anlattı. Suriye’de Alevilere yönelik katliamlara da değinen Şahin, çocukluk yıllarında anadili nedeniyle maruz kaldığı baskıları paylaştı.
Almanya’nın Kerpen kentindeki Alevi Kültür Merkezi’nde Sanat Yönetmeni ve Yazar Necati Şahin kitaplarını tanıttı. Şahin, Alevi öğretisinin insanı merkeze alan yaklaşımından Suriye’de yaşananlara, anadil üzerindeki baskılardan kendi yaşam öyküsüne kadar çeşitli konularda değerlendirmelerde bulundu.
Etkinlik Kerpen Alevi Kültür Merkezi Başkanı Ahmet İlhan’ın selamlama konuşması ile başladı.
Ardından Pir Ali Rıza Yıldız deyişler seslendirdi.
“MUHABBET, BİRİNİN AÇTIĞI GÜZEL SÖZÜ ÖBÜRÜNÜN TAMAMLAMASIDIR”
Konuşmasına Alevilikte muhabbet kültürünün önemini anlatarak başlayan Sanat Yönetmeni ve Yazar Necati Şahin, muhabbetin birbirini dinlemeye ve tamamlamaya dayandığını vurgulayarak, “Muhabbet, birinin açtığı güzel sözü öbürünün tamamladığı, eksiğini bir başkasının giderdiği bir ortamdır” dedi.
Muhabbetin oturma düzeninden başlayarak eşitlik anlayışını yansıtması gerektiğini söyleyen Şahin, etkinlikteki oturma düzenini de bu açıdan değerlendirdi:
“Daire olacak. Cemal cemale bakacak. Kırklar Meclisi gibi, Kırklar Cemi gibi olacak. Büyüğü, küçüğü yok. Ulusu yok. Hepsi eşit.”
Alevi toplumunun muhabbet kültüründen uzaklaştığını belirten Şahin, bunun yeni bir durum olmadığını, yaklaşık 150 yıl önce başlayan bir aşınmanın sonucu olduğunu ifade etti.
Aleviliğin İnsan-ı Kamil olma yolculuğu olduğunu ifade eden Şahin Aleviğin ırkçılığı, kökten dinciliği ve doğa talanını reddettiğini kaydetti.
Alevi öğretisinin ırkçılığa karşı yaklaşımını “72 millete bir nazarla bakmak” ilkesi üzerinden anlatan Şahin, bu anlayışın insanlar arasında ayrım yapmamayı gerektirdiğini belirtti.
Kökten dincilik karşısında ise “Benim Kâbe’m insandır” sözünü hatırlatan Şahin, bu ifadenin yalnızca belirli bir inanç topluluğunu kapsamadığını vurguladı.
Aleviliğin doğayla kurduğu ilişkiye de değinen Şahin, dağların, suların ve ağaçların kutsal kabul edilmesinin doğayı koruma anlayışıyla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Bu yaklaşımı, “Önce dağa, taşa ver. Sonra kurda, kuşa ver. Sonra konu komşuya ver. Kalırsa da bana ver” sözleriyle anlattı.
SURİYE’DEKİ ALEVİ SOYKIRIMI
Konuşmasında Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara da yer veren Şahin, Alevi Soykırım’ı kitabını anlattı.
8 Aralık 2024’teki gelişmelerin ardından Alevilerin hedef alınabileceği yönünde kaygılarını dile getirdiğini ve girişimde bulunulması çağrısı yaptığını aktardı.
Bu süreçte İbrahim Kalın’a açık mektup yazdığını belirten Şahin, Kalın’ın bağlamayla seslendirdiği “Var Gör Nice Olur” eserine gönderme yaparak Suriye’deki Alevilerin durumunu sorduğunu ifade etti. Şahin, mektubuna verilen yanıtta Alevilere yönelik baskı ve tehditlere seyirci kalınmayacağının bildirildiğini söyledi.
Bunun üzerine ikinci bir mektup kaleme aldığını anlatan Şahin, “Sizin bu mektubunuzu teminat olarak alıyoruz. Umarım size hatırlatmak zorunda kalmayız” diye yazdığını aktardı.
Şahin, “soykırım” olarak nitelendirdiği 6, 7 ve 8 Mart 2025’teki katliamların ardından yeniden mektup yazdığını belirtti. Öldürülenlerin ve kaçırılan kadınlarla çocukların sayısının tam olarak bilinmediğini ifade etti.
KİTABIN GELİRİ YETİM KALAN ÇOCUKLARA
Şahin, söyleşide sözünü ettiği kitabın kapağındaki kadının yaşadıklarını da anlattı. Kadının iki oğlu ve bir torununun gözleri önünde öldürüldüğünü belirten Şahin, cenazelerin yakılmasını önlemek için üç gün boyunca başlarında beklediğini aktardı.
Kitabında bu tanıklığa ilişkin bilgilere yer verdiğini söyleyen Şahin, kitabın gelirinin Suriye’deki katliamlarda yetim kalan çocuklar için oluşturulan koruyucu aile hesabına aktarıldığını ifade etti.
YAŞANAN BASKILARI MİZAHİ BİR DİLLE ANLATTI
“Allah’ım Beni Türk Yap” adlı kitabına adını veren çocukluk anısını da paylaşan Şahin, 1961 yılında köylerinde açılan okulda Kürtçe konuşmanın yasaklandığını anlattı. Yasağın yalnızca okulla sınırlı tutulmadığını, çocukların evde ve gündelik yaşamda konuştuklarının da denetlendiğini belirtti.
Ablasıyla yaşadığı bir tartışma sırasında Kürtçe “peşkir” dediği için öğretmene şikayet edildiğini anlatan Şahin, ilkokul birinci sınıftayken öğretmeninden tokat yediğini söyledi:
Yaşadığı baskının çocuk dünyasında kimliğinden uzaklaşma isteğine dönüştüğünü belirten Şahin, geceleri Türk olarak uyanmayı dilediğini anlattı. Anadilin yasaklanmasının insanın kimliğinde açtığı yaraya dikkat çekerek, “Bunun psikolojik olarak nasıl bir cinayet olduğunu tahmin edebilir misiniz?” diye sordu.
İlerleyen yıllarda Alevi kimliği nedeniyle de ayrımcılıkla karşılaştığını ifade eden Şahin, yaşadıklarını kitabında mizahla anlattığını belirtti. Şahin, aktardığı deneyimlerin yalnızca kendisine ait olmadığını vurgulayarak, “Bu, çoğunun hikâyesi. Yalnız bizim değil” dedi.
PİRHA/KERPEN
Yoruma kapalı.