Alevi Haber Ajansi

Milletvekili Fırat: Cemre önce toprağa, ardından da Adalet Bakanı’nın vicdanına düşsün!-VİDEO

PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı raporu değerlendirdi. Fırat, Alevi sorununun “bu toprakların can meselesi” olduğunu vurgulayarak “Kürt meselesi demokratik yollarla çözülür, haklar tanınırsa Alevi meselesine de yoğunlaşılacaktır. Kısa süre içerisinde Alevi sorununa dair bazı adımların atılacağını da görüyorum” dedi. 

DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair Meclis komisyonunun hazırladığı raporu değerlendirdi. Fırat, söz konusu rapora dair eleştirileri gördüklerini belirterek ““Yoğun bir tartışma var. Komisyon eleştiriliyor. Fakat burayı, maksimum düzeyde kurumların, partilerin üzerine anlaştığı bir platform olarak görmek gerekiyor” dedi.

Her partinin, tüm isteklerine raporda yer verilemediğinin altını çizen Fırat, “Uzlaşma var ise her iki tarafın da ‘benim her istediğim olacak’ mantığını gütmemeli” diye konuştu. Fırat, asıl odaklanılması gerekenin bundan sonraki süreç olduğunu söyleyerek, “Bu koşullar içerisinde ancak bu olur. Bence 6. 7. maddeye yoğunlaşmak lazım. Onun üzerinde büyük bir baskı oluşturmak gerekiyor” dedi.

“HER CANIMIZIN BARIŞA DAİR SÖZ KURMASI GEREK”

“Artık bütün yurttaşlara büyük bir sorumluluk düşüyor” diyen Celal Fırat, sürecin daha da yoğunlaşacağına işaret etti.

“Ülkedeki ayrımcılıkları hepimiz çok acı bir şekilde hissediyor, görüyoruz. Hepimizin yüreği yanıyor. 51 yaşındayım, şu an şu sürece baktığımda bazen ‘böyle bir dönemde keşke dünyaya gelmeseydim’ diyorum. Bu coğrafyada her gün adeta satranç oynuyoruz. Böyle bir süreç içerisinde olmamak gerekiyordu. Ama maalesef omuzlarımızda büyük bir yükümlülük var. Her canımızın, bu konularla ilgili; barışa, kardeşliğe dair söz kurması gereken bir süreci yaşıyoruz.

Türkiye’nin hali meydanda. Cezaevlerinde şu an 10 bin siyasi tutuklu var. Adalet peşinde koşan insanlar var. Zamanında belki etkin bir söz kurulabilseydi, birbirimizin elinden tutsaydık bu sorunlar meydana gelmezdi. Bu sorunları ortadan kaldıracak da bu ülkenin aydınları, emekçileri, siyasi partileri, inanç gruplarıdır. Herkesin üzerinde büyük bir sorumluluk var.”

GÖZLER 27 ŞUBAT’TA YAPILACAK AÇIKLAMADA!

27 Şubat itibariyle Barış ve Demokratik Toplum Süreci bir yılını dolduracak. Celal Fırat, DEM Parti’den sürecin yıldönümünde yeni bir açıklama geleceğini de aktardı. Fırat, sürecin baş aktörünün Abdullah Öcalan olduğunun altını çizerek şunları söyledi:

“Sayın Abdullah Öcalan’ın geçtiğimiz günlerde ‘Birinci evre bitti, ikinci evreye şu an yoğunlaşmamız gerekiyor’ açıklaması olmuştu. Cuma günü de Ankara’da bir toplantı olacak. Barışı, kardeşlik hukukunu daha pekiştirebilecek, bütün kimliklerin birbirine saygı gösterdikleri mekanizmaların oluşması lazım. Sayın Öcalan bu konuda gerçekten çok büyük sorumluluk aldı. Meclis komisyonu her tıkandığında sayın Öcalan’ın olumlu anlamda bir müdahalesi oldu denilebilir. Süreç birinci yılını doldurduğunda umut ediyorum ki tüm halkların, inançların, kimliklerin, kendini özgürce ifade edebilecekleri bir Türkiye oluşsun. Açıkçası umutsuz olmak istemiyorum ama yaratılanlardan dolayı kaygılarımız da çok büyük. Ama bu kaygıların da arkasına sığınmamak lazım. Düşmanlık üzerinden bu sürece bakmamak lazım. Bugünlerde toprağa cemreler düşüyor. Gönüllerimize de sevgi tohumları düşsün diyorum. Bu coğrafyanın umuda, barışa, kardeşliğe ihtiyacı var. İnanıyorum ki 27 Şubat’ta yapılacak açıklamalar da buna vesile olacaktır.”

KOMİSYONUN ORTAKLAŞTIĞI KONULARDAN BİRİSİ DE TUTUKLU SİYASETÇİLER!

Celal Fırat, komisyon raporunda üzerine mutabık kalınan maddelerin başında AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlar olduğunu da sözlerine ekledi. Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve tutuklu belediye başkanlarının durumuna işaret eden Fırat, “Bu mağduriyetlerin giderilmesi için komisyon raporuna imza atan siyasi partilerin büyük bir sorumluluk alması lazım. Nitekim başka bir yere gidemeyeceğimize göre birbirimizin elinden tutup, gönüllerimizi birbirimize açabilmeliyiz. Birbirimize inanmamız lazım. Birbirimize sahip çıkmamız gereken bir süreci yaşıyoruz” dedi.

“ALEVİ SORUNUNA DAİR ADIMLARIN ATILACAĞINI GÖRÜYORUM”

Alevi kesiminin, komisyonda dinlenmemesi meselesine de değinen Fırat, konuyla ilgili yürütülen sürecin detaylarını da paylaştı. “Meseleye ‘Celal Fırat meselesi’ olarak bakan Alevi kurumları oldu diyen Fırat, şunları aktardı:

“Esasında komisyonun ilk günlerinde Alevi kurumlarının isimlerini Meclis Başkanlığına önerdik. Bireysel anlamda bazı kurumlarla görüşmeler yapıldı. Alevi örgütlerimizin birçoğu ‘Biz gelip orada Alevi örgütlerinin meselesini dillendirmek istemiyoruz. Gelip, Kürt sorununa dair düşüncelerimizi ifade etmek istiyoruz’ dediler.  Hatta benim komisyonda olmam münasebetiyle meseleye ‘Celal Fırat meselesi’ üzerinden bakan kurumlarımız oldu. Yanlış bir düşünceydi. Kişiler üzerinden yarınlarımızın belirleyicisi olmamamız lazım. Türkiye’nin bütün problemlerini dillendiren bir masa oluşturuldu. Bunun devam edeceğine de inanıyorum. Mecliste hiç alışık olmadığımız bir ortam oluştu. Bütün siyasi partilerin birbirini dinleyebilecekleri, empati ile birbirine yaklaştıkları bir süreci gördük. Alevi meselesi gerçekten bu toprakların can meselesidir. Türkiye’de Kürt meselesi demokratik yollarla çözülür, haklar tanınırsa inanıyorum ki Alevi meselesine de yoğunlaşılacaktır. Kısa süre içerisinde Alevi sorununa dair bazı adımların atılacağını da görüyorum.”

DEVLETİN ATACAĞI İLK ADIM NE OLACAK?

“İlerleyen süreçte ilk hangi yasal düzenlemeleri görürüz?” sorusuna karşılık Fırat, cezaevlerindeki tutukluları işaret etti. Kayyum politikalarına da derhal son verilmesi gerektiğini söyleyen Fırat, bundan sonraki adımın Adalet Bakanlığında olduğunu ifade etti.

“Selahattin ve Figen başkan ile birlikte Cumhuriyet Halk Partisi’nde tutuklu olan belediye başkanları var. Herhangi bir hükümlülük almamışlar! Bunlar, insanların vicdanını kanatan konular. Van Büyükşehir Belediye Başkanı kaç senedir tutuklu! Eş başkanlarımızın da Numan Bey’e ilettikleri oldu; artık işte önümüzde bir bayram ve Newroz var. Herhangi bir yasal süreç işletilmeden bile bu adımlar atılabilir. Herhangi bir kanun çıkartılmadan kayyum politikalarından vazgeçilebilinir cezaevindeki insanlar çıkartılabilir.

Cemre işte şu an toprağa düşüyor. Cemre Adalet Bakanı’nın gönlüne, vicdanına da düşsün. Artık bu kadar zulüm yeter diyorum. Hepimizin yüreği yanık. İnfaz düzenlemeleri, terörle mücadele kanunları ve dağdan inecek gerillalara dair hızlı bir şekilde adımların atılması gerekiyor. Mecliste nitekim anlaşmalar yapıldı.”

“BU NASIL KARDEŞLİK?”

Celal Fırat, demokratikleşmenin konuşulduğu bir dönemde okullarda yürürlüğe konulan tartışmalı uygulamalara da değindi. Alevi ve Kürt çocuklarının maruz kaldığı asimilasyona değinen Fırat şöyle devam etti:

“Ramazan etkinliklerinin, farklı şenliklerin yapılması ile ilgili okullara bir talimat var. Bunun yanlış olduğunu, laiklik ilkesine de aykırı olmakla beraber bunun kaldırılması gerektiği ile ilgili Mecliste söz kurdum. Birkaç gündür linç kampanyası yürütülüyor. ‘Siz camiye, Ramazan’a karşı mısınız?’ diyorlar. Empatiden bahsediyorum. Bu insanlarla nasıl uzlaşacağız, bunun da kaygısı var içimizde. Sünni bir çocuğa, Alevilerin ya da Hristiyanların itikat ve inancını dayatma hakkınız olabilir mi? Okullarımızın ilim yuvaları olması gerekiyor. Aynı şekilde işte Kürt çocukları… Şu an onlarca eğitim dili mevcut. İngilizce, Arapça, Almanca, Rusça eğitim veriliyor ama Kürtçe mesele olduğunda birileri hemen ‘milli güvenlik sorunu’ olarak görüyor. ‘Vay efendim ülke bölünecek!’ Böyle bir kardeşlik olabilir mi? Efendim işte biz Çanakkale’de beraberdik. Evet beraberdik. Adalette de eğitimde de beraber olalım. ‘Et ve tırnak gibiyiz’ diyorlar ama her gün parmaklarımızı kesiyorsunuz! Seçimlere doğru gidiyoruz. Muhtemeldir ki bir gerginlik de çıkartacaklar. Milli Eğitim Bakanı’nın da böyle bir hakkı yok. Madem öyle okullara ne gerek duyalım? Bütün çocukları camilere gönderelim, orada eğitim verilsin! Bu yaklaşım kesinlikle doğru değil. Esasında en büyük tepki göstermesi gereken de Sünni canlarımız olmalıydı. Meclis binası içinde Alevi, Sünni, Türk, Kürt var. Her partili mevcut. Bir sıkıntı da yaşamıyoruz. İşte aynı okullarda çocuklarımız okuyor ama şu an sıkıntı olacak. Çocuklarımızı okula göndermeme kararı mı alalım? İktidarın, bu mantıktan geri adım atması gerekiyor. Umut ediyorum ki vicdan sahibi insanlar bu dayatmadan vazgeçer.”

Eren GÜVEN/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.