Alevi Haber Ajansi

Maraş Merkezli Depremlerin 3. Yılında Leverkusen’de Anma: Birbirimizin Xızır’ı Olmalıyız-VİDEO

PİRHA-6 Şubat 2023’te Maraş merkezli depremlerde yaşamını yitirenler, felaketin 3. yılında Leverkusen Alevi Dergahı’nda düzenlenen anma ile yad edildi. Anmada dayanışma, birlik ve adalet vurgusu öne çıktı.

6 Şubat 2023’te Maraş merkezli depremlerin 3. yılı vesilesiyle Leverkusen Alevi Dergahı’nda anma düzenlendi. On binlerce insanın yaşamını yitirdiği, milyonlarca insanın yerinden edildiği depremlerin yarattığı büyük yıkım, anmada bir kez daha hafızalarda tazelendi.

Anmaya Pir Cemal Cenan, Didar Ana, FEDA Eşbaşkanı Huri Kabayel, Leverkusen Alevi Dergahı Eşbaşkanı Ergün Volkan, MARDEF Yönetim Kurulu Üyesi Salman Ökmen’in yanında çok sayıda kişi katıldı. Anma, yalnızca kayıpları anmak için değil, aynı zamanda adalet, yüzleşme ve dayanışma çağrısını yükseltmek amacıyla gerçekleştirildi.

Anma çerağların uyandırılması ile başladı.

Didar Ana depremde yaşananlara dikkat çekerek, herkesin birbirinin Xızır’ı olması gerektiğini söyledi. Yaşanan acıların ancak paylaşarak ve dayanışmayı büyüterek hafifletilebileceğini vurguladı.

Pir Cemal Cenan da Xızır ayında olduğumuzu ifade ederek dayanışmanın önemine dikkat çekti. Toplumsal felaketlerin kader olarak sunulamayacağını, örgütlü dayanışmanın ve hak arayışının hayati olduğunu belirtti.

 

“DEPREM SONRASI YAŞANANLAR ALEVİ COĞRAFYASINDA AÇIK BİR YARAYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

HDP 26. Dönem Milletvekili Besime Konca, deprem sonrası yaşanan sürecin yalnızca bir doğa felaketi olmadığını, devletin bilinçli ihmali ve politik tutumlarıyla özellikle Alevi coğrafyasında derin, açık ve kalıcı bir yaraya dönüştürüldüğünü söyledi.

Konca, konuşmasında depremde Pazarcık, Elbistan, Adıyaman, Malatya, Hatay, İskenderun ve Adana başta olmak üzere birçok kentte binlerce canın yitirildiğini hatırlattı. Felaketin ardından halkın büyük bir dayanışma sergilediğini, acıların paylaşılmaya çalışıldığını belirten Konca, buna karşın devletin üç yıllık süreci adeta unutturarak yaraların sarılmasını yarım bıraktığını ifade etti.

Depremin ardından yaşananların bir tufan olarak tanımlanabileceğini söyleyen Konca, ancak bu tufanı Kerbela’ya çeviren şeyin sistemin kendisi olduğunu vurguladı. Alevi toplumunun yıllardır inkar, hakaret, tehdit, korku ve katliamlarla yüz yüze bırakıldığını dile getiren Konca, deprem sürecinde de bu tarihsel inkarın devam ettiğini söyledi.

“DEVLETİN İHMALİ FELAKETİ DERİNLEŞTİRDİ”

Konca, yardım bekleyen insanların olduğu bir dönemde devletin günlerce müdahale etmediğini, bunu savaş gerekçesiyle açıklamasına rağmen bilinçli bir tercihle hareket ettiğini ifade etti. Yaşanan felaketin böylece ideolojik ve politik bir devlet düşmanlığına dönüştürüldüğünü belirtti.

Devletin yükümlülüklerini yerine getirmediğini vurgulayan Konca, hala konteynerlerde yaşam mücadelesi veren aileler olduğunu, birçok cenazeye ulaşılamadığını ve binlerce çocuğun hala kayıp olduğunu söyledi. Elbistan’da depremin ikinci gününde binlerce ailenin otobüslerle Ege kıyılarına gönderildiğini hatırlatan Konca, bu ailelerin geri dönüp dönmediğinin dahi bilinmediğini ifade etti.

Göçün sadece zorunluluktan değil, bilinçli politikalarla derinleştirildiğini söyleyen Konca, Avrupa’ya açılan kapılarla birlikte gençlerin akın akın göç etmek zorunda bırakıldığını belirtti. Devletin yardım adı altında köylerin coğrafyasını değiştirdiğini, yapılan konutlarla halkı birbirinden kopararak izole ettiğini dile getirdi.

Konca, bu sürecin Alevi’yi tanımayan, Kürt’ü tanımayan inkarcı ve soykırımcı siyasetin devamı olduğunu söyledi. Bazı aileler için barınma olanakları yaratılmaya çalışıldığını ancak yaraların toplumun kendi lokmasıyla sarılmak zorunda kaldığını belirtti.

Açık yaranın Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Tokat’ta, Malatya’da, Gazi’de ve Gezi’de olduğu gibi hala kanadığını söyleyen Konca, bu yaranın sürekli kaşındığını ifade etti. Toplum olarak bu sürecin yeterince takip edilemediğini, daha güçlü ve örgütlü bir sorgulama geliştirilebileceğini dile getirdi.

GÖÇ, HAFIZA KAYBI VE SAHİPLENME ÇAĞRISI

Göçün önüne geçilebileceğini, insanların aynı yerde, aynı biçimde yeniden yaşam kurmasının sağlanabileceğini belirten Konca, hafızanın silinmesine engel olunması gerektiğini vurguladı. Önümüzdeki süreçte daha büyük felaketlerle karşılaşılabileceğini, bu nedenle dayanışmanın ve sahiplenmenin büyütülmesi gerektiğini ifade etti.

levi toplumunun büyük, emekçi ve hafızasını koruyan bir toplum olduğunu vurgulayan Konca, buna rağmen kırılgan ve dağınık bir gerçeklikle karşı karşıya olunduğunu dile getirdi. Avrupa’da olmanın kaçıncı sürgün olduğunu soran Konca, soykırım dayatmalarına rağmen direnen bir toplum olduklarını söyledi.

Anma’da katılımcılar deprem gibi felaketlerde birlik olmanın gerekliliğine değinen mesajlarını paylaştı. İhmallerin unutulmaması, sorumluların hesap vermesi ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelenin sürdürülmesi gerektiği vurgulandı.

Anma Hozan Cömert’in seslendirdiği ağıtla sona erdi.

PİRHA-LEVERKUSEN

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.