PİRHA – Milletvekili Ayten Kordu, 6-7 Şubat depremlerinin 3. yıldönümünde yaşananların özetini çıkararak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına araştırma önergesi sundu. Kordu, mağduriyetlerin halen devam ettiğini belirterek, Dersim ve çevre illerdeki olası deprem risklerine de dikkat çekti.
Maraş merkezli 6 Şubat 2023’te yaşanan depremde resmi verilere göre en az 53 bin 537 yurttaş yaşamını yitirdi, yüz binlerce kişi de yaralandı. Deprem sebebiyle, milyonlarca kişi de yaşam alanlarını değiştirmek zorunda kaldı.
DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Maraş depremlerinin üçüncü yıldönümünde, İstanbul, Dersim, Bingöl ve Hakkâri’nin de yüksek deprem riski taşıdığına işaret etti.
Milletvekili Kordu, 6 Şubat depremlerinin ardından geçen üç yılın tüm boyutlarıyla incelenmesi, kamu kaynaklarının kullanımının denetlenmesi, sorumluların tespit edilmesi ve gelecekteki olası afetlere karşı hazırlıklı olunması amacıyla Meclis Araştırması açılmasını talep etti.
“HUKUKİ SÜREÇLER KAMU VİCDANINI TATMİN ETMEKTEN UZAK”
Milletvekili Ayten Kordu, Meclis Araştırması gerekçesinde, 6 Şubat 2023 depreminin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen bölge halkının halen barınma, sağlık, eğitim, istihdam, altyapı, sosyal güvenlik ve adalet başta olmak üzere temel sorunlarının çözülemediğini belirtti. Barınma sorununun hâlen en yakıcı başlık olduğunu ifade eden Kordu, önergesinde şu hususlara dikkat çekti:
“Yüz binlerce yurttaş konteyner kentlerde halen yaşam mücadelesi verirken, anahtar teslimi denilen konutların önemli bir kısmı altyapı eksiklikleriyle teslim edilmiştir. Bunun yanında hasar tespit süreçlerinde ciddi bilimsel ve idari sorunlar yaşanmış; uzman olmayan kişiler tarafından yapılan yüzeysel değerlendirmeler sonucu sağlam binalara ağır hasar raporları verilirken, kimi riskli binalar ise hasarsız sayılabilmiştir. Orta hasarlı yapıların yıkımına ilişkin sonradan getirilen ani kararlar, binaların güçlendirme süreçlerindeki belirsizlikler ve yüksek maliyetler, yurttaşlar açısından yeni mağduriyetler yaratmıştır. Bu süreç, kararların şeffaf ve bilimsel temelde alınmadığı yönündeki eleştirileri artırmış, Orta Hasarlı Bina Mağdurları Platformu gibi yurttaş girişimlerinin oluşmasına yol açmıştır.
Deprem bölgesinde ekonomik yıkım da derinleşmiştir. Küçük esnafın önemli bir bölümü kepenk kapatmış; tarım ve hayvancılıkta altyapı onarımlarının yapılmaması ve yetersiz destekler gıda güvencesini tehdit eden verim kayıplarına yol açmıştır.
Depremde yıkılan binalara ilişkin hukuki süreçler ise kamu vicdanını tatmin etmekten uzaktır. Yıkılan binaların sorumluları, müteahhitler, denetçiler ve kamu görevlileri hakkında yürütülen davaların uzun sürmesi, firari sanıkların bulunamaması ve yargı süreçlerinin şeffaf yürütülmemesi, kamu vicdanında cezasızlık algısını güçlendirmiştir.”
DEPREM RİSKİ DEVAM EDİYOR!
Ayten Kordu, deprem sürecinin en ağır insani boyutlarından birisinin de kayıp yurttaşlar meselesi olduğunu belirtti. Deprem Mağdurları ve Kayıp Yakınlarıyla Dayanışma Derneği (DEMAK) bünyesinde bir araya gelen ailelerin, aradan geçen zamana rağmen yakınlarının akıbetine dair bilgi alamadıklarını aktaran Kordu, şu cümlelere yer verdi:
“Dernek temsilcilerine göre hâlen en az 145 depremzededen haber alınamamış; bu kayıpların 44’ünün çocuk olduğu belirtilmiştir. Yaralı olarak ambulanslara bindirildiği söylenen ancak sonrasında izine rastlanamayan kişiler, kimlikleri belirlenmeden defnedilen cenazeler ve kayıt sistemlerindeki eksiklikler, aileler için büyük bir belirsizlik ve travma yaratmaktadır.
Öte yandan deprem bölgesinde yaşanan bu sorunlar yalnızca geçmişe ait değildir; Türkiye’nin deprem kuşağında yer alması nedeniyle geleceğe dair ciddi endişeler yaratmaktadır. Uzmanların İstanbul, Dersim, Bingöl, Hakkâri ve diğer yüksek riskli bölgeler için yaptığı uyarılar, mevcut afet yönetim sisteminin yetersizliklerinin giderilmemesi halinde yeni felaketlerin daha büyük toplumsal sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir. 6 Şubat depremlerinde yaşanan koordinasyon eksikliği, plansız kentleşme, rant odaklı yapılaşma, denetim zafiyetleri ve afet toplanma alanlarının azaltılması gibi sorunlar, gelecekte olası depremler karşısında toplumun can güvenliğini tehdit etmektedir.
Bu bağlamda Dersim’de de deprem riskleri dikkat çekmektedir. Dersim’in Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer aldığı; üç ayrı diri fay zonunun bulunduğu ve bu fayların 7 büyüklüğünün üzerinde deprem üretme potansiyeline sahip olduğu yönünde bilimsel uyarılar yapılmaktadır. Buna karşın kentte yapı stokunun güncel risk analizlerinin yeterince yapılmadığı, afet hazırlık planlarının şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmadığı ve yerel ölçekte güçlendirme çalışmalarının yetersiz kaldığı yönünde eleştiriler bulunmaktadır.”
PİRHA/ANKARA
Yoruma kapalı.