Alevi Haber Ajansi

Maraş Kürtçesi ve kültürel hafıza: Kimlik, dil ve coğrafya arasında kopan bağlar

PİRHA – Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) tarafından Almanya’nın Siegen kentinde düzenlenen 7. Buluşma Kampı, “Dil, Kimlik ve Coğrafya: Kürtlerin Maraş’taki Renkleri” konulu panelle devam etti.

Moderatörlüğünü Ahmet Nazlıkul’un yaptığı panelde, eğitimci Mehmet Kömür ilk olarak söz aldı. Kömür, bölgenin hafıza mekânlarına, kimlik aktarımına ve coğrafyayla bağın kültürel süreklilik açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.

“COĞRAFYA DİLİN VE KİMLİĞİN TAŞIYICISIDIR”

Kömür, coğrafya, kimlik ve dilin birbirinden kopuk düşünülemeyeceğini belirterek, “Coğrafya kimliği şekillendirir, kimlik de dili yaşatır. Dil sadece bir konuşma aracı değil, kültürün taşıyıcısıdır. Coğrafyayla bağımızı kopardığımız anda inancımızı, kültürel hafızamızı da kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız. Hafıza mekânları korunmazsa kültür gelecek kuşaklara aktarılamaz” dedi.

Emekli olduktan sonra bölge coğrafyası üzerine daha fazla çalışmaya başladığını ifade eden Kömür, hafıza mekânlarının önemine dikkat çekti. Tacım Baba’nın Elbistan–Tokarşa Köyü’ndeki evi üzerinden somut örnekler verdi: “Tacım Baba’nın evi, kendini koruyabilmiş nadir mekânlardan biri. Taşıyla, ocağıyla, işlemeleriyle, içinde bulunan eşyalarla geçmişi bugünlere taşıyor. Halı, kilim, saz ve diğer el emeği eserler hâlâ o mekânda duruyor. Hatta Elif Ana filmi çekimlerinde bu evdeki eşyalar kullanıldı.”

Kömür, bu mekânın bölgenin kültürel geçmişini bugüne taşıyabilen en güçlü yapılardan biri olduğunu vurgulayarak, evin bir hafıza müzesine çevrilmesini talep etti. Ayrıca bölgenin ağız özelliklerini, kültürel çeşitliliğini ve kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü hafızayı korumanın öneminin altını çizdi.

“KÜRTÇE’DEN UTANDIRAN POLİTİKALAR KİMLİĞİ VE HAFIZAYI TAHRİP ETTİ” 

Panelde Kömür’ün ardından Mazlum Doğan söz aldı. Doğan, Maraş Kürtçesi üzerinden dilin yaşadığı tahribatı ve devlet politikalarının etkisini değerlendirdi. “Biz ne kendi Türkçemizden utanıyorduk, ne de kendi Kürtçemizden. Bugün yaşadığımız dil kaybı, devletin yıllardır uyguladığı politikalardan kaynaklanıyor. Elbette Kürt siyasetinin eksik yanlarını konuşmak gerekir; ancak temel sorun Kürtçeyi hedef alan sistematik politikalardır” dedi.

Doğan, Maraş Kürtçesi ile ilgili yaygın “yarısı Kürtçe yarısı Türkçe” gibi söylemlerin yanlış olduğunu, dilin doğal bir gelişim süreci içinde evrildiğini belirtti: “Dünyadaki hiçbir dil tamamen ‘saf’ değildir. Bugünkü İngilizce’nin yüzde 45’i Fransızca, yüzde 16’sı Latince kökenli. Maraş Kürtçesi de bu doğal süreçten bağımsız değil.”

Coğrafya, kimlik ve dil arasındaki bağın kopmasının kimliksel çözülmelere yol açtığını ifade eden Doğan, “Coğrafyayla bağımız koparsa hafızayı kaybederiz. Hafıza kaybolduğunda kimlik de çözülmeye başlar. Dilin yaşaması yalnızca konuşmakla değil; coğrafya, kültür ve hafıza mekânlarıyla bağın korunmasıyla mümkündür” dedi.

Doğan, gençlerin Kürtçeyi anlamadığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Gençler bugün bile konuştuklarında Kürtçeyi anlıyor. Sorun, bağlamın zayıflaması. Dil baskıyla daraldıkça biz de farkında olmadan yanlış kullanım ve daraltmalara yol açıyoruz” ifadelerini kullandı.

Panel, Kürtçenin ve bölge ağızlarının korunması, kültürel hafızanın güçlendirilmesi ve dilin günlük yaşamda görünür kılınmasının öneminin vurgulanmasıyla sona erdi. Doğan ayrıca Maraş Kürtçesindeki bazı terimlerden örnekler vererek, katılımcılara dilin zenginliğini aktardı.

PİRHA-Siegburg/ALMANYA

 

 

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.